Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Genç Diplomasi Derneği tarafından Cumhurbaşkanlığı himayelerinde Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda düzenlenen Bosphorus Diplomasi Forumu'na katıldı. 81 ilin yanı sıra diaspora ve gönül coğrafyasındaki tüm gençlere selamlarını ileten Erdoğan, Bosphorus Diplomasi Forumu'nda gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından Yassıada'da yargılanan ve idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ı anan Erdoğan, yıllarca "Yaslı Ada" olarak anılan bu mekanın, bugün yeni kimliğiyle önemli toplantılara ev sahipliği yapmasından duyduğu mutluluğu belirtti.
Muhtevası ve formatıyla öne çıkan Bosphorus Diplomasi Forumu'nu başarıyla düzenleyen Genç Diplomasi Derneği'nin tüm üyelerini ve programda emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
Türkiye'sini inşa etmenin gayretinde olan her bir gencimiz, bizim için değerlidir, umudumuzu artıran bir istikbal yıldızıdır. Asra yön vermekle kalmayıp kendi mührümüzü de vuracağımız Türkiye Yüzyılı, gençlerimizin çabası ve çalışmalarıyla vücut bulacaktır. İlerleyen yıllarda her birinizin siyaset, akademi, bürokrasi, medya, sivil toplum ve diplomaside üstleneceğiniz vazifelerle ülkemize, milletimize, özellikle de Türk dış politikasının çok çok önem kazandığı bir yapıya kavuşacağına inanıyorum. Hepinize şimdiden başarılar diliyor, Rabbim yolunuzu da bahtınızı da açık etsin diyorum.
MEYDAN OKUMALARLA KARŞI KARŞIYAYIZ
Küresel rekabetin dozu her geçen gün artarken belirsizlik ve istikrarsızlık anaforu dalga dalga yayılıyor. Kriz ve ihtilaflar barışçıl yollarla çözüme kavuşturulamadığı için siyasi ve ekonomik mücadele maalesef büyük insani trajedilerin yaşandığı savaş ve çatışma sahalarına taşınıyor. Su ve iklim krizlerinden ticaret savaşlarına, enerji güvenliğinden gıda zincirlerinin sağlıklı işlemesine türlü meydan okumalarla karşı karşıyayız.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra galipler eliyle kurulan düzen işlevliğiyle birlikte itibarını da yitirmiştir. Evrensel değerler rafa kalkmış, yönetim mekanizmaları iflas etmiş, meşruiyetini kural ve ilkelerden alan uluslararası sistem tamamıyla felce uğramıştır. Küresel barış ve güvenlik, yerini bitmek bilmeyen savaş ve istikrarsızlık girdabına bırakmıştır. Haklı haksızın, mazlum zalimin, zayıf güçlünün karşısında yalnızlığa terk edilmiştir. İnsan hakları ve insanlık onuru yara almış; adalet, vicdan ve merhamet gibi duygular sessize alınmıştır. Ortada kimsenin inkar edemeyeceği çok büyük bir sistem krizi vardır. Oysa bundan 80 yıl önce kurulan mevcut küresel sistem, 20. yüzyılda gerçekleşen İkinci Dünya Savaşı'ndan ders alınarak yeniden bir savaş yaşanmasın, yeniden bir soykırım yaşanmasın diye kurulmuştu.
ÇÖZÜMÜN ANAHTARI OLMASI GEREKEN YAPILAR SORUNUN PARÇASI HALİNE DÖNÜŞTÜ
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi bu tür mekanizmaların gayesi, savaşları önlemek, çatışmaları durdurmak, insani felaketlerin önüne geçmekti. Gelinen noktada çözümün anahtarı olması gereken yapılar sorunun parçası haline dönüşmüştür. Ülke olarak biz iflas etmiş bu sistemin tüm yükünü çeken bir bölgede yer alıyoruz. Türkiye bölgesinde bir istikrar abidesi olarak yükselse de hadiselerin uzağında bir ülke değildir.
Komşumuzun evi yanarken nasıl rahat edemezsek, bölgemizde sıkıntı varken de rahat edemeyiz. Bu ülke ve bu aziz millet tarihin hiçbir döneminde bana ne dememiştir. Gönül coğrafyasına sırtını dönmemiştir. Yardım çağrılarına kulaklarını tıkamamıştır. 'İmdat' diyenin yardımına koşmuştur. Bu dün böyleydi, bugün de böyle. Gazze'nin, Yemen'in, Sudan'ın, Somali'nin, Suriye'nin sokaklarında yere düşen her can bizim canımızdan can koparıyor.
KÜRESEL MESELELERİN ÇÖZÜMÜNE KATKI SUNUYORUZ
Çok boyutlu dış politika anlayışımızla bölgesel ve küresel meselelerin çözümüne katkı sunuyoruz. Savaş baronları ateşe benzin dökerken biz adil bir barış için çalıştık. Şimdi de Filistin'de, Gazze'de bunu yapıyoruz. Türkiye, hiçbir kompleksi olmadan tarihine, büyüklüğüne yakışır şekilde barış, istikrar, huzur ve adalet için çalışan her kesimle görüşebilen bir aktördür.
Netanyahu ve katliam ordusu Gazze'de masumların üzerine bomba yağdırıyor. Gazze'de açlık bir kitle imha silahı olarak acımasızca kullanılıyor. Fakat ne oldu? İşte dün BM'de Netanyahu denilen katil boş koltuklara seslenmek zorunda kaldı. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
FİLİSTİN'İN TANINMASI GEÇ DE OLSA ÖNEMLİ BİR ADIM
Gazze'deki meseleyi Hamas parantezine indirgeyenler kazın ayağının hiç de öyle olmadığının yavaş yavaş farkına varıyor. İsrail'in derdinin sadece Gazze olmadığı gün geçtikçe daha net anlaşılıyor. Özellikle Katar'a düzenlenen saldırı İsrail'in niyetini bir kez daha gösterdi. İsrail'in devlet terörüne maruz kalan Sumud Filosu'nun umut yolcularına selamlarımızı yolluyoruz. Cenabı Allah yollarını açık etsin onları esirgesin diyoruz. Filistin'in tanınması geç de olsa önemli bir adım ama sormak zorundayız; bu adımlar daha erken atılamaz mıydı?






