NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “kapıda bir çatışma”dan söz ederken, Moskova ise Avrupa ile savaşa “hazır” olduğunu ilan ediyor; ancak aynı zamanda “kimseye saldırmak istemediğini” de savunuyor. Bu çerçevede İngiliz hükümeti, “caydırıcılık ve savunmaya toplumun tamamını kapsayan bir yaklaşım” olarak tanımladığı yeni bir strateji geliştiriyor. Bu kapsamlı program; askerî birliklerin, polisin ve çeşitli devlet kurumlarının katkısıyla, çok sayıda olası senaryoya hazırlığı öngörüyor.

Her ne kadar bir kara istilası olası görülmese de, İngiliz savunma düşünce kuruluşu Royal United Services Institute (RUSI) uzmanları, Ukrayna’daki savaşın ve Avrupa genelinde yaşanan bir dizi hibrit saldırının, sabotajlar ve insansız hava araçları yoluyla kritik altyapılara yönelik saldırıların mümkün olduğunu gösterdiğini vurguluyor.

Westminster’da Savunma Komisyonu başkanlığını yürüten İşçi Partili milletvekili Tanmanjeet Singh Dhesi, Rusya destekli olduğu belirtilen denizaltı kablolarının kesilmesi ve sürekli siber saldırılar gibi örnekleri hatırlatarak, “Silahlı bir saldırıya karşı koymak bir yana, daha geniş tehditler karşısında bile hazır değiliz,” dedi.

RUSI araştırmacısı Paul O’Neill ise, İngiltere’nin savunma kapasitesinin, uzun süredir askerlik hizmeti uygulayan ve sivilleri çatışmaya hazırlayan Finlandiya gibi Baltık ve Nordik ülkelerin çok gerisinde olduğunu belirtti. O’Neill ayrıca, 2010’dan sonra Savunma Bakanlığı’na ait üslerin ve lojmanların satılmasının, kısa sürede bir iç savunma gücü toplanmasını zorlaştırabileceği konusunda endişelerini dile getirdi.

Başbakan Keir Starmer, askerî harcamaların 2027’ye kadar GSYH’nin yüzde 2,5’ine çıkarılacağını açıkladı. Haziran ayında hükümet, ülkenin “savaşmaya hazır” bir duruma geçmesi gerektiğini belirten bir stratejik savunma incelemesi yayımladı. Bu rapor, askerî üsler ile enerji ve su tesisleri gibi sivil altyapıyı koruyacak yeni bir ulusal savunma gücü oluşturulması çağrısında bulunuyor.

Ayrıca Büyük Britanya, ordu, donanma ve hava kuvvetlerinde görev almak üzere daha fazla gönüllü yedek asker toplamaya çalışıyor. Bunun yanı sıra, eski askerlerin yeniden aktif göreve çağrılmasını da kapsayan bir “stratejik yedek” oluşturulması hedefleniyor.

İngiliz düzenli ordusu bugün, tam zamanlı eğitilmiş yalnızca 70 bin askerden oluşuyor; bu rakam, Napolyon Savaşları’ndan bu yana görülen en düşük seviye. Bu nedenle ülke topraklarının korunması görevi, artık yalnızca askerî alanla sınırlı kalmayacak.

Bu sürece polis teşkilatı da dahil ediliyor. Polis, geçen kasım ayında Cambridgeshire’daki kırsal bir köyde gerçekleştirilen ve kimyasal saldırı senaryosunun canlandırıldığı tatbikatlara katıldı. Polis teşkilatının sivil acil durumlar konusundaki ulusal sorumlusu Mark Williams, “Toplumu, hem yurt dışında hem de ülke içinde yaşanabilecek olası bir çatışmaya nasıl hazırlayacağımızı düşünmeye başlamalıyız,” dedi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında, çoğu yaşları nedeniyle cepheye uygun olmayan 1,7 milyon erkek, olası bir Nazi istilasına karşı eğitilen Britanya Ulusal Muhafızlarına gönüllü olmuştu. 1950’ler ve 1960’larda benzer bir yapı olan Sivil Savunma Kolordosu, muhtemel nükleer saldırılara hazırlanmıştı. Home Service Force ise 1982’de faaliyete geçti, ancak Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından dağıtıldı.