Devlet Bahçeli tarafından bir yıl önce başlatılan “Terörsüz Türkiye” projesi, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ile birlikte yürütülmesi konusunda ısrarcıdır. MHP ve DEM’in Öcalan’la işbirliği talebi, Cumhur İttifakı’nın bekası açısından sıkıntılı olsa da, AKP bu sürece dahil olmak zorunda kalmıştır. İmralı ile işbirliği konusunda ısrar eden Cumhur İttifakı, Selahattin Demirtaş’ı bilinçli olarak süreçten dışlamaya çalışmıştır.

Ancak bir yıl sonra, toplumun büyük bir kısmının, terör örgütü liderinin sürecin baş aktörü olmasını kabul etmediği görülmüştür. Yapılan anketler, toplumun “Öcalan’lı süreci” sahiplenmediğini göstermektedir. AİHM kararının ardından normal bir hukuk devletinde Demirtaş’ın tahliyesinin önünde bir engel kalmamıştır. Bahçeli, Demirtaş’ın serbest kalmasının toplumda önemli bir karşılığı olduğunu bilmektedir. Bu nedenle, Bahçeli’nin sürece dair olumlu yaklaşımını, iktidar cenahında Cumhurbaşkanı Erdoğan için bir ikilem yarattığı anlaşılmaktadır.

Erdoğan, Demirtaş’ın popülaritesi ile başa çıkma konusunda tereddütler yaşamaktadır. Demirtaş’ın serbest bırakılması, AİHM kararlarına rağmen cezaevinde kalan Osman Kavala için de bir örnek teşkil edebilir. Erdoğan’ın "Bu ülke yargı ülkesidir" şeklindeki açıklaması, Demirtaş’ın serbest bırakılmasına olumlu bir yaklaşım olarak yorumlanmaktadır. Umut, sadece Demirtaş için değil, cezaevinde tutulan diğer isimler için de taşınmaktadır.