Dünya liderleri Ukrayna konusunda kritik görüşmeler için Beyaz Saray'a nadir görülen bir toplu ziyaret gerçekleştiriyor ve bu gün farklı bir gün olacağa benziyor. ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında bir görüşme olarak duyurulan toplantı, artık daha çok bir zirveye dönüşmüş durumda. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Finlandiya, AB ve NATO liderleri, Rusya ile üç yıldır devam eden savaşın nasıl ve hangi koşullarda sona erdirilmesi gerektiği konusunda söz sahibi olmak için Atlantik ötesine geçtiler. Bu durum, risklerin ne kadar yüksek olduğunun ve ABD'nin pozisyonunu Ukrayna'nın daha az lehine olacak şekilde değiştirmesinin Avrupa'da yarattığı kaygıların bir yansıması.
Trump'ın başkanlık kampanyasındaki vaadi, göreve geldiği ilk gün bu sorunu çözeceği yönündeydi ancak altı ay sonra istediği atılım hala gerçekleşmedi. Herhangi bir anlaşmanın koşulları Trump için anlaşmanın kendisinden daha az önemli göründü, bu nedenle koşullar zaman içinde değişti. 15 Ağustos'ta Alaska'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmesinden bu yana Trump, Moskova'ya yönelik eleştirilerini ve yaptırım tehdidini bir kenara bırakmış ve bunun yerine Zelenskiy üzerindeki baskıyı arttırmaya karar vermiş görünüyor. Pazar gecesi geç saatlerde yaptığı bir sosyal medya paylaşımında Zelenskiy'i NATO üyeliği umudundan ve Putin'in 2014 yılında yasadışı bir şekilde ilhak ettiği Kırım'ı geri almaktan vazgeçmesi konusunda uyardı.
Trump'ın elçisi Steve Witkoff 17 Ağustos Pazar günü yaptığı açıklamada, Rusya'yı daha fazla saldırıdan caydırmak amacıyla Washington'un Avrupa'ya güvenlik garantileri sağlayacağını söyledi. Ancak ayrıntılar belirsizliğini koruyor. ABD bugüne kadar Avrupa'nın Ukrayna'nın gelecekteki güvenliğini taahhüt etmesi yönündeki taleplerine direnmişti. Bu durumun gerçekten değişip değişmediğini görmek için tüm gözler Beyaz Saray'da olacak. Zelenskiy, Putin'in etkisinde kalmış görünen ve Zelensky'i barışa engel olmakla suçlayan, giderek sabırsız hale gelen Trump'ın karşısında dik durmak zorunda kalmış görünüyor. Trump muhtemelen Zelenskiy'e Rusya'ya toprak vermeyi kabul etmesi gerektiğini söyleyecek.
Ukrayna Devlet Başkanı'nın bunu kabul etmesi olağanüstü zor zira bu durum 2022'den bu yana binlerce Ukraynalı askerin uğruna öldüğü Donetsk ve Luhansk bölgelerinden geri çekilmeyi gerektirecek. Bu aynı zamanda Rusya'nın büyük toprak parçalarını kontrol etmesine de olanak sağlayacak ve buraları daha sonraki olası saldırıları için kullanabilecek. Dolayısıyla Zelenskiy, Rusya'nın yeniden saldırması halinde devreye girecek güçlü güvenlik garantileri olmadan toprak tavizlerini kabul edemez. Bunlar NATO tarafından sağlanabilirdi ancak Trump Ukrayna'nın ittifaka katılmayacağını açıkça belirtti. Alternatif garantilerin ayrıntıları henüz belirlenmiş değil, ancak bunlar olmadan Zelenskiy'nin herhangi bir taahhütte bulunması zor olacak.
Ukrayna ayrıca Trump'ın ateşkes talebi yerine tam bir barış anlaşması için bastırmaya geçmiş görünmesinden de endişe duyuyor. Bu çok uzun zaman alabilir ve bu arada Rus saldırıları, sivil ölümleri ve cephe kayıpları devam edebilir. Avrupalı liderler Trump'ı ABD'nin Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantilerinin nasıl olabileceği konusunda zorlamaya çalışacaklar. ABD'nin konuyla ilgili açıklamalarının muğlaklığı, Rusya'nın gelecekteki olası saldırılarına karşı korunma konusunda güvenilir bir Amerikan taahhüdü olması gerektiğini düşünen Avrupalılar için de endişe verici. ABD'nin Ukrayna'nın Rusya'ya toprak vermesinde ısrar edebileceği düşüncesi de tedirginlik yaratıyor. Avrupa kıtasının uzun bir kanlı savaş geçmişi var ve liderler egemen bir ülkenin sınırlarının zorla yeniden çizildiği bir senaryodan kaçınmak istiyor.
