Ömer Atakan, mimarlık eğitimini tamamladıktan sonra 25 yılını bu alanda geçirmiş, ancak derin sinema aşkıyla grafik işler üreten özel bir sanatçıdır. Kendisi, yaklaşık 4 bin parçalık bir James Bond koleksiyonuna da sahiptir. Afiş, kitap kapağı, resim ve illüstrasyon gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek, Dali, Picasso ve Miro gibi sanatçıları ağır gramajlı kağıt üzerinde buluşturabiliyor. Atakan, "Sahneyi değil, o sahnenin akılda bıraktığı hissi çiziyorum" diyerek sinemayı yüzeye taşıdığı serüvenini anlatıyor.
Atakan’ın son sergisi “Fragments of Collective Memory”, 18 Nisan’a dek Chi Art Gallery’de sergilenecek. Bu sergi, 70’li yılların sinema estetiğini çağrıştıran sahnelerden, popüler kültür ikonlarının siluetlerine, hiç çekilmemiş bir filmin afişine benzeyen görüntülere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Sergi, izleyicileri görsel hafızanın izlerini takip etmeye davet ediyor.
Mimarlık eğitiminin yanı sıra sinemanın da önemli bir yer tuttuğunu belirten Atakan, mimarlık ile sinemanın birbirine paralel ilerlediğini, grafik anlatım, illüstrasyon sanatı ve pop artın ise hikâyeyi doğrudan anlatmanın en özgür yolu olduğunu vurguluyor. Üretim sürecinde ağır gramajlı kâğıtlar kullanarak, kurşun kalemle başlayıp mürekkep, marker, pastel ve akrilik gibi malzemelerle katman katman ilerliyor.
Atakan, global sanat ortamında yer almanın olumlu ve olumsuz yönlerine de değinerek, özgün bir dilin her yerde karşılık bulduğunu, ancak görünürlük sağlamak için network ve sürekliliğin önemli olduğunu ifade ediyor.
“Fragments of Collective Memory” sergisindeki eserlerin ortak noktasının kolektif hafıza olduğuna dikkat çeken Atakan, bu kodları alıp yeniden kurgulayarak, hafızayı yeniden inşa etmeyi amaçladığını belirtiyor.



