Çankırı-Yapraklı kara yolu üzerinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ayla Sevim Erol başkanlığında temmuz ayında başlayan bu yılki kazı çalışmaları sürüyor. 24 yıldır süren kazılarda bugüne kadar atların atalarına ait üç tür, fillerin atalarına ait iki tür, zürafaların atalarına ait dört tür, kılıç dişli kedigiller, su samurları, oklu kirpiler, ayılar, domuzgiller, gergedangiller gibi 43 farklı türe ait 4 bin 516 adet diş, leğen kemiği, kafatası, boynuz gibi bütüne yakın fosil ve pek çok da küçük parça halinde fosile ulaşıldı.
Bu sezon yürütülen çalışmalar kapsamında 9 milyon yıllık olduğu değerlendirilen zürafaya ait bütünlüğünü koruyan bir kafatası bulundu. Prof. Dr. Ayla Sevim Erol, kazı çalışmalarının 24 yıldır sürdüğünü belirterek, "Geçen yıllarda olduğu gibi yeni tür olabilecek tarzda fosiller de var. Yakında bilimsel çalışmalarını tamamlayınca detaylı açıklamalar yapacağız. Bu senenin en güzel örneklerinden biri zürafagillere ait kafatası. Şimdiye kadar bu kadar bütün bir kafatasının Anadolu'da bulunmadığını düşünüyorum," dedi.
Bulunan zürafa kafatasının yeni bir tür olabileceğinin altını çizen Erol, "Çankırı'da aslında şimdiye kadar 4 zürafa türümüz vardı. Belki bu beşinci tür olarak açıklanacaktır. Bilimsel çalışmaları devam ediyor, detay analizler yapılacak. Şimdilik temizlik işlemlerini yapabildik. Temizlik çalışmaları bitince onarımlar yapılacak ve bilimsel değerlendirme yapıldığında muhtemelen yeni bir tür olarak karşımıza çıkacaktır," ifadelerini kullandı.
Zürafa kafatasının 7 ile 9 milyon yıl arasında tarihlendirdikleri bir alandan çıktığını dile getiren Erol, "Biraz daha belki eskiye, eskiye derken 7 milyona değil de 9 milyon yıla doğru giden bir tarihlendirme yapılabileceğini düşünüyorum. Daha çok çalışmalar yapılması gerekiyor. Tabii ki bunların üzerinde yapılacak değerlendirmeler sonucunda daha ayrıntılı, daha net bilgiler verebileceğiz," şeklinde konuştu. Ayrıca, bu sezonki kazılarda yaban domuzu türüne ait çok sayıda fosil bulunduğu gibi yeni bir tür olabileceğini düşündükleri gergedan kafatası da bulduklarını aktardı.
Bu yıl Türkiye’de antropoloji çalışmalarının 100. yılı olduğunu hatırlatan Erol, "24-26 Ekim’de Ankara Üniversitesi’nde uluslararası bir kongre düzenliyoruz. 100’ün üzerinde sözlü sunum olacak, bunların içerisinde Çorakyerler’le ilgili de birkaç sunum olacak. Çorakyerler, sürprizlerle dolu bir alan. Her kazı döneminde yepyeni bir türle karşılaşmamız hiç de şaşırtıcı olmuyor."





