Dünyanın en büyük kapalı su kütlesi olan Hazar Denizi, Azerbaycan, İran, Kazakistan, Rusya ve Türkmenistan'la çevrili. Çevresinde 15 milyon insan yaşıyor; bölge balıkçılık, taşımacılık ve petrol-doğalgaz üretiminin merkezinde yer alıyor.
50 KİLOMETRE GERİ ÇEKİLDİ
Hazar Denizi'nin kuzey kıyılarında flamingolar, mersinbalıkları ve binlerce fok balığı için yuva olan bölgeler, bugün kurumuş kum yataklarına dönmüş durumda. Bazı bölgelerde deniz 50 kilometreden fazla geri çekildi. Sulak alanlar çöle dönüyor, balıkçı limanları işlevsiz kalıyor; petrol şirketleri ise açık deniz tesislerine ulaşabilmek için giderek daha uzun kanallar kazımak zorunda kalıyor.
Hazar foku araştırmacısı ve koruma uzmanı Dr. Nicola Beynon, bölgeyi yirmi yılı aşkın süredir düzenli olarak ziyaret ediyor. 2000'li yıllarda gözlemlediği sazlıkların, çamur düzlüklerinin ve yaşamla dolu sığ kanalların bugün kuru toprağa dönüştüğünü aktaran Beynon, uydu takip çalışmaları için fok balıklarını yakaladıkları alanların artık çöl olduğunu söylüyor.
YÜZYILIN EN HIZLI DÜŞÜŞÜ
Hazar'ın su seviyesi tarih boyunca dalgalanma gösterse de son yaşanan değişiklikler her şeyi altüst ediyor. Bu yüzyılın başından bu yana denizde su seviyesi yılda ortalama 6 santimetre düşüyor. 2020'den itibaren bu hız yılda 30 santimetreye çıktı. Temmuz 2025'te Rus bilim insanları, Hazar'ın ölçüm kayıtlarının tutulduğu tarihten bu yana görülen en düşük seviyenin de altına indiğini açıkladı.
- yüzyılda dalgalanmalar büyük ölçüde doğal etkenler ile tarım ve sanayiye yönelik su transferlerinden kaynaklanıyordu. Bugün ise birincil etken iklim değişikliği. Daha sıcak bir iklimde akarsular ve yağışlardan denize ulaşan su azalırken yüzeyden gerçekleşen buharlaşma artıyor. Paris Anlaşması'nın 2 derecelik hedefine ulaşılsa bile Hazar Denizi'nde su seviyesinin 2010 kıyı şeridine kıyasla 10 metreye kadar gerilemesi bekleniyor.
İZLANDA KADAR ALAN SULAR ALTINDAN ÇIKACAK
Kuzey Hazar'ın büyük bölümü yalnızca 5 metre derinliğinde. Bu da küçük seviye düşüşlerinin bile dev yüzey kayıplarına yol açması anlamına geliyor. Yakın tarihli bir araştırmaya göre, su seviyelerinde iyimser senaryo olan 10 metrelik bir düşüş bile 112 bin kilometrekarelik bir deniz tabanını gün yüzüne çıkaracak. Bu alan İzlanda'nın yüz ölçümünden büyük. Hazar'ın on özgün ekosisteminden dördü tamamen yok olacak. Nesli tehlike altındaki Hazar foku, mevcut üreme alanının yüzde 81'ini kaybedebilir.
ORTA KORİDOR'UN KALBİ DURUYOR
Hazar yalnızca ekolojik değil, jeopolitik açıdan da kritik bir konumda. Su seviyeleri düştükçe kargo kapasitesi azalıyor, maliyetler artıyor; limanlar ve altyapılar, denizden onlarca hatta yüzlerce kilometre uzakta kalma riskiyle yüz yüze geliyor. İnsan çıkarlarını korumak için şimdiye kadar harcanan maliyet milyar dolarları aşmış durumda.
UYUM MU, KORUMA MI?
Hazar Denizi'ne kıyısı olan ülkeler, limanları yeniden konumlandırmak ve yeni taşımacılık güzergahları açmak zorunda kalacak. Ancak bu adımlar doğayı koruma hedefleriyle çelişme riski taşıyor. Uzmanlar, ekosistemlerin iklim değişikliğine uyum sağlayacağı alanların şimdiden haritalanması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde altyapı projeleri bu geçiş bölgelerini birbiri ardına tahrip edecek.





