ADEO Cyber Security şirketinde siber güvenlik uzmanı Ersin Çahmutoğlu, pek çok devletin resmi kurumlarda WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamalarını yasaklamasının ne anlama geldiğini ve Türkiye'nin bu konudaki mevcut çalışmalarını AA Analiz için kaleme aldı.

Dünyada bazı büyük devletler ve şirketler, dijital tahakküm inşa etmek ve bunu sürdürmek için geliştirdikleri teknolojilerini dünyanın her yerine yaymayı hedefliyor. Bu hedefle yola çıkan devletler ve şirketler bu sayede oldukça ciddi seviyelerde büyümeler kaydederken, geliştirdikleri teknolojilerle devlet kurumu çalışanı ya da sivil fark etmeksizin her kullanıcının verilerini de topluyor.

Bu faaliyetler özellikle mesajlaşma uygulamaları üzerinden çok etkin bir şekilde yürütülüyor. WhatsApp ve Telegram gibi şirketler dünya çapında milyarlarca kullanıcıya ulaşan uygulamalarıyla ücretsiz hizmet sunarlarken insanlardan ve devletlerden de veri ve istihbarat topluyor. Yıllardır devam eden bu faaliyetler günümüzde de yoğun şekilde sürüyor. Bu sebeple pek çok devlet yabancı menşeli uygulamaların getirdiği tehlikelerden dolayı kendi mesajlaşma uygulamasını geliştirmeye karar verdi.

Son zamanlarda birçok ülke devlet kurumlarında ve vatandaş nezdinde artık yerli uygulama kullanılmasını zorunlu kılmaya başladı. Örneğin Rusya, VK şirketi tarafından geliştirilen Max adlı mesajlaşma uygulamasının kullanımını tüm ülkede zorunlu hale getirdi. Fransa ise, 2019'da ülkenin bilgi güvenliği teşkilatı ANSSI tarafından geliştirilen Tchap uygulamasının kullanımını zorunlu kıldı. Almanya’da 2020'de Alman Silahlı Kuvvetleri tarafından geliştirilen BwMessenger kullanılıyor. Lüksemburg’daki devlet kurumlarında Luxchat4Gov, Polonya’daki devlet kurumlarında Merkury, İsviçre’deki devlet kurumlarında Threema zorunlu olarak kullanılıyor. NATO da 2024 itibarıyla NI2CE adında bir uygulama geliştirip kullanmaya başladı.

Devletler için esas kriter: Güvenlik ve gizlilik. Yabancı menşeli uygulamalarda, iletişimlerin takip edilmesi ve verilerin toplanması gibi güvenlik sorunları nedeniyle devletler kritik kurumlarda kendi geliştirdikleri çözümlere yöneliyor. Ancak bu çözümlerin de yüzde yüz güvenlik sağladığını söylemek mümkün değil. Gelişmiş seviyedeki casus yazılımlar akıllı telefonlara sızdığında bu mesajlaşma uygulamalarının tüm güvenlik katmanları çöküyor.

Türkiye’nin de bu tehlike ve riskleri değerlendirerek kayda değer adımlar atması gerekiyor. Geliştirilecek mesajlaşma uygulaması tamamen güvenli ve bağımsız bir yapıda olmalıdır. Bu noktada, Matrix tabanlı bir uygulamanın geliştirilmesi mümkün olabilir. Devlet kurumlarında resmi yazışmalarda kullanılmak üzere merkeziyetsiz bir yapıya sahip mesajlaşma uygulaması kritik önemdedir.

Son olarak Türkiye’de yabancı menşeli mesajlaşma uygulamalarının devlet kurumlarında kısıtlanması ve hatta yasaklanması için hassasiyet gözeterek çalışma yapılmalıdır. Bu hassas konu özelinde gereken denetimleri yapacak, koordinasyonu sağlayacak ve standartları belirleyecek olan esas kurum, geçtiğimiz ocak ayında kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı (SGB) olabilir.