Dünya genelinde açlık ve beslenme yetersizliği ciddi bir halk sağlığı ile sosyal adalet sorunu olmaya devam ederken, üretilen gıdaların kayda değer bir kısmının ziyan edilmesi devasa boyutlarda çevresel ve ekonomik kayıplara yol açıyor.

Her yıl 16 Ekim tarihinde kutlanan Dünya Gıda Günü, bu yıl "Bugün yenilik yap, yarını besle" teması etrafında şekillenerek küresel gıda krizinin yıkıcı etkilerine dikkat çekiyor.

2025 verilerine göre yaklaşık 645 milyon insan açlıkla mücadele ederken 2,69 milyar insan sağlıklı bir diyeti karşılayamıyor. Üretilen gıdanın önemli kısmının sofraya ulaşmadan yok olması hem ekonomik hem de çevresel açıdan büyük bir çelişki yaratıyor.

Gıda kaybı ve israfı küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ile 10’unu oluşturuyor ve tarımsal arazilerin önemli bir bölümünü boşa harcıyor.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 18 milyon ton gıda israf ediliyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre hanelerde en fazla israf edilen ürünler taze meyve ve sebzeler ile ekmek. Bozulma en yaygın neden olarak öne çıkıyor. Uzmanlar plansız alışveriş, uygun olmayan saklama koşulları ve artan gıdaların değerlendirilmemesinin bu tabloyu derinleştirdiğini belirtiyor.

“Sürdürülebilir Gıda Sistemi” kavramının yol gösterici olduğunu kaydeden Prof. Dr. Güçlü Üstündağ, “Burada kullandığımız gıda sistemi çerçevesi; gıdayı sadece bir ürün olarak değil, topraktan sofraya, üretimden tüketime kadar onu önümüze getiren tüm aşamaları içeren bir bütün olarak ele almayı gerektiriyor ve sistemin ekonomik, çevresel ve sosyal hedeflerini eş zamanlı olarak kapsıyor” diye konuştu.

Bu yaklaşım üretimden tüketime kadar tüm zinciri kapsıyor. FAO Türkiye’nin yürüttüğü çalışmalarda programlı damla sulama uygulamalarıyla elektrik tüketiminde yüzde 50’ye varan, su kullanımında ise yüzde 50’ye yakın tasarruf sağlandığı görülüyor. Doğa temelli çözümler ve dijital araçlar da kaynak verimliliğini artırıyor.

İNSAN SAĞLIĞI İLE GEZEGEN SAĞLIĞI PARALEL

Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Binnur Okan Bakır, insan sağlığını koruyan altın standart beslenme modellerinin gezegen sağlığıyla tam bir uyum içinde olduğunu belirterek bireylerin günlük yaşamlarında uygulayabileceği 5 temel adımı sıraladı.

Alışverişi planlayın, porsiyonları küçültün. Evsel gıda atığının en büyük sebebi plansız alışverişlerdir. İhtiyaç kadar alıp tabağınıza tüketeceğiniz kadar porsiyon koyarak israfın önüne geçin.
Bitkisel odaklı beslenmeye geçin.

Sadece insan sağlığı için değil gezegen sağlığı için de bitkisel protein kaynaklarına yani baklagillere, sebzelere ve tahıllara beslenmenizde daha fazla yer açın. Yerel ve mevsiminde gıdaları tercih edin.

Mevsiminde tüketilen ve yerel üreticiden alınan gıdalar nakliye ve depolama kaynaklı karbon ayak izini en aza indirir. Artan gıdaları değerlendirin.

Bayatlayan ekmekleri veya bir gün önceden kalan yemekleri çöpe atmak yerine alternatif tariflerle dönüştürme alışkanlığı kazanın.

Su ve enerji ayak izini düşünün. Gıdayı üretmek için harcanan su ve enerjinin bilincinde olarak gıdayı ziyan etmenin aslında gezegenin doğal kaynaklarını tüketmek anlamına geldiğini unutmayın.