Örtülü mortalite nodavirüsü (CMNV) olarak tanımlanan bu virüs, normalde kabuklular, balıklar ve diğer deniz omurgasızlarında görülüyor. Bilim dergisi New Scientist’e göre, bu virüsün bu kadar farklı canlıları enfekte edebilme yeteneği araştırmacıları şaşırttı.
Sydney Üniversitesi’nden virolog Edward Holmes durumu şöyle özetliyor: “Bu kadar geniş bir konakçı yelpazesine sahip başka bir virüs düşünemiyorum.”
İnsanlarda ilk vakalar, deniz canlılarıyla temas eden veya çiğ deniz ürünü tüketen kişilerde tespit edildi. Ancak araştırmacılar bazı ailelerde bulaş izleri de buldu. Bu durum, insanlar arasında dolaylı bir bulaş mekanizmasının olabileceğini düşündürüyor.
Açıklaması zor yeni bir göz hastalığı
Ortaya çıkan hastalık, “persistan hipertansif viral ön üveit” (POH-VAU) olarak adlandırılıyor. Bu hastalık, gözün ön kısmında iltihaplanma ve göz içi basıncında sürekli artış ile karakterize ediliyor. Klinik tablo, optik sinire zarar verebilen glokoma benzer özellikler gösteriyor.
Araştırmacılar, salgının nedenini anlamak için 2022 ile 2025 yılları arasında teşhis konulan 70 hastayı inceledi. Tüm hastalarda CMNV pozitif çıktı. Hastalara iltihap azaltıcı tedavi uygulanmasına rağmen, hastaların üçte biri ameliyat olmak zorunda kaldı ve bir hasta kalıcı olarak görme yetisini kaybetti.
Virüsün davranışını incelemek için yapılan deneylerde, enfekte edilen farelerde bir ay içinde kornea, iris ve retinada belirgin hasar oluştu. Ayrıca farelerin aynı suyu paylaşarak birbirine bulaştırabildiği gözlemlendi. Bu durum, virüsün nemli ortamlarda kolayca yayılabildiğini gösteriyor.
İnsan hastaların yarısından fazlası ev ortamında deniz canlılarıyla temas eden kişilerdi. Ancak önemli bir kısmının doğrudan temas öyküsü yoktu. Bu vakalarda ortak nokta, deniz canlılarıyla temas eden ve ellerinde yara bulunan aile bireyleriyle birlikte yaşamalarıydı. Bu da virüsün ortak kullanılan eşyalar veya yüzeyler aracılığıyla bulaşabileceğini düşündürüyor.
Dünya genelinde yaygın olabilir
Virüsün yayılımını değerlendirmek için araştırmacılar, Asya, Amerika, Avrupa, Afrika ve Antarktika’dan toplam 523 deniz canlısını inceledi. Virüs, karides ve yengeçlerden balıklara ve deniz hıyarlarına kadar 49 farklı türde tespit edildi.
Bu geniş yayılım, virüsün yıllardır fark edilmeden dolaşımda olabileceğini gösteriyor. Edward Holmes, virüsün incelenenden daha fazla türde bulunabileceğini ve insanlara geçmeden önce başka bir memeliden geçmiş olmasının da mümkün olduğunu belirtiyor.
Henüz salgın değil, ancak risk var
Uzmanlar şu an için insanlar arasında yaygın ve sürekli bir bulaş olmadığını vurguluyor. Holmes, “Bu bir salgın değil” diyor. Ancak bir deniz virüsünün insanlara geçmesi, biyogüvenlik açısından yeni bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
En büyük soru ise şu: Hayvanlarda genellikle halsizlik veya renk kaybına yol açan bu virüs, insanlarda neden özellikle gözleri etkiliyor?
Araştırmacılar, bu sorunun yanıtını bulmak için çalışmalarını sürdürüyor. Nature Microbiology’ye göre bu durum, çevresel değişimler ve insanların deniz ekosistemleriyle artan temasıyla bağlantılı olabilir.





