Bülent Arınç'ın gözünden AKP'nin 25 yılı: 'Sistemi düzeltin, ehliyete, liyakate, istişareye önem verin'
Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) kurucularından Bülent Arınç, 2015'ten bu yana aktif siyaset içinde değil. Bununla birlikte siyasi çıkışları sürekli tartışma konusu oluyor. Kendisi, AKP içinde 1 Mart 2003'teki Irak tezkeresinden Gezi Parkı eylemlerine kadar çeşitli olaylarda zaman zaman farklı tutum almış bir siyasetçi. Dolayısıyla son dönem partisini eleştirmesi de şaşırtıcı karşılanmıyor. Ancak Arınç, benzer eleştirileri yapanların aksine "Burası bizim yuvamız" dediği AKP'yi savunuyor, ayrılmayı doğru bulmuyor ve herkesi partiye davet ediyor.
Ankara Hamamönü'ndeki ofisinde görüştüğümüz Arınç ile Fazilet Partisi'ndeki (FP) Yenilikçiler-Gelenekçiler kopuşundan bugüne, iktidar partisinin serüveni üzerine konuştuk.
'Gerçek laiklik bu değildi'
Arınç, siyasete gençlik yıllarında, Milli Görüş hareketinin ilk siyasi partisi Milli Nizam Partisi'nde (MNP) başladı. Kendisi de Recep Tayyip Erdoğan dahil arkadaşlarının siyasete girmesinde, "Hoca" olarak andığı Necmettin Erbakan'ın katkısı olduğunu söylüyor. Parti politikalarının belirlenme sürecini "Erbakan Hoca istişare ederdi ama kararı bizzat kendisi verirdi" sözleriyle hatırlıyor.
Arınç'ın sonraki durakları Milli Selamet Partisi (MSP), Refah Partisi (RP) ve Fazilet Partisi (FP) oldu. Bu partiler laikliğe aykırı eylemlerle suçlanmış ve kapatılmış partiler. Arınç ise AKP öncesindeki yıllarını anlatırken hiçbir zaman laiklik karşıtı olmadıklarını söylüyor: "Gerçek laiklik bu değil. Türkiye'de adeta din düşmanlığı haline gelmiş, Bizantist bir laiklik anlayışı var. Oysa mesela İngiltere'deki Anglo Sakson anlayış, laiklik konusunda bizim çok arzu ettiğimiz bir anlayıştır."
'Türkiye için bir yenilik'
Arınç, AKP'nin kuruluşundaki önde gelen isimleri sıralarken dört kişiden bahsediyor: "Esas kurucu bilinen isimler, ben, Abdullah Bey, şüphesiz Tayyip Bey ve Abdüllatif Şener'di. Ben kürsüleri çok kullanan bir insandım. Konuşmaları ben yapıyordum."
'Muhafazakâr demokrat bir parti olduk ama Milli Görüş bizim için bir idealdi'
Bu dönemde "muhafazakâr demokrat" kimliğini seçtiklerini söylüyor Arınç ve bunu şöyle nitelendiriyor: "Muhafazakâr; ister Avrupai tarzda konvansiyonel parti olsun, isterse bizim anladığımız tarzda değerlere sahip ve onlara saygılı ve onları içselleştiren bir parti olsun. İkincisi de demokratik, çoğulcu ve katılımcı."
'Vatan hainliğiydi Avrupa Birliği, biz onu yıktık'
Milli Görüş'ten en büyük farklarının Avrupa Birliği'ne taraftarlık olduğunu vurguluyor Arınç: "Bizim için Avrupa ailesine dahil olmak o zamanlar Milli Görüş'te çok yanlış bir düşünceydi. Vatan hainliğiydi Avrupa Birliği. Biz onu yıktık."
'Tayyip Bey'in başbakanlık dönemi muhteşemdir'
Arınç AKP'nin iktidarını temel olarak iki döneme ayırıyor. Kabaca 2013'lere kadar getirdiği birinci dönemi şu sözlerle anlatıyor: "Tayyip Bey'in başbakanlık dönemi muhteşemdir. Halk fakir ve yoksuldu ve devlet ona hizmet edemiyordu."
'2013'ten sonra bazı olaylar partiyi nispeten düşüşe geçirdi'
Arınç, "2013'ten sonra içeride karşılaştığımız bazı olaylar maalesef partiyi önce durağanlaştırdı. Ondan sonra da nispeten düşüşe geçirdi" tespitini yapıyor. İlk dönemi bitiren olayları kendi ağzından "FETÖ olayları, Suriye'de gelişen olaylar ve 15 Temmuz" olarak sıralıyor. Çözüm sürecinin çökmesi ve Gezi Parkı eylemlerini de bunlara dahil ediyor. Bütün bunların "hükümetin dengesini bozduğunu" savunuyor.
'15 Temmuz kulağımıza gelmedi'
Arınç, darbe girişimi faaliyetleriyle ilgili olarak ise bunun kulaklarına gelmediğini savunuyor: "Diyelim ki şimdi bu 17-25 [Aralık], onun öncesinde MİT Müsteşarlığı ile ilgili konular, onun öncesinde bazı kulağımıza gelen olaylar vesaire. Ama daha sonrasındaki 15 Temmuz alçak hain darbe girişimi hiçbir zaman kulağımızın içine de gelmedi, aklımızdan da geçmedi."
'Sistemi düzeltin, ehliyete, liyakate, istişareye önem verin'
Arınç, Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin revize edilmesi gerektiği görüşünde: "Şu anda cumhurbaşkanımız her şeyi yapabilecek güçte ve kudrette. Ama Amerika'da mesela [başkan] bir büyükelçi atamasını bile Senato'dan geçirmek zorunda. Bizde çok iyi atamalar da var. Belki çok yanlış kararlar da var. En son Bilgi Üniversitesi'ni kapatıyorsun, üç gün sonra açıyorsun. Elli tane kararname çıkacak, 55 tane onu düzelten kararname çıkacak. Sistemi düzeltin, ehliyete, liyakate, istişareye önem verin, iyice araştırın."
'Hiçbir zaman muhalif olmayacağım ama eleştiri hakkımı kullanacağım'
Arınç, bütün eleştirilerine karşın iktidar partisinden ayrılmayı doğru bulmuyor. Bu yöndeki çağrılara "AK Parti'yi biz kurduk. Bu evin sahibi biziz. Bu evin karşısına geçip de bu evi yıkmaya çalışmayı ben kendi karakterime yediremem" cevabını veriyor. Bülent Arınç, AK Parti'de kalacağını ancak eleştiri hakkını sonuna kadar kullanacağını vurguluyor.



