Medya stratejisti Dr. Muhammed Ersin Toy, sosyal ağların birer iletişim aracı olmaktan çıkarak kitlesel etki silahına dönüşümünü AA Analiz için kaleme aldı.
2010’lu yıllarla birlikte dijital medya platformları, hayatımıza yalnızca yeni bir iletişim imkanı sunmakla kalmamış; aynı zamanda duyguların, algıların, toplumsal reflekslerin ve kamusal alanın dijital ağlar üzerinden yeniden inşa edildiği yeni bir dijital düzenin kurucu unsurlarından biri haline gelmişti. Bugün ise dijital platformlar, bireylerin bilişsel ve psikolojik süreçlerinin hedef alındığı, algıların yönlendirildiği ve davranışların biçimlendirildiği çok katmanlı bir savaş alanına dönüşmüştür.
Gelişmiş algoritmik yapılar ve yapay zeka destekli içerik sıralama sistemleri sayesinde bu platformlar, kullanıcıları kişiselleştirme mantığı temelinde filtre balonları ve yankı odaları içine çekmiş, dünya siyasetinden ülke içi politikalara uzanan geniş bir alanda anlatı üretme, çoğaltma ve yönlendirme kapasitesi kazanmışlardır. Bu süreç, kişiselleştirilmiş içerik akışlarının farklı görüşlerle karşılaşma imkanını azaltarak kamusal tartışma alanını daralttığı ve toplumsal müzakereyi parçaladığı yönündeki erken uyarılarla da akademik literatürde karşılık bulmuştur.
Bu dönüşüm, esas itibarıyla neoliberal kapitalizmin tüketim kültürünü ve hedonist yaşam anlayışını, sosyal medya ağları ile algoritmik yapılar üzerinden hegemonik biçimde yeniden üretmesini mümkün kılmıştır. İdeolojik, kimliksel ve dinî siyaset biçimlerini aşan bu hedonizm, günümüzde küresel teknoloji oligarklarının benimsediği ve yaygınlaştırdığı bir hayat tasavvuruna karşılık gelmektedir.
Bu tasavvurun yıkıcı, çürütücü ve sınırsızlaştırıcı etkisi ise sosyal medyayı ve dijital platformları, salt birer iletişim ve eğlence alanı olmaktan çıkararak algıların yönlendirildiği, davranışların biçimlendirildiği ve toplumsal reflekslerin hedef alındığı yeni bir savaş mecrası haline getirmiştir.
Sosyal medya, egemen devletler açısından salt bir "kültür endüstrisi" ya da "ticari şirketler alanı" olarak ele alınamaz. Aksine, platformların sahip olduğu algoritmik dağıtım gücü ve küresel ölçek etkisi, bilişsel güvenlik, dezenformasyon, hibrit tehditler ve toplumsal psikoloji düzeyinde sonuçlar üreten yeni bir stratejik risk alanı ortaya çıkarmaktadır.
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, 16 yaş altındaki bireylerin sosyal medya platformlarına erişiminin sınırlandırılmasına yönelik planları tartışırken büyük teknoloji aktörlerini "teknoloji oligarkları" olarak nitelendirmiştir.
Bugün sosyal ağlar, 5 milyardan fazla aktif kullanıcıya sahiptir. Bu gerçeklik, onları devletler ve şirketler için vazgeçilmez stratejik araçlar haline getirmiştir. Sosyal ağlar, yurttaş etkileşimi ve toplumsal mobilizasyon platformları olmaktan çıkarak bilişsel alandaki askeri operasyonların yeni bir merkezine dönüşmüştür.
Sosyal ağların küresel iletişim alanındaki artan yaygınlığı, yalnızca belirli söylemlerin radikalleşmesini değil aynı zamanda yeni siyasal müdahale ve etki biçimlerinin ortaya çıkmasını da beraberinde getiriyor. Bu bağlamda öne çıkan temel araçlardan biri, yanlış ya da yanıltıcı içeriklerin stratejik ve sistematik biçimde dolaşıma sokulması yoluyla kamuoyunu yönlendirmeyi amaçlayan dezenformasyon kampanyalarıdır.
Sonuç olarak sosyal ağlar, güç enstrümanları ve kitlesel etki silahları olarak konumlanmaktadır. Bu nedenle sosyal ağlar, potansiyel "kitlesel etki silahları" olarak konumlanmaktadır. Bu gücün farkında olan devlet ve devlet dışı aktörler, sosyal ağları iletişim stratejilerinin merkezine yerleştirerek kamuoyunun dikkatini çekmek, anlatıyı kontrol altına almak ve hatta gerçekliği manipüle etmek amacıyla kötü niyetli faaliyetler yürütmektedirler.




