Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB davasındaki savunması dördüncü gününde devam ediyor.

Görsel: Ekrem İmamoğlu / Instagram

53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın bugün (17 Ekim) 101’inci duruşması görülüyor.

23 Mart 2025’ten beri tutuklu bulunan İmamoğlu, avukatlarıyla birlikte savunmasını bugün bitirecek.

İddianamede İmamoğlu ‘suç örgütü kurmak ve lideri olmak’la suçlanıyor.

İBB başkanına ilk iddianamede 849 yıldan 2 bin 430 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyordu. Davayla ilgili son ek iddianame, yani Ağaç A.Ş.’ye dair olansa 29 kişi hakkında. Bu kişiler arasında İmamoğlu da var. İmamoğlu’na bu iddianamedeyse 62’şer yıldan 168’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İBB başkanına yöneltilen suçlamalar şöyle: Suç işleme amacıyla örgüt kurma, kişisel verilerin kaydedilmesi, kişisel verileri ele geçirme ve yayma, suç delilerini gizleme, haberleşmenin engellenmesi, kamu malına zarar verme, rüşvet, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, irtikap, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, ihaleye fesat karıştırma, çevrenin kasten kirletilmesi, Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet.

Diken, İmamoğlu’nun üçüncü günkü savunmasını satır başlarıyla aktarıyor:

12:53 Hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak

Buradan çok açık söylüyorum, ben ayrıcalık istemiyorum. Bugün bize yapılanın yarın başkalarına yapılmasını hiç ama hiç istemiyorum. Çünkü bizim mücadelemiz intikam mücadelesi değil. Bizim mücadelemiz adalet, demokrasi ve cumhuriyet mücadelesidir. Bu ülkede yarın hukuk geri geldiğinde bu dosyayı kuranlar da hakim karşısına çıkacak. Adım gibi eminim! Ekrem İmamoğlu’nun kelimesi kadar, harfi kadar gelecekten eminim. Yaradan bunu bana yaşatacak, 87 milyona bunu yaşatacak.

12:43 Bu dosyada 31 Mart’ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor

Bu dosyanın kapağında benim adım yazıyor: ‘Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ deniyor. Ama biliyorum ki bu dosyada yargılanmak istenen ben değilim. Bu dosyada 31 Mart’ta sandığa giden milyonlar yargılanıyor. Bu ülkede geleceği tasarlayacak ve kararı verecek milletin gelecekteki seçimdeki iradesi yargılanıyor. Bugünden geleceğe vesayet ortaya konulmaktadır. 1 kez değil 3 kez aynı kararı veren İstanbullu hemşehrilerim yargılanıyor. Bu ülkede iktidarın sandıkla değişebileceğine hala inanan 87 milyon yurttaş yargılanıyor.

Onun için en başta ne dediysem en sonda da onu söylüyorum. Ben burada savunma yapmıyorum. Bu iftiranameyi yazanları ve yazdıranları yargılıyorum ve yargılamaya devam edeceğim.

‘155’e çıkartıldı eylem; hangisinde somut bir belge var?’

Bu salonda aylarca benden hesap soruldu, ben de şimdi milletimin huzurunda bu dosyanın defterini kapatıyorum. 560 milyar dediler, 560 kuruş bulamadılar. Rakamı 160 milyara indirdiler. Üçte ikisini Maden Kanunu’nu açmadan davanın tarafı olan bir bakanlığın memurlarına hesaplattırdılar. Geri kalanını borcunu ödemekten, kâr etmekten, ihaleyi iptal edip daha ucuza yaptırmaktan zarar diye yazdılar.

‘Örgüt’ dediler, şemaya koydukları adam “Ben örgüt yöneticisi değilim” dedi. Örgütün kuruluş cümlesini saydı, “Ben onu şablon olarak gördüm” dediler. Yöneticiler birbirini bu salonda tanıdı. Çünkü öyle bir örgüt yok!

“Casus” dediler, delil diye beş dakikalık bir nezaket ziyaretinin fotoğrafını koydular. Aynı beyefendinin devletin en üst düzey yetkilileriyle geçmişten bugüne onlarca fotoğrafı var. O cumhurbaşkanı yardımcısı, o Milli İstihbarat başkanı, Ekrem İmamoğlu hapiste ve casus!

‘Rüşvet’ dediler, rüşvet verdiğini söyle, verdiği söylenen “Hissettik” dedi. Parayı aldığı söylenen beni ilk defa Vatan Emniyet’te gördüğünü söyledi. Rüşveti kreşe, bir okula, bir kavşağa, bir metro hattına çarptıklarını herkes bu salonda gördü.

