ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik saldırının ardından yaptığı "Petrol artık olması gerektiği gibi akacak. Biz yöneteceğiz" açıklaması, enerji kaynakları üzerinde egemenlik kurma amacıyla yürütülen mücadelelerin tarihini yeniden gündeme taşıdı. Birinci Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş darbelerine, Körfez işgallerinden günümüz Latin Amerika müdahalelerine uzanan bir çizgide petrol, yalnızca ekonomik bir kaynak değil; sınırları yeniden çizen, hükümetleri deviren ve toplumları istikrarsızlaştıran temel bir güç olarak öne çıktı. Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyada yaşanan askeri müdahaleler, petrolün küresel egemenlik mücadelesinin merkezindeki rolünü açıkça gözler önüne seriyor.
Petrol savaşları, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana büyük güçlerin sanayi, donanma ve askeri üstünlük ihtiyacını karşılamak için enerji kaynaklarını kontrol etme hedefiyle yürütülüyor; temel neden ise müdahaleci güçlerin kesintisiz enerji akışı talebi.
ORTA DOĞU'YU PETROL PARÇALADI
Birinci Dünya Savaşı'nda (1914–1918) İngiltere, Fransa ve müttefikleri için petrol, savaşın stratejik belirleyicilerinden biri haline geldi. 1914’te İngiliz ordusunun Basra’yı işgal etti. Savaş boyunca Orta Doğu cephelerindeki donanmayı Anglo-Persian Oil Company firmasının beslediği ortaya çıktı. Savaşın ardından Irak petrolü IPC (Iraq Petroleum Company) üzerinden Batılı şirketlerce paylaşılırken, bu dönemde çizilen yapay sınırlar ve manda rejimleri Orta Doğu’daki kronik siyasal istikrarsızlığın da temelini oluşturdu. Petrol, bu noktadan itibaren modern emperyal düzenin hem askeri motivasyonu hem de kalıcı sonucu haline geldi.
CIA'İN DARBELER DÖNEMİ
ABD ile SSCB ekseninde yaşanan Soğuk Savaş dönemi ile birlikte petrol savaşları doğrudan işgaller yerine darbeler ve istihbarat operasyonlarıyla sürdü. 1953’te İran’da Başbakan Muhammed Musaddık’ın petrolü millileştirme kararı, CIA ve MI6 destekli darbeyle sona erdirildi. İran petrolü yeniden Batılı şirketlerin kontrolüne girdi. 1960’larda Nijerya’daki Biafra Savaşı (İç Savaş), petrol zengini bölgelerin merkezden koparılması girişimiyle bağlantılıydı. Savaş boyunca milyonlarca insan hayatını kaybederken, çok uluslu enerji şirketleri kazançlarını artırdı.
Petrol uğruna yürütülen mücadele, İran’dan Irak’a, Afrika’dan Latin Amerika’ya kadar çok sayıda ülkede savaşlara, darbelere, devrilen hükümetlere ve doğrudan askeri müdahalelere yol açarak milyonlarca insanın hayatını etkiledi.
ASKERİ İŞGALLER DÖNEMİ
1991 Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgali, petrol savaşlarının en açık örnekleri olarak kayda geçti. Irak’ın işgalinin ardından ülkenin enerji altyapısı özelleştirildi, petrol üretimi Batılı şirketlerin kontrolüne açıldı. Benzer şekilde Körfez’de kurulan ABD askeri üsleri, yalnızca güvenlik değil enerji hatlarının korunması amacıyla yeniden konumlandırıldı. Petrol, askeri üs ağlarıyla birlikte ABD merkezli bir denetim sistemine bağlandı.
SON HALKA VENEZUELA
Bugün Venezuela’ya yönelik saldırı, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamalarıyla birlikte tüm dünyada petrol savaşlarının güncel devamı olarak okunuyor. Dünyanın en büyük verili petrol rezervlerine sahip ülkenin, kamucu enerji politikaları dolayısıyla hedef alınması da dikkat çekiyor. Trump hükümetinin petrol şirketlerine yaptığı açık çağrılar, askeri müdahalenin ardındaki ekonomik motivasyonu da gözler önüne seriyor.





