Acı bu toprakların yabancısı olduğu bir tat değil. Samandağ biberinden ciğerci biberi olarak bilinen Karaağaç biberine, isottan pul bibere acısız sofralar kurulmaz. Uzak Doğu mutfağı da acısıyla meşhur lezzetlerle dolu. Çin’in sichuan biberi ilk akla gelenlerden. Kore’nin ünlü buldak tavuğu, Meksika’nın jalapeno’su… Şimdi Batı da acıyı keşfediyor. Berlin’de düzenlenen acıya adanmış festival çok değil bundan beş-altı yıl önce 500 kişinin anca katıldığı bir etkinlikken şimdi binlerce katılımcı ağırlıyor. ABD’de acı ve tatlının birleşimi ‘swicy’ adı verilen akım hem sosyal medyada hem restoranların menüsünde yeni trend. Market rafları tatlı olarak bildiğimiz sosların acı versiyonuyla doldu. Pizza, hamburger gibi dünyanın en popüler yemeklerinden, içecek ve hatta tatlılara her şeyin acılı opsiyonu artık menülerde. Datassential’ın 2025 tarihli araştırmasına göre ABD’deki restoranların yüzde 90’dan fazlası menüsünde en az bir tane acılı yemek var.
Rubix Foods raporuna göre tüketicilerin yüzde 66’sı acı olarak pazarlanan gıdaları alma eğiliminin daha fazla olduğunu söylüyor. Yüzde 48’i menüde bir yemeğin orijinal opsiyonu yerine acılısını tercih ediyor.
Dünyanın farklı yerinden tüketiciler acının peşinde. Üstelik ne kadar acı o kadar iyi, dili uyuşturan bir acıdan söz ediyoruz. Bu kadar yayılmasında ‘demokratik’ bir tat oluşu da etkili. Fine dining restoranlara, şef dokunuşlarına ihtiyacı yok. Kolay ulaşılabilir, özellikle fast food ve hazır yemeklere kolaylıkla adapte edilebilir bir element.
Acının dünyayı sarması bir günde olmadı. Giderek daha fazla göç alan Batı’nın yeni sakinlerin kültürün en önemli parçası olan mutfaklarını da beraberinde getirdi. Seyahatlerde giderek yeni deneyimlere daha açık hale gelen turistler, Doğu’nun acı tatlarını deneme konusunda daha cesur oldu.
Acının dünya gastronomi sahnesinde asıl yükselişinin arkasında bugünlerde hemen her konuda olduğu gibi Z jenerasyonu var. Acı yeme challenge’ı olarak yayılan videolar milyonlarca kez izleniyor, viral oluyor. Aslında bu videolarda acı yemek gastronomik bir deneyimden çok bir tür performans. Aşırı acılı hazır noodle ve ramen’ler, cipsler de bu performansın başrolü.
Acı trenini kaçırmak istemeyen markalar bu trende elbette gıda pazarına yaradı. Buldak ramenlerinin üreticisi Samyang Food Co. artan talebe yetişmekte zorlandığını söylüyor. Geride bıraktığımız yılda ABD’de satışları yaklaşık yüzde 60 arttı. Şirket daha da acı tatları keşfetmenin peşinde olduğunu ve Coca-Cola gibi global bir marka olmayı hedeflediğini açıkladı.
Acı trenini kaçırmak istemeyen markalar da harekete geçti. McDonald’s belli ülkelerde acı biberli sundae satışa sundu. Tayland’a özgü bir acı biberle tatlandırılan Prikka kahve ödüller kazandı. Birleşik Krallık cips üretici Walkers (bizde Lays adıyla satılıyor) ekstra acılı çeşitlerini satışa sundu. Çatı şirketi Pepsi Co benzer aromaları Avrupa’daki satışlarında da memnun. Denetim direktörü Matthew Cullingworth yıllar içinde tüketicilerin acı toleransının arttığını doğruluyor. Her türlü işlenmiş gıda sağlığa zararlı olsa da şeker yağ gibi içeriklerin yanında acı masum kalıyor. Tüketiciler giderek daha sağlıklı ürünlere yönelirken acı imdada yetişiyor. Gıdalara acı katmanı eklemek bu tür atıştırmalıklarda ekstra aroma vericilerin yerini tutabiliyor. Ne de olsa en yavan yiyeceğe bile lezzet katabilen bir şeyden söz ediyoruz.
Acı biberin ne kadar “yaktığını” ölçmenin bir yöntemi var: Scoville Isı Birimi (SHU). 1912’de ABD’li eczacı Wilbur Scoville tarafından geliştirilen bu ölçek, biberdeki acı bileşen olan kapsaisinin yoğunluğunu gösteriyor. Bu yöntemden önce biber özü şekerli suyla seyreltiliyor, acı tadı hissedilmeyene kadar kaç kez sulandırıldığı hesaplanıyordu. Bugün ise ölçümler daha hassas biçimde yapılıyor. Örneğin dolmalık biber 0 SHU değerindeyken, jalapeno 8 bin 000 SHU’ya kadar çıkabiliyor. Carolina Reaper gibi rekor sahibi türler 2 milyon SHU seviyesine kadar çıkıyor. Sizin acı eşiğiniz kaç SHU?
Peki yandığımız halde neden acı yiyoruz? Bilim şöyle açıklıyor: Acı biberde bulunan aktif bileşen ‘kapsaisin’ ağzımızdaki o yanma hissinden sorumlu. Bu acı hissi beynimizde zevk ve mutlulukla özdeşleşen hormonlar endorfin ve dopamin salgılayarak yanıt veren bir tepkiyi tetikliyor. Dolayısıyla acı yemenin ardından bir tür ödül mekanizması devreye giriyor ve insanlar tekrar tekrar bu mekanizmayı devreye sokmak istiyor. Başka bir deyişle yanacağını bilse de bundan zarar görmeyeceğini anlayınca tekrar tekrar bu deneyimi yaşamak istiyor.
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin