Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve SETA Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Murat Aslan, Türkiye'nin deniz yetki alanları bağlamında mavi vatan stratejisinin ortaya çıkışını ve güncel yansımalarını AA Analiz için kaleme aldı.

Gidemediğin yer senin değildir. (Halil Rifat Paşa)

Deniz Kuvvetlerinin 2000'li yılların başında geliştirdiği ve tüm Türkiye'nin benimsediği mavi vatan kavramı, hem Türkiye'de hem de civar ülkelerde en çok konuşulan kavram oldu. Türkiye'yi kıyılarına hapsetmeye çalışan, Ege Denizi ve Akdeniz'den soyutlayan anlayışa meydan okuyan bu konsept, ENOSİS'e karşı haritaları mavi renge boyadı. Türk kara ve hava sahasını denizlerdeki egemenlik haklarıyla tamamlayan bu anlayış, yayılmacı değil, "hak edilenin iddia edilmesi" argümanına odaklandı.

Mavi vatan nedir?

Öncelikle "mavi vatan" kavramının ne olduğunun anlaşılması gerekiyor. Mavi vatan maksimalist bir iddia değil, Türkiye'nin, uluslararası hukuk çerçevesinde hak ettiği deniz alanıdır. Bu çerçevede temel kavramlara burada kısaca değinmek faydalı olacaktır. Mavi vatan, Türkiye'nin iç denizlerinden başlayan geniş bir deniz alanını ifade eder. Örneğin Marmara Denizi bir Türk iç denizidir. Türk karasuları da kara parçası gibi devletin tartışmasız egemenlik alanıdır.

Bu noktada karasuları genişliği ilanı ile ilgili karşılıklı kıyıdaş devletlerin, hakkaniyet ve nesafet dahilinde haklarına saygı göstermesi beklenir. Yunanistan'ın yaptığı gibi adaların karasularını artırma yoluyla kıyıdaş devletin denize erişiminin kısıtlanması hukuka aykırı bir durum yaratmaktadır. Karasuları ötesinde, suçun önlenmesi ve suçlunun takibi maksadıyla bitişik bölge ilanı mümkündür. Ancak devletler artık böyle bir bölgeyi nadiren ilan etmektedir.

Mavi vatanın mevcut durumu

Soğuk Savaş döneminde Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerle yapılan anlaşmalar münhasır ekonomik bölgelerin sınırlarını belirlemiştir. Bu nedenle Sakarya gaz sahası başta olmak üzere bölgenin ekonomik kaynaklarının ve balıkçılık imkanlarının işletilmesinde sorun yaşanmamaktadır. Nitekim, Karadeniz'de meydana gelen gerginlikler ve Ukrayna-Rusya Savaşı gibi çatışmalara rağmen söz konusu anlaşmalar yoluyla Türk mavi vatanı güvence altına alınmıştır.

Ege ve Akdeniz'de ise durum farklı istikamette gelişmiştir. Akdeniz doğusunda, 1999 yılında keşfedilen gaz yatakları, Rumları Annan Planını reddetmeye iterken, deniz egemenlik alanları üzerine büyük bir mücadeleyi tetiklemiştir. Türkiye ile Ege Denizi üzerinde karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge gibi karşılıklı deniz yetki alanı kısıtlanmasında, Yunanistan; ABD, AB, bir kısım Avrupa ülkeleri ile İsrail'in desteğini arkasına almaya çalışmıştır.

Mavi vatan için savunma konsepti

Mavi vatan için mevcut anlayış; askeri, ekonomik, toplumsal veya siyasi tüm kapasitenin geri bölgeden mavi vatan ötesine uzanan, uyumlu ve bütüncül bir harekat temposuna sahip olması, devletin entegre kabiliyetlerinin birbirlerini tamamlayarak sinerji yaratması, böylece caydırıcı ve kararlı bir siyasi duruş ortaya konması gerektiğini savunmaktadır.

Sonuç olarak, mavi vatan, Artvin'den Hatay'a uzanan üç denizde, Türk su ülkesinde üç boyutlu egemenlik haklarının korunması ile ilgili bir kavramdır. Vatan dendiğinde akla gelen ve toprağı "karış" ibaresi ile ölçeğe tabi tutan savunma azmi, Türk Denizlerinde "damla" ve hava sahasındaki "nefes" ile genişletilmiştir. Bu nedenle Halil Rifat Paşa'nın "Gidemediğin yer senin değildir." söylemine uygun bir askeri mimari yaratılmış, mavi vatanın her noktasına erişebilen, konuşlanabilen ve gerektiğinde müdahale edebilen bir askeri yapı kurulmuştur.