Öğrenciler, "Yöresel Mutfaklar" dersi kapsamında Mevlevi mutfağı kültürünü incelemekte, yüzyıllar boyunca hazırlanan yemeklere ilişkin hem teorik hem de uygulamalı eğitim almaktadır.
Derslerde Mevlevi mutfağının tarihi, yemeklerin özgün tarifleri ve kullanılan malzemeler detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Şef adayları, geçmişte Edirne Muradiye Mevlevihanesi'nde pişirilen yemekleri, Osmanlı döneminde kaleme alınan ikinci yemek kitabı olarak bilinen ve Edirne Mevlevi Dergahı postnişinlerinden Ali Eşref Dede tarafından 1856-1857 yıllarında yazılan 208 yemek tarifinin yer aldığı yemek risalesindeki reçetelere uygun biçimde, alanında uzman eğitmenler eşliğinde hazırlamaktadır.
Uygulamalı eğitim kapsamında öğrenciler, "hurma kebabı", "balık külbastısı", "süt böreği", "kavun dolması", "susuz pilav" ve "nohut yahnisi" gibi Mevlevi mutfağına özgü lezzetleri aslına uygun yöntemlerle yapmaktadır. İhya çalışmaları gelecek yıl tamamlanması planlanan Edirne Muradiye Mevlevihanesi'nde yeniden hazırlanacak yemekler için de önemli bir altyapı oluşturmaktadır.
Arda Meslek Yüksekokulu Otel, Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümü Başkanı Öğr. Gör. Sedat Kocadoğan, AA muhabirine, Osmanlı'ya başkentlik yapan Edirne'nin zengin mutfak kültürüne sahip olduğunu belirtmiştir. Asırlık lezzetleri gelecek kuşaklara aktarmayı amaçladıklarını vurgulayan Kocadoğan, Edirne'nin unutulmaya yüz tutmuş yemeklerinin yer aldığı Mevlevi mutfağını öğrencilere anlattıklarını ifade etmiştir.
Kocadoğan, "Edirne mutfağı çok katmanlı ve çok kültürlü bir mutfak. Mevlevi mutfağı ise unutulmuş ve bilinmeyen bir mutfak. Biz de bunu gün yüzüne çıkarıp öğrencilerimize aktarmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda ilk olarak Mevlevi usulü tas kebabı yemeği hazırladık. Günümüzde teknik olarak et sote olan yemeği, Ali Eşref Dede'nin anlattığı gibi kuzu etini çeşitli baharat ve otlarla harmanlayıp tas içinde pişirdik." demiştir.
Kocadoğan, aşçı adaylarına zengin mutfak kültürünü öğretip geleceğe taşımaları için kapsamlı eğitim verdiklerini belirtmiştir. Mevlevi mutfağının bu zenginliklerden biri olduğunu vurgulayan Kocadoğan, "Unutulan yemeklerin tekrar gün yüzüne çıkarılması gerekli ki böylece kendi mutfağımızın değerini bilelim. Bugün hep birbirine benzeyen yemekler yapıyoruz. Oysa ki bizim mutfağımız böyle değil. Gençlerin bu yemekleri öğrenmelerini, kendi geliştirecekleri tekniklerle bu reçetelere destek vermesini bekliyoruz." ifadelerini kullanmıştır.
Ali Eşref Dede'nin kitabında çorbalardan tatlılara, kebaplardan pilavlara ve turşulara kadar çok çeşitli tarifler bulunmaktadır. Kocadoğan, "Mevlevihane'ye kabul edilmek biraz mutfaktan geçiyor. İlk önce 1-2 sene mutfak eğitimi var. Mutfak piri el verdikten sonra aslında Mevlevihane'ye tam olarak kabul ediliyorsunuz." demiştir.
Kocadoğan, Ali Eşref Dede'nin mezarının Muradiye Camisi haziresinde bulunduğunu belirterek, Mevlevihane'nin ayağa kaldırılmasının büyük bir kazanım olduğunu vurgulamıştır.
Öğrencilerden Sevgi Üngör, Mevlevi mutfağını öğrenmenin kendileri için yeni bir deneyim olduğunu ifade etmiştir. Üngör, "Çeşitli baharatların kullanıldığı yemekler bize yeni lezzetleri gösteriyor. Mevlevi mutfağı kültürünü öğrenmeliyiz. Aynı zamanda günümüz mutfağına da uygulamak önemli." demiştir.
Öykü Özgüç ise Mevlevi mutfağında çok farklı tekniklerle hazırlanan yemeklerin bulunduğunu, bu lezzetleri öğrenerek geleceğe taşımayı hedeflediklerini kaydetmiştir.