Bizim elimizde noter var, tapu var, dekont var, Sayıştay var, Hazine izni var, kurum içi denetimler var. MAPEG yazısı var, Sosyal Güvenlik Kurumunun borcu yoktur yazısı, belgesi var. Onların elinde ne var? Tahliyeyle takas edilmiş, bir gecede değişmiş, eşiyle, çocuğuyla, malıyla sıkıştırılmış insanların ağzından alınmış cümleler var. Bir de neyi bulacağı önceden söylenmiş bilirkişilerin raporları var.

155’e çıkartıldı eylem. Hangisinde, hangisinde bana dair somut bir belge, somut bir evrak, somut bir söz var elinizde? Hangisine dair somut bir görüntü var elinizde? Kime, tek bir kamu malını peşkeş çekmişim? Kime tek bir kamu ihalesini peşkeş çekmişim, tek bir tane? Kimi zengin etmişim, kimi zenginleştirmişim?

12:08 Hapse tıktığın rakiplerin Edirne’de, Silivri’de yatıyorsa, sen meşru olamazsın

Güçlü devleti güçlü yerel yönetimlerle tamamlamak durumundayız. Yerel yönetimleri yok ederek güçlü devlet olamazsın. Her şeyi ben bilirimle, her şeyi Ankara’ya toplayayım da saray içine tıkıştırayımla güçlü devlet olamazsın. Kayyımlarla güçlü devlet olamazsın. Rakiplerini hapse tıkarak güçlü devlet olamazsın. Hapse tıktığın rakiplerin Edirne’de, Silivri’de yatıyorsa, sen meşru olamazsın. Meşruiyetini kaybettin. Senin bu şekilde girdiğin seçim de meşru olmaz.

11:32 Melih Geçek’e mahkemesiz yedek tutuklama, bu utanmazlık değil de ne?

Sayın başkan, sayın heyet; benden önce çıkan tutuklular da söyledi. Bizimle ilgili kararı siz ve heyetiniz verin, bu mahkemeye siyasetin ya da yargı mensubuyken siyasallaşmış karakterlerin gölgesini düşürtmeyin, dedik. Fakat belli ki birileri kararı size bırakmamaya yemin etmiş.

Dün bunun çok acı ve vahim bir örneğini yaşadık sayın başkan. (İSTTELKOM AŞ Genel Müdürü) Melik Geçek kim biliyor musunuz? Melik Geçek, ben gencecik yaştayken tanıdığım, böyle evi barkı olan, yuvası olan, genç yaşta evlenmiş, bakın bir şey söyleyeceğim burada kimse alınmasın, hepinizin masumiyetine yürekten inanıyorum. Ama şurada en masum beş kişi kim deseniz, ben bir tanesi Melik Geçek derim. Masumiyetine bütün hücreme kadar inanıyorum bak, bu kadar eminim.

Melik Geçek, dün duruşma sabahı, sabah öncesi savcı, başsavcı vekili, bütün kötü eylemlere imza atanlardan birisi, ismini verecektim ama şimdi vermiyorum, o kirli ellere bir fırsat vermemek için vermeyeceğim ismini, apar topar, apar topar ifadeye çağırılıyor.

Melik Geçek’i ifadeye alıyor SEGBİS’le. Ve Melik Geçek’e SEGBİS’te İSBAK’ta bir firmayı soruyor. O firmada Melik Geçek daha öncesi sigortalı çalışmış. 2009 öncesi. Bu diyor burada yüzlerce ihale almış diyor. O da diyor ki: “Yok” diyor, “Benim bildiğim iki ya da üç ihale almıştır” diyor. Melik Geçek’e SEGBİS’te İSBAK’ta bir firmayı soruyor. O firmada Melik Geçek daha öncesi sigortalı çalışmış. 2009 öncesi. Bu diyor burada yüzlerce ihale almış diyor. O da diyor ki: “Yok” diyor, “Benim bildiğim iki ya da üç tane ihale almıştır” diyor.

Mesela siz şeyi araştırın diyor, Mehmet Türk’ün şeylerini araştırın diyor. Oraya geçelim, oraya geçelim diyor, kayda bile almıyor bunu. Bunu kayda bile almıyor. İfadesini alıyor, anlatıyor Melih, gayet samimi, içten bir şekilde ifadesini veriyor. Diyor ki: “Melih kardeş” diyor, “Sen”. Kardeşi ben ekledim. “Sen bir 15 gün daha düşün. Bir hazırlık yap, bir hafızanı tazeLe. Ben seni bir daha ifadeye çağıracağım”.