Bu kadar kalabalık bir liderler grubunun son dakikada Beyaz Saray'ı ziyaret etmesine yönelik kararı bu ciddi kaygılardan kaynaklanıyor. Geçen hafta Alaska zirvesi öncesinde ABD-AB liderleri arasındaki video konferans ardından Trump'ın Rusya'ya yönelik eleştirileri sertleşmiş görünüyordu. Şimdi yeniden Moskova'nın yanında yer alıyor gibi göründüğüne göre Avrupalı liderler kıtanın uzun vadeli güvenliğine ilişkin kaygılarını Trump'a anlatmaya çalışacaklar. Bugün Beyaz Saray'da Rus temsilci bulunmayacak. Bu önemli olmayabilir: Putin geçen haftaki Alaska zirvesinde Trump üzerinde yeterince etki bırakmış görünüyor ki Moskova kendi bakış açısının yeterince temsil edileceğinden emin olabilir. Trump Ukrayna'nın NATO'ya katılmayacağını zaten belirtmişti ve Rusya bu taahhüdün yinelenmesini ve onaylanmasını istiyor. Rusya ayrıca Donbas üzerinde tam kontrol istiyor ve bu da Kiev'in Donetsk ve Luhansk bölgelerinde halen elinde tuttuğu topraklardan vazgeçmesini gerektirecek. Belki de en önemlisi Moskova, Trump'a savaşı sona erdirecek bir anlaşma yapmanın artık Zelenskiy'e bağlı olduğu düşüncesini aşılamayı başardı - üstelik Zelenskiy'nin topraklarından vazgeçmeyi kabul edemeyeceğini çok iyi bildiği halde. Bu çekişmenin Trump'ın müzakere masasından temelli kalkmasına ve Ukrayna ile Avrupalıları kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakmasına yol açması Rusya için bir kazanç olacaktır.
Beyaz Saray zirvesi 'Ukrayna için Putin-Trump görüşmesinden bile daha kritik'. BBC'nin güvenlik muhabiri Frank Gardner'ın analizi 18 Ağustos'ta Beyaz Saray'da yapılacak toplantı, Ukrayna'nın geleceği ve tüm Avrupa'nın güvenliği açısından 15 Ağustos'ta Alaska'da yapılan ABD-Rusya zirvesinden çok daha önemli olabilir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD Başkanı Donald Trump'ın görüşmesi her türlü olumsuz beklentiyi karşılamış gibi duruyor. Ateşkes olmadı, yaptırım gelmedi, şaşaalı duyurular yapılmadı. Ukrayna ve Avrupa, dünyanın önde gelen iki nükleer gücü tarafından kapalı kapılar ardında hazırlanan bir anlaşmanın dışında mı bırakılmak üzere? Ukrayna ve ortakları bunu önlemeye çalışıyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve diğer liderlerin Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin yanında Washington'da bulunmasının tek sebebi, 28 Şubat'ta olduğu gibi Oval Ofis'te tekrar pusuya düşmesini önlemek değil. Zelenskiy'e Beyaz Saray'ı terk etmesi söylendi: Trump, 'Barışa hazır olduğunda geri dön' dedi. Donald Trump'ı iki konuda ikna etmeye kararlılar: Birincisi, Ukrayna'nın doğrudan katılımı olmadan Ukrayna için bir barış anlaşması yapılmaması. İkincisi de bunun çok sağlam güvenlik taahhütleriyle desteklenmesi gerektiği. Avrupalı liderler ABD başkanının her şeyden önce Ukrayna ve Avrupa'nın birleşik bir cephe oluşturduğunu görmesini istiyor. Ayrıca Vladimir Putin ile olan bariz kişisel yakınlığı nedeniyle Rus liderin taleplerine boyun eğmeyeceğinden emin olmak istiyorlar. Kaynak, Reuters.
Anlaşılan o ki ABD ve Rusya, Ukrayna'nın bir miktar toprağını, Rusya'ya daha fazla toprak kaybetmemesini sağlayacak güvenlik taahhütleri karşılığında takas etmesini içeren bir teklifi tartışıyor. Ancak konuyla ilgili birçok cevapsız soru var. Ukrayna, binlerce kayıp vermişken savaşı sona erdirmek pahasına toprak kaybettiği bir anlaşmayı kabul edebilir mi? Ukrayna'nın henüz işgal altında olmayan Donetsk bölgesinin kalan %30'undan vazgeçmesi, başkent Kiev'e giden yolu tehlikeli bir şekilde savunmasız bırakmaz mı? Peki ya Starmer'ın çok övündüğü "Gönüllüler Koalisyonu" ne olacak? Cepheye Batı ülkeleri tarafından on binlerce asker gönderilebileceğine dair yapılan açıklamalar yerini daha itidalli söylemlere bıraktı. Artık Ukrayna'ya ordusunu yeniden inşa etme konusunda destek sağlamak ve "Hava sahasını ve denizleri korumak" gibi şeylerden söz ediliyor. Üstelik cephede barış sağlansa bile tehlike hala sürecek. Konuştuğum her askeri uzman, çatışmalar durduğu anda Putin'in ordusunu yeniden kuracağına, daha fazla silah üreteceğine ve üç ila dört yıl gibi kısa bir sürede daha fazla toprak ele geçirecek konuma geleceğine inanıyor. Bu gerçekleşirse ilerleyen Rus konvoylarına ilk füzeyi ateşleme görevi Eurofighter Typhoon ya da F35 koltuğunda oturan cesur bir pilota düşebilir.





