Pulsar Fusion, nükleer füzyonla çalışan Sunbird roketini geçtiğimiz yıl, nisan ayında tanıtmış ve o dönemde de ses getirerek haberlerimize yansımıştı.
Günümüzde kullanılan kimyasal roket teknolojisiyle bir uzay aracının Mars’a ulaşması yaklaşık 10 ay sürebiliyor. Bu süre, özellikle insanlı görevler açısından ciddi riskler ve maliyetler barındırıyor. Şirketin planlarına göre Sunbird, doğrudan yük veya astronot taşımayacak. Bunun yerine, alçak Dünya yörüngesinde (LEO) uzay araçlarına kenetlenerek onları hedeflerine taşıyan bir “uzay römorkörü” gibi çalışacak. Sistem olgunlaştığında 1.000 ila 2.000 kilogram yük taşıyan bir aracı Mars yörüngesine 6 aydan kısa sürede ulaştırabilecek.
Füzyon gücüyle çalışan yeni nesil motor
Teknik özellikler tarafında ise DDFD’nin 10.000 ila 15.000 saniye arasında özgül itki değerine ulaşması hedefleniyor. Bu rakam, geleneksel kimyasal roketlerin çok üzerinde bir verimlilik ve egzoz hızı anlamına geliyor. Aynı zamanda sistem, 2 megawatt güç üretebilecek kapasiteye sahip. Bu sayede roket yalnızca itiş sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda uzay aracının enerji ihtiyacını da karşılayabilecek.
Öte yandan uzayda füzyon tabanlı itki sistemleri onlarca yıldır teorik olarak tartışılsa da Pulsar Fusion bu teknolojiyi pratiğe dökme yolunda somut ilerleme kaydeden ilk şirketlerden biri olarak öne çıkıyor. Şirket, Sunbird’ün temel bileşenlerini 2027 yılında yörüngede test etmeyi planlıyor. Bu test, projenin gerçek uzay koşullarındaki performansını doğrulamak açısından kritik önem taşıyor.
Daha uzun vadede ise sistemin çalışma modeli oldukça farklı olacak. Sunbird araçları, Dünya’dan fırlatılmak yerine yörüngedeki büyük istasyonlarda konuşlandırılacak. Görev zamanı geldiğinde bu araçlar istasyondan ayrılarak hedef uzay aracına bağlanacak ve onu derin uzaya doğru itişle hızlandıracak. Varış noktasında ise ayrılarak başka bir istasyona kenetlenecek ve yeniden kullanılabilecek.
Plan son derece uygulanabilir olsa da kritik engellerin de aşılması gerekiyor. Sadece sürdürülebilir füzyon değil, yörüngesel kenetlenme istasyonlarının inşası ve altyapının oluşturulması da projenin en zorlu aşamalarından biri. Buna rağmen Pulsar Fusion’ın elde ettiği bu başarı, füzyon tabanlı uzay itki sistemlerinin artık teoriden gerçeğe dönüşmeye başladığını gösteriyor.
Yerli güç sahneye çıktı: TULGA 4x4 göreve başladı.





