Sanal dolandırıcılar, yöntemlerine bir yenisini daha ekledi. Bir kez mağdur olanlar, bu kez çok daha farklı bir tuzağın hedefi haline geliyor. Son dönemdeki vakalarda kayıpların boyutu ise dikkat çekici seviyelere ulaşıyor. Öyle ki bazı mağdurlar, ikinci kez karşılaştıkları bu tuzakta ellerinde kalanları da kaybediyor. Peki bu sistem nasıl işliyor, dolandırıcılar mağdurları nasıl buluyor?

Telefonunuz çalıyor. Arayan kişi, yaşadığınız mağduriyeti sizden daha iyi biliyor. Ne kadar para kaybettiğinizi, nasıl dolandırıldığınızı, hatta kimseyle paylaşmadığınızı düşündüğünüz bazı kişisel ayrıntıları bile biliyor. Üstelik bu kez sizi dolandırmak için değil, kaybettiğiniz parayı geri almak için aradığını söylüyor.

İlk anda şaşırıyorsunuz. Çünkü karşınızdaki kişi, yaşadıklarınızı gerçekten biliyor gibi görünüyor. Ardından bir başka kişi devreye giriyor: Bir avukat, banka görevlisi ya da başka bir yetkili...

Dosyanızın ilerlediğini, paranızın bulunduğunu ancak işlemin tamamlanabilmesi için bir ödeme yapılması gerektiğini söylüyor. Tam da bu noktada, daha önce dolandırılmış bir kişi için en güçlü zaaf devreye giriyor: Kaybettiği parayı geri alma umudu.

Siber suç uzmanı Avukat Dr. Ceren Küpeli, son dönemde bu yöntemle gerçekleştirilen dolandırıcılık vakalarının arttığına ve çok sayıda dosyayla karşılaştığına dikkat çekti. Küpeli, yöntemi “ikincil dolandırıcılık” olarak tanımlarken, yaşananların bir tesadüf olmadığını vurguladı.

Dolandırıcılar daha önce mağdur edilmiş bir kişiyi nasıl buluyor? Mağdurun hangi dolandırıcılığa kandığını, ne kadar para kaybettiğini ve hangi noktadan ikna olduğunu nereden biliyorlar? Ceren Küpeli’ye göre bu bilgiler, aynı dolandırıcılık örgütünün farklı numaralarla yeniden devreye girmesiyle kullanılabiliyor. En ilginci ise ikincil olarak dolandırılacak kişilerin listesinin özel bir adı bile olması: ‘sucker list’ yani kolay av listesi.

Küpeli, “Bu listede mağdurun yaşadığı ilk dolandırıcılıkta ne kadar para kaybettiği, hangi senaryoya kandığı, hangi duygusal düğmesine basıldığında ikna olduğu, hatta yaşı ve yalnız yaşayıp yaşamadığı bilgisi bile işleniyor. İkincil dolandırıcılıklar açısından, yüksek meblağ kaybetmiş kişiler ideal bir av olarak değerlendiriliyor” dedi.

“Şu sıralar bu dolandırıcılık sarmalarında artış gözlemliyoruz. Keza bunun matematiksel bir sebebi var: İlk dalga dolandırıcılık ne kadar kitleselleşirse, geride siber faillerin gözünde ‘yeniden avlanmaya hazır’ o kadar büyük bir mağdur havuzu birikiyor” diyen Ceren Küpeli, şöyle devam etti: “Uygulamada gördüğümüz en acı tablo şu örüntü: Kişi birikimini bir yatırım platformunda kaybediyor. Aradan zaman geçmeden kendini ‘fon uzmanı’ ya da ‘avukat’ olarak tanıtan biri arıyor, ‘paranızın izini sürdük, blokeyi açmak için şu bedeli yatırın’ diyor. Mağdur, ilk kaybını telafi etme umuduyla kalan son parasını, hatta borçlanarak bulduğu parayı da yatırıyor. Bazen ikinci kayıp, ilk dolandırılma vakasını katlıyor. En ağır dosyalar, ömür boyu biriktirdiği parayı kaybettikten sonra ‘parasını kurtarma’ tuzağıyla oturduğu evini, arabasını hatta cep telefonunu dahi elden çıkaran kişiler karşımıza çıktı ne yazık ki…”

Bu olayların hiçbir şekilde amatörce değil, tiyatro düzeyinde kurgulanmış bir operasyon şeklinde yürütüldüğünü ifade eden Ceren Küpeli, “Buna ‘senaryolu örgüt dolandırıcılığı’ diyoruz ve her failin belirli bir rolü oluyor. İkincil dolandırıcılıklarda önce ‘iyi haberci’ arıyor: ‘Paranızı bulduk, iade süreci başladı!’ Ardından sahte bir ‘avukat’ devreye girip dava masrafı istiyor. Sonra bir ‘banka görevlisi’ transfer için işlem ücreti talep ediyor. Tüm bu iletişimler, sahte evraklar, sahte kurumsal numaralar, taklit edilmiş resmî e-postalarla destekleniyor” dedi.

Bu çok katmanlı kurgunun tek bir amacı olduğunu söyleyen Küpeli, “Mağdurda ‘bu kadar çok kişi ve resmî evrak yalan olamaz’ algısı yaratmak. Oysa perde arkasında hepsi aynı ekip, hatta aynı insan; sadece farklı telefon numaraları. Daha önce sizinle gerçekleştirdiğimiz bir haberde kriminal detaylarını aktardığımız ‘Bukalemun Kimlik’ dolandırıcıların imzasıdır. Dolandırıcılar karşısındaki mağdur neye güven duyacaksa onu ölçüp o kimliğe bürünürler. Örneğin yaşlı bir mağdura; oğlunun polis arkadaşı, eğitimli bir mağdura hukukçu, panik hâlindeki birinin karşısına güven veren bir ‘yetkili’ olarak çıkarlar. Dolandırıcı kimlikleri, mağdura göre değişen bir kostümdür.”

Ceren Küpeli, ikincil dolandırıcılıklar yönünden dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:

  1. Sizi arayan kişinin kendisini avukat, savcı, banka çalışanı veya başka bir resmî görevli olarak tanıtması. Gerçek bir adli süreç, sizi telefonla arayan bir kişinin yönlendirmesiyle başlamaz.
  2. Komisyon, vergi, bloke kaldırma bedeli gibi gerekçelerle acil ödeme talep edilmesi. Dolandırıcılar bu ödemelerin mantıksızlığını gizlemek için çeşitli yöntemler kullanıyor.
  3. Aciliyet ve baskı oluşturularak ödeme yapmaya zorlanmanız. Bu tür ifadelerle sizi çaresiz bırakmaya çalışıyorlarsa, bu da önemli bir alarm işareti.

Mağdur hukuki olarak hızlı bir yol izlemeli. “Vakit kaybetmeden Cumhuriyet Başsavcılığı’na ya da en yakın kolluğa suç duyurusunda bulunulmalı” diyen Ceren Küpeli, dijital delillerin saklanması gerektiğini vurguladı. “Para banka üzerinden gönderildiyse ilk saatler kritik” uyarısında da bulunan Küpeli, hızlı başvuruyla bankadan bloke ve ters ibra talep edilebileceğini söyledi.