Türkiye’nin Cezayir Büyükelçisi Muhammet Mücahit Küçükyılmaz, görevdeki ikinci yılını doldururken Cezayir’e dair kişisel izlenimlerini, kültürel gözlemlerini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin tarihsel arka planını AA muhabirine değerlendirdi.
İlk izlenimlerden derin bağlara
Küçükyılmaz, göreve başlamadan önce Cezayir hakkında kapsamlı bilgiye sahip olduğunu ancak sahadaki tecrübelerin bambaşka olduğunu dile getirdi. Cezayir’i yerinde görmenin apayrı bir tecrübe olduğuna dikkati çeken Küçükyılmaz, "Cezayir’e gelmeden önce tarihi, güncel ve kültürel bilgileri çok okumuştum. Ayrıca önceki büyükelçimizden çok kıymetli bilgiler aldım. Ancak buraya ayak bastığınızda, kitaplardan öğrendiklerinizin ötesine geçiyorsunuz. 2,4 milyon kilometrekarelik dev bir coğrafyadan söz ediyoruz. Kültürel ve iklimsel çeşitliliği, ekonomik potansiyeli, tarihsel derinliği yerinde görmek apayrı bir tecrübe." ifadelerini kullandı.
Cezayirliler tıpkı Türkler gibi gururlu ve samimi
Cezayir halkına dair gözlemlerini aktaran Küçükyılmaz, "Cezayirliler tıpkı Türkler gibi gururlu, hür ve samimi insanlar. Vatanlarını işgale karşı yılmadan savundular, zafer kazandılar. Bu yüzden taşıdıkları milli gurur hak edilmiş bir gurur." dedi.
58 vilayette ortak kültürün izleri
Görev süresinde ülkenin 58 vilayetinden 25’ini gezdiğini ifade eden Küçükyılmaz, "Doğuda Konstantin, Biskra, Batna, Annaba, batıda Tilimsan, Oran, çöl bölgesinde Adrar, Gardaya, Tamanrasset… Her yerde farklı gelenekler, farklı mutfaklar ve farklı kıyafetler var. Ama ortak payda misafirperverlik." dedi.
Cezayir mutfağı
Küçükyılmaz, Cezayir mutfağını şu sözlerle aktardı: "Cezayir’in kendine has Kuskus, Meşvi, Merdum gibi yemekleri var. Bunun yanında börek, baklava, dolma, erişte, şakşuka gibi isimleri bizdekiyle aynı olan lezzetler sofralarda karşınıza çıkıyor. Bu, aramızdaki ‘lezzetli’ bağın göstergesi."
Mimari benzerlikler
Küçükyılmaz, tarihi Kasbah bölgesinin İstanbul’u hatırlattığını belirterek, "Kasbah sokaklarında gezerken Süleymaniye’nin, Vefa’nın, Hamamönü’nün ara sokaklarında dolaşıyor gibi oluyorsunuz. Burada Osmanlı mirasının yanında Endülüs’ün kokusu da hissediliyor." dedi.
Türk kökenli aileler ve Cezayir’de Türk sevgisi
Küçükyılmaz, Cezayir’de nüfusun yaklaşık yüzde 5 ila yüzde 20’sinin Türk kökenli olduğunu belirtti. Günlük hayatta karşılaştığı sıcak ilgiyi şöyle anlattı: "Çarşıya pazara indiğinizde insanlar ya Türk atasından söz eder ya da Türk dizilerinden öğrendikleri ifadelerle size muhabbet gösterirler."
Tarihsel bağlar ve kayıp zaman
Küçükyılmaz, Osmanlı sonrası dönemi değerlendirirken, "1830’dan 1962’ye kadar süren Fransız işgali bizim için kayıp zamandır. Ancak bağımsızlıktan hemen sonra Türkiye, Cezayir’i tanıyan ilk ülkelerden biri oldu." dedi.
Türkiye’nin Cezayir’in bağımsızlık mücadelesine katkısı
Küçükyılmaz, Türkiye’nin Cezayir’in bağımsızlık mücadelesine verdiği desteğe özellikle vurgu yaptı: "Alparslan Türkeş’in ifadesiyle, Libya üzerinden Cezayirli direnişçilere 200 top ve 20 bin tüfek gönderildi."
Ulaşım ve eğitimde yeni açılımlar
Küçükyılmaz, Türkiye ile Cezayir arasında haftalık uçuş sayısının 35’ten 80’e yükseldiğini belirtti. Eğitim alanındaki işbirliği hakkında, "Bu yıl 79 Cezayirli öğrenci Türkiye bursu kazandı." dedi.
Ticaret ve yatırımlar: 10 milyar dolar hedefi
Küçükyılmaz, Cezayir’de 1600 civarında Türk firmasının faaliyet gösterdiğini ve yatırımların 7,7 milyar dolara ulaştığını söyledi. Ticaret hacminin 6,5 milyar doları geçtiğini ifade ederek, "Hedefimiz bunu 10 milyar dolara çıkarmaktır." dedi.
Kurumsal adımlar
Küçükyılmaz, Maarif Okulları ve Yunus Emre Kültür Merkezi’nin Cezayir’de faaliyete geçtiğini belirtti. "TİKA 2015’ten beri çok başarılı projeler yürütüyor. Bütün bu kurumsallaşma çalışmaları tamamlandığında sadece ilişkilerimiz değil, iki halkın dostluğu da çok daha sağlam temeller üzerine oturacaktır." şeklinde konuştu.




