Üç yüz milyon yıl önce, dinozorlar çağından çok daha evvel, gezegenimiz devasa böceklerin sesleriyle çınlıyordu. Bu türlerin en ikonik olanları belki de grifon sinekleri (İng: "griffinflies") olarak bilinen, yusufçuğa benzeyen yırtıcı canlılardı. Yaklaşık 70 santimetrelik kanat açıklıkları ve avlarını yakalamaya yarayan güçlü çeneleriyle, günümüzün en ürpertici böceklerini bile şirin ve zararsız gösterecek bir yapıya sahiplerdi. Çoğumuz Dünya'yı onlarla paylaşmak zorunda olmadığımız için minnettar olsak da, dev böceklerin nereye kaybolduğunu ve bir gün geri dönüp dönemeyeceklerini merak ediyor olabiliriz.

On yıllar boyunca bilim insanları bu sorunun cevabını bildiklerini düşündüler. O dönemde oksijen, günümüzdeki 21'lik orana kıyasla atmosferin yaklaşık %35'ini oluşturuyordu. Bu durum, uçan böceklerin daha büyük boyutlara ulaşabilmesi ve buna rağmen devasa bedenlerini havalandıracak kadar verimli bir şekilde solunum yapabilmesi anlamına geliyordu. Oksijen seviyeleri daha sonra düştükçe, uçarken devasa bir bedeni hayatta tutmak enerji açısından çok maliyetli hale geldi; bu yüzden böcekler küçüldü. Ancak bu senaryo doğru olmayabilir. Nature dergisinde yayımlanan ufuk açıcı yeni bir araştırma, oksijenin boyut üzerinde sınırlayıcı bir faktör olmadığını göstererek bu yerleşik anlatıya şüphe düşürdü.

Böcekler bizim gibi nefes almazlar. Akciğerleri yoktur ve oksijeni vücutlarında kan hücreleri aracılığıyla taşımazlar. Bunun yerine, hava dolu tüplerden oluşan bir ağa sahiptirler. Spirakül (İng: "spiracles") adı verilen ve vücudun yan tarafında bulunan kapakçıklardan başlayan hava, giderek küçülen tüplerin içine doğru ilerler. Yıllarca bu sistemin temel olarak, oksijenin yüksek yoğunluklu bir alandan düşük yoğunluklu bir alana pasif olarak geçişi olan difüzyon (İng: "diffusion") ile çalıştığına inanılıyordu. Ancak difüzyon, uzun mesafelerde verimsizdir. Oksijenin katetmesi gereken mesafe arttıkça, aç hücrelere yeterince oksijen ulaştırmak zorlaşır. Dolayısıyla böcekler yalnızca difüzyona güvenselerdi, ne kadar büyüyebilecekleri konusunda kesin bir sınır olurdu.

Eski Dünya'nın yüksek oksijen seviyesinin bu boyut sınırını yukarı çektiği düşünülüyordu. Güney Afrika'daki Pretoria Üniversitesinden veterinerlik bilimleri profesörü ve yeni Nature çalışmasının başyazarı Edward Snelling, "Böylece sihirli bir şekilde devasa böceklere sahip olduk." diyerek eski bakış açısını özetledi. Snelling, eski varsayımın özellikle trakeollerdeki trakeal sistemin ağırlıklı olarak difüzyona dayandığı yönünde olduğunu belirtti. Ancak son yıllarda bilim insanları, böcek solunumundan yalnızca difüzyonun sorumlu olmadığını keşfettiler. Snelling, "Hayvanın içindeki bu trakeal tüplerin yanı sıra, körük görevi gören ve trakeal sistemi havalandıran büyük hava keseleri de bulunuyor. Tıpkı sizin nefes alırken akciğerlerinizi havalandırmanız gibi. Onlar da havalandırma yapıyor ve bu durum difüzyonun getirdiği sınırlamaları büyük ölçüde hafifleterek telafi ediyor."

Bu durum, grifon sineklerinin boyutlarına ulaşıldığında bile oksijen taşınması için çok büyük bir boşluğa ihtiyaç duyulmadığını gösteriyor. Snelling bu şaşırtıcı sonucu şöyle vurguladı: "En büyük böcekte bile artış önemsiz düzeydeydi ve bu durum, trakeal sistemin böceklerin vücut boyutunu kısıtladığı fikrine gerçekten şüphe düşürdü." Snelling'in çalışması, oksijenin sınırlayıcı bir faktör olduğu hipotezine karşı sağlam kanıtlar sunuyor ancak böceklerin neden çok daha az tehditkar boyutlara küçüldüğüne dair alternatif bir neden konusunda pek bir şey söylemiyor. Yine de araştırmacılara göre en ikna edici alternatiflerden biri ekolojik baskı olabilir. Snelling, "Ekolojik nedenlerden biri, 300 milyon yıl önce etrafta uçuşan kuşların ve yarasaların olmamasıydı; henüz evrimleşmemişlerdi. Bugün kuşlarımız ve yarasalarımız var ve uçan böcekleri yakalamada çok iyiler." dedi.

Snelling, gezegenimizde yeniden devasa grifon sinekleri görmemizin pek olası olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Devasa boyutlara ulaşma konusu, tarihsel olarak çevresel koşulların çok istikrarlı olduğu zamanlarda ortaya çıkma eğilimindedir. İnsanlar var olduğu ve çevreye verdiklerimizle onu bu kadar hızlı değiştirdiğimiz sürece, devasa böceklerin yeniden evrimleştiğini görebilmemiz için sanırım önce bizim yok olmamız gerekiyor, çünkü bizler onlar için çok büyük bir problemiz. Ancak eğer insanlar ortadan kalkar ve işler biraz durulursa, böceklerin en azından 300 milyon yıl önceki vücut boyutlarına yeniden evrimleşmelerinin mümkün olduğunu söyleyebilirim. Üstelik bunu yapabilmek için yaygın inancın aksine yüksek oksijenli bir atmosfere de ihtiyaç duymazlar.