Diyor ki o da masumiyetiyle, “Ben duruşmaya katılabilirim değil mi?” diyor. Tabii, tabii, katıl. diyor. “Sen bir 15 gün bir çalış” diyor, “ben seni hatta diyor, hafta sonu aldırırım” diyor, “hafta içi de değil, hafta sonu aldırırım, sen gene duruşmalarına katılırsın” diyor. Ve SEGBİS bitiyor ve Melih kardeş buraya geliyor.

Ben biraz erken çıkıyorum. Beni tek başıma götürüyorlar. Arkadaşlarım daha sonra geliyor. Geldiklerinde o olaya şahit olan bir arkadaşım, avukat görüşmemde seslenerek diyor ki: “Melih’i tekrar SEGBİS’e aldılar.” Bakın, bizim cezaevine dönüşümüzü bekliyorlar, sayın başkan. Planlı, tasarlanmış, mahkeme kurulmuş, Melih’in cezaevine dönüşü bekleniyor, sayın başkan, sayın heyet.

Sabah alınan ifadede Melih’le ilgili mahkemeye havale yok, hiçbir şey yok. Tek başına, tek başına Melih’i cezaevine girer girmez SEGBİS’e alıyorlar, mahkemeye çıkartıyorlar. Mahkemeye havale dahi edilmemiş Melih’e tutuklama kararı veriyorlar. Bu tesadüfün iğne deliği değil mi, sayın başkan, sayın heyet? Yedek tutuklama! Bu utanmazlık değil de nedir? Hani 15 gün sonra bir daha ifade verecekti Melih. Şu anda desen ki Melih, lütfen ayağa kalk. Utanır biliyor musunuz ayağa kalkmaya? O kadar efendi, o kadar beyefendi, o kadar ahlaklı bir adam.

‘Bu adil yargılama öyle mi; bunun adı zulüm, güdümlü yargı’

Bu ‘adil yargılama’ öyle mi? Burada bir adil yargılama var. Biz de adil yargılamada savunma yapacağız öyle mi? Kim kimi kandırıyor? Bunun adı pusu. Bunun adı arkadan vurmak. Bunun adı zulüm. Bunun adı yanlı yargı. Güdümlü yargı.

Adalet yoksunluğunu bile aştık artık, adalet bitmek üzere. Vallahi billahi böyle bir sefil dönemi Türkiye hiç yaşamadı. Adaletle ilgili sorunlu yıllarımız çok fazla, sorunlu dönemlerimiz çok fazla ama bu kadar derinleşen, bu kadar göze parmak sokar gibi adaleti yerle bir eden, bunu da açık açık söyleyen bir düzen olmadı. Onun için ey sayın cumhurbaşkanı seni uyarıyorum, bunu yapanlar sana da yapar!

‘Ey cumhurbaşkanı, bu kalleş düzenden sen dahi kendini koru’

Buradan uyarıyorum. Ey sayın cumhurbaşkanı (Tayyip Erdoğan); bu kalleş düzen, bu kurulu, pusu düzeni, pusu sisteminden kendini de koru. Bir hemşehri olarak, sayın cumhurbaşkanı seni uyarıyorum: Bu kalleş düzenden, bu yürütülen iş ve işlemlerden, akşamdan sabaha, sabahtan akşama Türkiye’yi yöneten bir insanın bunlardan haberi olmayacağını, buna vakit bile ayırmayacağını bilerek, bu kalleşlikten sen dahi kendini koru.

11:22 Bu iftiraname her kelimesi, her harfiyle siyasi

Bugün bu iftiraname; her kelimesiyle, her harfiyle siyasidir. Ve bunu aziz milletimize ve benim canım yurttaşlarıma, doğusuna, batısına, güneyine, kuzeyine, AK Partilisine, MHP’lisine, DEM’lisine, İYİ Partilisine, YENİ Partilisine, bütün partilere, bütün siyasi görüşe sahip insanlarına, Alevi’sine, Sünni’sine, Kürt’üne, Türk’üne, Laz’ına, Çerkes’ine ilan ediyorum: Bu bir siyasi davadır. Türkiye’de son 2 yılda yapılan her iş muhalefet aleyhine, gazetecilere, sivil toplum kuruluşlarına, sendikalara, iş insanlarına, her yapılan operasyon siyasidir. Bu ülkeye ihanet operasyonlarıdır.

Tam metin: İmamoğlu’nun üçüncü günkü savunması

İmamoğlu savunmada: Hani 2 milyarı götürene ne oldu?

İmamoğlu savunmada: Yalanı kendi delilleri ortaya çıkardı

Tam metin: İmamoğlu’nun ilk günkü savunması

İmamoğlu savunmada: Rahmetli Topbaş’a da aynı düzeni kurdular

İmamoğlu savunmada: İstanbul’da bir operasyona başlanacağını, 2024 Haziran’ında duydum