2024 yılının mayıs ayında Nielsen ve arkadaşları tarafından yayımlanan bir araştırma, dövme yaptırmanın lenf kanseri riskini artırabileceği yönündeki bulgularıyla medyada geniş yankı uyandırdı. Hemen ardından, Danimarka’da Clemmensen ve ekibi tarafından yapılan ve ikiz bireyleri kapsayan bir diğer çalışma da dövme ile lenf ve deri kanseri arasında istatistiksel bir bağlantı olabileceğini öne sürdü. Peki, bu çalışmalar gerçekten dövme ile kanser arasında anlamlı bir ilişki kurabildi mi? Bu çalışmaların bulgularını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilmek için öncelikle dövmenin vücuttaki genel etkisini ve araştırmanın neden dövme ile kanser arasında bir ilişki aradığını anlamak gerekir.
Dövme Nedir? Vücudun Üzerindeki Etkisi Nedir?
Dövme, binlerce yıldır insanlar tarafından dini, kültürel veya estetik nedenlerle kullanılan bir ifade biçimidir. En eski dövme örneklerinden biri, Alp Dağları’nda bulunan "Buz Adam Ötzi"ye aittir. MÖ 3370–3100 yılları arasında yaşadığı belirlenen Ötzi’nin vücudunda çeşitli dövme izlerine rastlanmıştır. Zamanla teknikler ve araçlar değişmiş olsa da dövmenin temel prensibi aynıdır: Mürekkep, organik veya inorganik pigmentlerin taşıyıcı sıvılarla karışımının oluşturduğu bir madde, cildin dermis tabakasına iğne yoluyla enjekte edilir. Dövmenin kalıcılığını sağlayan da budur; zira mürekkep yalnızca epidermise uygulanırsa, cilt bu üst katmanı kısa sürede yeniler ve dövme kalıcı olmaz.
Dövme sırasında kullanılan mürekkebin bir kısmı, lokal bağ dokusu hücrelerine (fibroblastlara) yerleşir; bir kısmı ise dokular arasında kalır. Bu hücreler, mürekkep partiküllerini fagosite eder; yani sindirir. Araştırmalara göre dövmenin kalıcılığı, bu makrofajların yaşam döngüsüne bağlıdır. Ancak bazı makrofajlar, mürekkebi taşıyarak lenf düğümlerine kadar ulaşabilir. Bu durum, dövme sonrası lenf düğümlerinde mürekkep birikimine ve potansiyel olarak bağışıklık sisteminde değişimlere yol açabilir.
Dövme Mürekkebi Kanserojen Olabilir mi?
Günümüzde kullanılan bazı dövme mürekkeplerinin içerdiği kimyasallar, uluslararası sağlık otoriteleri tarafından potansiyel kanserojen olarak sınıflandırılmıştır. Özellikle siyah mürekkepte sıkça kullanılan karbon siyahı, "insanlar için muhtemel kanserojen" olarak kabul edilmektedir. Tüm bu nedenlerle, dövme ile cilt ve lenf kanseri arasındaki olası ilişki, bilimsel olarak araştırılması gereken önemli bir konudur.
Araştırmalar Ne Diyor?
Nielsen ve arkadaşlarının 2024 tarihli araştırmasında yaşları 20-60 arasında değişen 1.389 lenfoma hastası ile aynı yaş grubundan 4.193 sağlıklı birey karşılaştırıldı. Bulgular şu şekildeydi: İlk dövmesini yaptırmasından sonraki iki yıl içinde lenfoma tanısı alan bireylerde, hastalık riski %81 daha yüksek bulundu. Genel olarak dövmesi olan bireylerde lenfoma riski %21 daha yüksek olarak gözlendi. Ancak bu artış istatistiksel olarak anlamlı değildi. Clemmensen ve arkadaşlarının 2025 yılında ikizler üzerinde yürüttüğü araştırmada ise dövme yaptıran bireylerde, bazal hücreli karsinom dışı cilt kanseri riski 1.62 kat daha yüksekti.
Ancak 14 tek yumurta ikizi çifti üzerinde yapılan özel analizde, istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı. Nielsen’in çalışması, dövme ile lenfoma arasında olası bir bağlantıya işaret etmekle birlikte, dövmenin büyüklüğü, sayısı ve süresi gibi faktörlerle lenfoma riski arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Clemmensen ve arkadaşları tarafından yapılan çalışma, dövme boyutunun kanser riski üzerindeki etkisini inceleyerek dövme yaptıran bireylerde kanser riskinin arttığı yönündeki tezi desteklese de bu ilişkiyi doğrudan kanıtlamak için yeterli meta veri sunmamaktadır.
Sonuç
Dövme ile lenf veya cilt kanseri arasında bir ilişki olabileceğini öne süren araştırmalar mevcuttur ancak eldeki veriler bu ilişkinin nedensel olduğunu söylemek için yeterli değildir. Yani dövme kansere yol açar diyemeyiz. Ancak kullanılan mürekkep türü, dövmenin boyutu ve kişisel sağlık geçmişi gibi unsurlar, uzun vadede bazı riskler oluşturabilir. Dövme yaptırmadan önce bu olasılıkları bilmek, kişisel sağlık açısından önemli bir adımdır. Daha net sonuçlar içinse gelecekte yapılacak kontrollü çalışmaların bulguları beklenmelidir.





