Kıtada "sessiz savaş" olarak nitelendirilen bu dönem, yönetim binalarının koridorlarında yankılanan postalların kaderi tayin ettiği puslu bir süreci işaret ediyor. Açık bir cephe savaşı yaşanmadan bölge; darbeler, yaptırımlar, güvenlik anlaşmaları ve halk tepkileri üzerinden ilerleyen sessiz bir güç mücadelesine sahne oluyor. Bölge ne tam bir yıkım ne de tam bir barış yaşıyor. Batı Afrika, birbiri ardına devrilen sivil yönetimlerle kendi tarihinin en sancılı "domino etkisi" dönemlerinden birinden geçiyor.
Batı Afrika’da son beş yılda art arda yaşanan askeri darbeler, açık bir savaş yaşanmadan bölgenin siyasi dengelerini kökten değiştirirken güvenlik vaadiyle gelen yönetimler istikrarı sağlamakta zorlanıyor. Mali'den Nijer'e uzanan darbe zinciri, yalnızca iç krizlerin değil, Fransa’dan Rusya ve Çin’e uzanan küresel rekabetin de etkisiyle şekillenen çok katmanlı bir güç mücadelesine işaret ediyor.
ACLED verilerine göre, 2020-2024 döneminde Afrika'da en az 9 askeri darbe yapıldı. Bu darbelerin 5'i Batı Afrika ülkelerinde yaşandı. Soğuk Savaş sonrası dönemde gerileyen darbe eğilimi, son beş yılda yeniden ivme kazandı. Ağustos 2020'de Mali’de atılan geri dönülemez adımla başlayan süreç, Bamako sokaklarında yankılanan darbe seslerinin yalnızca bir hükümeti değil, bölgedeki yerleşik düzeni de sarstığını gösterdi.
Bu kıvılcım, 2021'de Gine’de özel kuvvetlerin müdahalesiyle büyüdü. Takvimler 2022'yi gösterdiğinde Burkina Faso'da ordu, bir yıl içinde iki kez "vatanı kurtarma" sloganıyla yönetime el koydu. 2023'ün temmuz ayında ise uranyum zengini olmasına rağmen yoksullukla boğuşan Nijer'de sivil yönetimin kapıları mühürlendi. Uzmanlara göre, bu tekrar eden dil, darbelerin münferit krizler olmaktan çıkıp "başarılı bir model" gibi algılanmasına yol açıyor.
Darbelerin ardından meydanları dolduran kalabalıklar için askeri yönetimler, terörün karanlığına karşı yakılmış birer meşale gibi görüldü ancak rakamların ortaya koyduğu tablo, bu beklentilerin gölgesinde kaldığını gösteriyor. Global Terrorism Index’in verilerine göre Sahel bölgesi, küresel terörün merkez üssü haline gelmiş durumda. Güvenlik sloganıyla yönetime gelen askeri yönetimler döneminde, terör kaynaklı can kayıpları son beş yılda yaklaşık üç kat arttı.
Uluslararası kuruluşların verileri, Batı Afrika'daki askeri müdahalelerin tamamının başarıyla sonuçlanmadığını ortaya koyuyor. ACLED ve Afrika Birliği verilerine göre, 2020-2024 döneminde bölgede en az dört başarısız darbe girişimi daha kayda geçti. Uzmanlar, bu örneklerin zincirleme etkinin otomatik olmadığını ancak başarılı darbelerin, başarısız girişimlere kıyasla bölge orduları üzerinde çok daha güçlü bir psikolojik etki yarattığını vurguluyor.
Batı Afrika'da "yeni sömürgecilik" olarak adlandırılan eski düzen, Fransa'nın bölgedeki askeri varlığını azaltmasıyla çatırdıyor. Yıllardır bölgenin "jandarması" olarak görülen Fransa, bugün Bamako ve Niamey sokaklarında protestolarla karşılanıyor. Fransız askerlerinin boşalttığı üslerde ise Rusya’nın "Africa Corps" unsurları ve Çin'in büyük ölçekli yatırım projeleri dikkat çekiyor.
Bölge analistleri, "Komşu ülkede olduysa burada neden olmasın?" düşüncesinin ordu içinde yaygınlaştığına dikkati çekiyor. Batı Afrika'daki darbe dalgası, açık bir savaş yaşanmadan bölgesel dengeleri değiştiriyor. İstatistikler, bu sürecin geçici bir krizden çok daha kalıcı bir güç mücadelesinin parçası olabileceğine dikkati çekiyor.
Uzmanlar, Batı Afrika'daki darbeler dalgası, bölgenin yeni siyasi normali haline gelebileceğinden endişeli. Afrobarometer’in Mali ve Burkina Faso'da yaptığı kamuoyu araştırmaları, darbelerin ardından orduya duyulan güvenin sivil yönetime kıyasla daha yüksek seyrettiğini ortaya koyuyor.
Batı Afrika'daki askeri müdahaleleri yalnızca dış güç rekabetiyle açıklamak yetersiz kalıyor. Bölge ülkeleri terör saldırıları, ekonomik krizler ve genç nüfusun artan umutsuzluğuyla karşı karşıya. Darbelerin ilk boyutu iç yönetişim krizinden kaynaklanıyor. Uzmanlar, bu sürecin bölgesel ve küresel güç dengeleri açısından "kritik eşikler" oluşturduğunu dile getiriyor.




