Efes Antik Kenti, kültürel bakımdan çok önemli eski bir Yunan şehri olup Efes'te yerleşimin izleri MÖ 7000'lere kadar dayanmaktadır. Antik kent, halihazırda İzmir'in Selçuk ilçesinde bulunmaktadır. Bölgede Çukuriçi Höyük gibi Neolitik yerleşimin izlerine rastlanmaktadır. Kaystros (Küçük Menderes) deltası ve kıyı çizgisi zamanla değiştiği için hem yerleşim yeri hem de liman alanlarının zaman içinde farklı konumlara kaymıştır. Efes, Helenistik ve Roma İmparatorluk dönemlerinde oldukça önemli bir liman kentiydi. Bu nedenle çağının önde gelen ticaret ve politika merkezleri arasında yer alıyordu. Ayrıca Anadolu'nun yerel ana tanrıça geleneklerinden etkiler taşıyan Artemis Ephesia kültürünün büyük tapınağı Artemis Tapınağı gibi yapılara sahip olması, Efes'in kültürel bağlamda da özel bir kent olmasını sağlamıştır.
Günümüzde Efes Antik Kenti, barındırdığı çok önemli yapılar sayesinde önemli bir kültürel birikimin taşıyıcısı olarak kabul edilmektedir. Memmius Anıtı, Traian Çeşmesi, Mermer Cadde, Artemis Tapınağı başta olmak üzere birçok yapı; Efes Antik Kenti sınırları içerisinde yer almaktadır. Efes Antik Kenti tarih içinde birkaç kere yeniden kurulmuştur. Günümüzde gezilip görülen Efes, genellikle 3. Efes olarak bilinmektedir. Bölgedeki yerleşimin tarihçesi MÖ 7 binlere kadar uzanmakta olup Efes, Hititler Dönemi'nde Apasas olarak adlandırılmıştır. O dönemlerde MÖ 1050 yıllarında Yunanistan'dan gelen göçmenlerin de yaşadığı bir kent olarak bilinmektedir.
Bugün gezilen Efes’in kentsel dokusu, MÖ 3. yüzyıl başlarında Lysimakhos’un yeniden planlamasıyla şekillenmiştir. Eski şehir, Artemision çevresinde kalmıştır. Yeni Efes'in kuruluş yılı MÖ 300'lere tekabül eder. Farklı medeniyetlerin egemenliği altına giren Efes, Bizans Dönemi'nde yerleşim odağı olan Ayasuluk Tepesi (Bugünkü Selçuk) çevresine gelmiştir. Efes ve çevresi; Neolitik Dönem'den başlayarak sırasıyla Helenistik, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı Dönemleri boyunca yerleşim görmüştür. Neolitik Dönem Efes çevresinde yerleşim izleri Neolitik Dönem'e kadar uzanmaktadır. Yaklaşık MÖ 7 binli yıllarda Efes'in iskan edilmiş olduğu gözlemlenmektedir. Efes'in yakınlarında bulunan Arvalya ve Çukuriçi olarak adlandırılan höyükler, Efes'in Neolitik Dönem'e kadar uzandığını kanıtlar niteliktedir.
Roma İmparatorluğu Dönemi'nde Efes, Asya Eyaleti'nin başkentidir. Özellikle Roma Dönemi'nde kentte çok sayıda mermerden anıtlar yapılmaya başlanmıştır. Daha önce liman kenti olarak bilinen Efes'te, limanın MS 4. yüzyıl civarında Küçük Menderes ve Marnas Çayı'nın getirdiği alüvyonlarla dolması ile ticaretin gerilemeye başladığı gözlemlenmiştir. Bu durum Efes için son derece olumsuzdur. 7. yüzyılda Efes'e Arapların saldırdığı görülmektedir. Dolayısıyla Bizans Dönemi'nde, Arapların saldırması ve diğer etkenler nedeniyle Efes bir kere daha yer değiştirmek zorunda kalmış ve Ayasuluk Tepesi'ne kaymıştır.
Efes Antik Kenti, tarih boyunca farklı medeniyetlerin egemenliği altına girdiği için kültürel çoksesliliğe işaret eden yapıların bulunduğunu ifade etmek mümkündür. Ayasuluk Tepesi'nde Aziz Yuhana Bazilikası; Bülbüldağı'nda Meryem Ana Kilisesi ve ana antik kentte Hadrian Tapınağı, Celsus Kütüphanesi, Serapeion gibi çok önemli yapılar yer almaktadır. Efes Antik Kenti ve yakın çevresi, farklı dönemlere ait çok katmanlı yapılarıyla dikkat çeker: Hristiyanlık geleneği açısından önemli kabul edilen Meryem Ana Evi, Roma döneminin anıtsal kamusal mimarisini temsil eden Celsus Kütüphanesi, Domitian Tapınağı, Hadrian Tapınağı ve Serapis Tapınağı gibi kutsal yapılar; kentsel yaşamın merkezleri olan Odeon, Prytaneion, Domitianus Meydanı, Büyük Tiyatro ve Yamaç Evler; kentin anıtsal dolaşım akslarını oluşturan Mermer Cadde, Liman Caddesi, Magnesia Kapısı, Mazeus ve Mithridates Kapısı ve Herakles Kapısı ile tamamlanır.
Roma kent yaşamının altyapı ve sosyal yönlerini yansıtan Traianus Çeşmesi, Anıtsal Çeşme, Hamam ve Umumi Tuvalet, Liman Gymnasiumu, Liman Hamamı, Doğu Gymnasiumu, Tiyatro Gymnasiumu, Heroon, Saray Yapısı ve Stadyum Caddesi gibi yapılar kentin gündelik ve törensel işlevlerini ortaya koyar. Bizans ve Türk-İslam dönemlerine ait katmanlar ise St. Jean Bazilikası, Yuhanna Kilisesi, Yedi Uyurlar ve İsa Bey Camii gibi yapılarla temsil edilir; tüm bu unsurlar birlikte Efes’in Neolitik dönemden Osmanlı’ya uzanan çok katmanlı tarihsel sürekliliğini gözler önüne serer.
Sonuç olarak, Efes Antik Kenti; mimarisi, toplumsal yapısı ve uzun soluklu bilimsel araştırmalar sayesinde antik dünyanın başarılı bir şekilde belgelenmiş yerleşimlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Neolitik dönemden Osmanlı’ya uzanan çok katmanlı geçmişi, Efes’i Anadolu’nun tarihsel dönüşümünü izleyebileceğimiz önemli bir kültürel laboratuvar haline getirmiştir.




