İstanbul Üniversitesi bünyesinde 2011’de Gönül Paçacı Tunçay öncülüğünde kurulan ve Darülelhan’dan devralınan Osmanlı-Türk musikisi mirasını günümüze taşıyan OMAR, yıllar içinde binlerce eski yazı notayı, belgeyi, yayını ve kaydı gün yüzüne çıkararak çok önemli bir arşiv merkezi haline geldi. Ancak merkezin kurucusu Tunçay’ın paylaştığı son görüntü, bu büyük kültürel mirasın geleceğine dair kaygı yarattı. İddiaya göre, Emirgan’daki Mirgün Köşkü’nde bulunan ve büyük emekle oluşturulan el yazısıyla çoğaltılmış nota arşivi, “dijital ortamda kayıtlı olduğu” gerekçesiyle yeni yönetim tarafından çöp poşetlerine doldurularak atılmak istendi. Detayları ve tüm iddiaları Hürriyet Gazetesi'nden İhsan Yılmaz köşesinde yazdı.
Osmanlı Devleti’nin ilk müzik okulu olan Darülelhan’dan devraldığı müzik mirasını günümüze taşımak üzere 2011 yılında Gönül Paçacı Tunçay’ın öncülüğünde kuruldu İstanbul Üniversitesi Osmanlı Dönemi Müziği Uygulama ve Araştırma Merkezi (OMAR). Merkez kısa sürede çok önemli çalışmalara imza attı. Pek çok klasik müzik bestesini unutulmaktan kurtardı. 20 bini aşan tarama yapıldı ve 2 bin 500’den fazla eski yazı nota kamuya açıldı. Yayınlar, konserler ve orijinal belgelerden hareketle yapılan stüdyo kayıtlarıyla büyük bir veri tabanı oluşturuldu ve erişime açıldı. Merkez, 1924-1925’te 7 sayı çıkmış olan müzikoloji ve müzik kültürü dergisi Darülelhan’ı 92 yıl sonra tekrar yayınlamaya başladı.
Gönül Paçacı Tunçay, OMAR’ı kurup müzik tarihi adına çok önemli çalışmalara imza attı. Geçen yıl kurumdan emekli oldu ve yerine sanatçı ve akademisyen Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı atandı. Emirgan’daki tarihi Mirgün Köşkü’nde faaliyetlerini sürdüren OMAR’dan gelen son haber endişe verici bir fotoğraf oldu. Üst üste yığılmış siyah çöp poşetlerini gösteren bir fotoğraf. Gönül Paçacı Tunçay göndermişti. Poşetlerin içinde ne olduğunu anlatıyordu. Bin bir emekle kurduğu merkezin el yazısıyla çoğaltılmış nota arşivi, yeni göreve başlayan müdür tarafından çöpe atılmak istenmişti.
Gönül Paçacı Tunçay, arşivin nasıl oluşturulduğunun ve çöpe gitmekten nasıl kurtarıldığının hikâyesini anlattı. Arşiv, 1940’ların başından itibaren oluşmuş bir klasik repertuarın zaman içinde gelişerek ve üzerine eklenerek biriktiği bir toplamdı. Bu notaların üzerinde dönemin ustaları tarafından atılan imzaların bulunması, arşivin değerini artırıyordu. OMAR’a atanan müdür, "Burada dağınıklık istemiyorum, bunların hepsi internette mevcut çöpe atın" emrini vermişti. Bu durum karşısında Tunçay, arşivi kurtarmak için çeşitli duyarlı kişilerle istişareler yaparak, arşivin Medipol Üniversitesi’ne aktarılmasını sağladı.




