Eriş Gıda, başta deprem olmak üzere, çeşitli afetlerde acil gıda ihtiyacına çözüm olması amacıyla geliştirdiği ürünle hem Türkiye'de hem de dünyada fonksiyonel gıda alanında öne çıkıyor. Afet durumlarında yardımların ulaşması için geçen kritik süre olarak kabul edilen ilk 72 saatte, bağışıklık sisteminin ihtiyaç duyabileceği birçok vitamin, mineral, yüksek protein ve zengin lifi içerisinde barındıran ürün, nitelikleriyle de hayati önem taşıyor.

Eriş Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Eriş, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, şirketlerinin serüveninin büyük dedeleri Ali Eriş tarafından 1920'lerin zorlu şartlarında tahıl ticaretiyle başlatıldığını söyledi. Eriş, tahıl ticaretinin ardından 1940'lı yıllarda fındık işleme tesisi kurulduğunu, 1950'li yıllarda işlenen fındıkların ihracatına başladıklarını ve 1974'te ilk un fabrikalarının temellerini attıklarını belirtti.

Markanın, Türkiye'nin en bilinen üç değirmen firması arasında yer aldığına dikkati çeken Eriş, ürünlerini diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerin kalite, hijyen ve vicdan ilkeleri olduğunu vurguladı. Eriş, kendi sofralarında tüketmediği hiçbir ürünü üretmeyeceklerini ve bu prensibi kendilerine düstur edindiklerini ifade etti.

“Bilime dayalı ürünler geliştirme hedefiyle bu merkezi kurduk” diyen Eriş, Türkiye'nin noodle alanında uzmanlaşmış ilk gıda AR-GE merkezlerinden birini kurduklarını belirtti. AR-GE merkezlerinde un ve noodle alanında yüksek lisans ve doktora tezleri yapan arkadaşlarının çalıştığını ifade etti.

Eriş, kendi AR-GE Merkezleri ile Yıldız Teknik Üniversitesi'nin ortak çalışması sonucu geliştirdikleri "Probiyotikli Noodle" ürünlerine de değinerek, bu üründe katkı maddeleri kullanmadıklarını kaydetti. Bu ürün, sağlıklı, katkı maddesi içermeyen birçok yeni ürün üzerinde de AR-GE çalışmalarının sürdürüldüğünü belirtti.

Abdullah Eriş, deprem gibi durumlarda hayat kurtarıcı nitelik taşıyan "Afet ve Acil Durum Noodle" isimli ürünün, suya ya da ateşe ihtiyaç duymadan ambalajı açıldığında doğrudan tüketilebildiğini vurguladı. Bu ürünün 10 ila 20 yıl arası raf ömrü bulunduğunu belirten Eriş, bu projenin tamamen sosyal bir proje olduğunu, ticari bir hedefle yola çıkmadıklarını ifade etti.

Gelecek vizyonlarına da değinen Eriş, sağlıklı, katkı maddesi içermeyen ürünleri AR-GE merkezlerinde geliştirip, endüstriyel ölçekte üretmeyi hedeflediklerini söyledi. Ürettikleri bu ürünleri dünya tüketicisinin beğenisine sunmayı ve ihracatı artırmayı hedeflediklerini belirtti.