HABER MERKEZİ

Yayınlanma:
15.10.2026- 09:22

Son Güncelleme
15.10.2026 - 09:26

Fotoğraf: Pixabay

Güney yarımküredeki Ocak takımyıldızında yer alan ve Hubble Uzay Teleskobu'nun meşhur Ultra Derin Alan görüntüsü için 270 saatten fazla odaklandığı küçük gökyüzü parçası, evrenin en detaylı kataloglanmış bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Milyarlarca ışık yılı uzanan yaklaşık 10 bin galaksiye ev sahipliği yapan bu alana, James Webb Uzay Teleskobu gelişmiş kızılötesi yetenekleriyle odaklandı.

Yapılan analizlerde bu küçük alanın bir köşesinde üç ay arayla iki kez saptanan tuhaf bir sinyal yakalandı. Ancak hem Hubble'ın hem de Webb'in geçmiş gözlemlerinde bu noktada hiçbir nesneye rastlanmamış olması durumu gizemli kılıyor. Tespit edilemeyecek kadar sönük bir nesnenin kısa süreli güçlü bir parlama yapmış olabileceği düşünülse de kaynağın doğası henüz açıklanamıyor.

SPEKTROSKOPİ YARDIMIYLA YENİ BİR KEŞİF YÖNTEMI DENENDİ

Minnesota Üniversitesinden astrofizikçi Mason Huberty liderliğindeki ekip, Webb'in Yakın Kızılötesi Spektrografı'nı daha önce bilinmeyen nesneleri keşfetmek için yenilikçi bir yaklaşımla kullandı. Bilinen ön plan nesnelerini örten kapaklar dışındaki alanları açan araştırmacılar, topladıkları ışığı spektrumlara ayırarak emisyon çizgileri aradı. Ağustos ve Kasım 2023'te 88 gün arayla tekrarlanan taramalar sonucunda altı uzak galaksi başarıyla tespit edildi.

Taramalar sırasında ortaya çıkan yedinci tespit ise tüm süreci bir bilmeceye dönüştürdü. Yaklaşık 1,6 mikrometre seviyesinde görünen tek ve parlak çizgi, kendisine eşlik edecek başka hiçbir emisyon çizgisi barındırmıyordu. Teknik hata ihtimalini ortadan kaldıran şekilde dört farklı pozlama setinde de tutarlı beliren bu sinyal, Ekim 2022'deki görüntülerde yer almıyordu. Bu durum sinyalin o dönemde orada bulunmadığı ihtimalini güçlendiriyor.

GİZEMLİ KAYNAĞIN ARKASINDAKI DÖRT SENARYO

Sinyal veren nesnenin tam mesafesi bilinemediği için kızılötesi ışığın çok uzaktan gelen enerjik bir parlama mı yoksa daha yakından gelen zayıf bir emisyon mu olduğu henüz anlaşılamıyor. Araştırmacılar bu durumu açıklayabilecek dört farklı ihtimal üzerinde duruyor. Erken evrendeki bir galaksi ihtimali nötr hidrojen engeli nedeniyle zayıf kalırken, daha genç bir galaksi veya süpernova senaryoları da eksik emisyon çizgileri yüzünden olaya tam uymuyor. Bir yıldızı parçalayan kara delik modeli güçlü bir emisyon çizgisi üretebilse de bunu kanıtlayacak yeterli veri henüz bulunmuyor.

The Astrophysical Journal dergisinde yayımlanan çalışmanın yazarları, aşırı fiziksel koşulları test eden bu olağanüstü nesnenin kökenini ve emisyonun fiziksel kaynağını kesin olarak belirlemek için daha hassas takip gözlemlerinin şart olduğunu vurguluyor.