Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısı ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılmasına ilişkin, "Trump, 21. yüzyılın Hitler'idir. Bu sadece Venezuela'ya verilmiş bir gözdağı değil, bütün dünyaya bir mesaj veriyorlar" dedi. Baş, AK Parti'ye geçen 3 milletvekiline ise "Zaten bugüne kadar hiçbir işe yaramadılar; memlekete tek faydaları düzen siyasetinin bir ve bütün olduğunu göstermeleri olacak" diye tepki gösterdi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TBMM'de düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Baş, şöyle konuştu: "Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye'de yaşanan şeyin adı bir karşı devrimdir ve tüm dünyaya egemen olan bu karşı devrimci sürecin, bu kara koalisyonun Türkiye'deki ortağıdır Recep Tayyip Erdoğan. 2026'nın ilk günlerinde Venezuela'da yaşananlar bunun en açık örneğidir. Karşı devrim dediğimiz şey, Amerikan emperyalizminin artık kılıf aramaya bile ihtiyaç duymamasıdır. Venezuela'da yaşanan şey bir diplomatik kriz değildir, bu bir gerilim değildir; bu düpedüz haydutluktur. Bir ülkenin devlet başkanı, başka bir ülkenin askerleri tarafından gece yarısı evinden kaçırılmıştır. Donald Trump'ın bu 'çılgınlıklarının' normalleştirilmesini kabul etmiyoruz. Bu vurdumduymazlığı, bu haydutluğu, bu kanun tanımazlığı herkes tarafından bilinen Donald Trump'ın aynı zamanda geçmişinde pek çok suç iddiası bulunan bir patron olduğunu hatırlatmak istiyorum. Emlaktan eğlenceye başkalarının hakkını çiğneyerek servet edinmiş bir hayduttan söz ediyoruz. Trump, 21. yüzyılın Hitler'idir. Aynı zihniyet. Dünyayı kana bulayan o zihniyetin bugünkü temsilcisidir. Hitler de böyle diyordu, 'Ben güçlüyüm, istediğimi yaparım. Güçlüysem haklıyım' diyordu. Trump da aynısını söylüyor, 'Ben güçlüyüm, petrol benim, o ülkeyi ben yönetirim, onu ben indiririm, itiraz ederim, ezerim'. Şunun altını özellikle çiziyorum, bu sadece Venezuela'ya verilmiş bir gözdağı değil. Bütün dünyaya bir mesaj veriyorlar. Ama bunun nasıl yıkıcı sonuçları olabileceğini düşünmediklerini sanmıyorum. Eğer siz 'Benim gücüm varsa istediğimi yaparım' derseniz, dünyanın dört bir yanındaki Amerika'nın ortakları, Amerika'nın askerleri, Amerika'nın vatandaşları orada gücü olan başkaları tarafından başka muamelelere maruz kalır. Siz 'Benim gücüm var istediğimi yaparım' derseniz, sizden daha güçlü birisi gelir ve size istediğini yapar ve bu dünyada en büyük güç her zaman dünyanın ezilen halkları olmuştur. Gerekirse bunu bir kez daha Amerika Birleşik Devletleri öğrenecektir. İşin bu kısmına dair aslında söylenecek çok fazla bir şey yok. Tartıştığımız şey, egemen bir devletin sınırlarından içeriye yabancı askerlerin girmesi ve o ülkenin seçilmiş devlet başkanını kaçırmasıdır. Yeter artık ya! Aynı şeyi İsrail Filistin'de yapmadı mı? Aynı barbarlığı, aynı vahşeti, aynı terörü orada izlemedik mi? Aynı şey Irak'ın parçalanması sırasında yaşanmadı mı? Aynı şey Suriye'de yaşanmadı mı? Ama bu sefer olan doğrudan, hiçbir meşruiyet arayışına girmeden, hiçbir uluslararası hukuk normunu tanımadan, ahlaki ve insani değerleri bir kenara bırakarak bir emperyalist haydutlukla karşı karşıyayız, nokta. Bütün dünya buna karşı en güçlü biçimde sesini çıkartmak zorunda. Peki bunlar olurken, Türkiye'de ne oluyor? Yani maalesef hatırlatmam lazım; bizde yerli ve milli olduğunu iddia eden bir iktidar var, değil mi? Yeri gelince dünyaya meydan okuduğunu söyleyen bir iktidar var. Yandaşları tarafından 'dünya lideri' olarak lanse edilen bir Cumhurbaşkanı var, doğru mu? Ne oldu arkadaşlar? Biz dünyadaki bu emperyalist haydutluğa karşı ne dedik? Ne yapıyorlar? Açıkça söyleyeceğim; susuyorlar, korkuyorlar. Çok sıkışınca, muhalefet biraz bastırınca da kaçak dövüşüyorlar. 65 dakika konuşan Tayyip Erdoğan neler neler anlattı, muhalefeti eleştirdi bolca, kendilerinin bu ülkeyi nasıl kalkındırdığını uzun uzun anlattı. Ama bu 65 dakikalık konuşmada söylediklerinin bence hiçbir önemi yoktu. Önemli olan söylemedikleri. Dünya lideri, yerli ve milli iktidar; 65 dakika konuşuyorsun, ABD kelimesi geçmiyor! Trump'ın adını anmıyor! Maduro diye birisi yok! Venezuela diye bir ülkede sanki hiçbir şey yaşanmamış! Değerli arkadaşlar çok açık ifade edeceğim; izlerken bu kadar utandığım çok az şey olmuştur hayatta. Yani bu kadar çok konuşup bu kadar hiçbir şey söylememek, hele dünya böylesi bir emperyalist saldırıyı, haydutluğu yaşamışken, daha düne kadar 'dostum' dediğin kişi Amerika tarafından kaçırılmışken… Arkadaşlar peki baktım daha önce ne olmuş diye, girdim Adalet ve Kalkınma Partisi'nin sayfasına. Dünyada bir haydutluk yaşanıyor, bir devlet başkanı kaçırılıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin internet sayfasında, Tayyip Erdoğan'ın Trump'la el ele gülen yüzlü fotoğrafı, telefonla görüşmüşler. Arkadaşlar bakın budur bu. Öyle lafa gelince anti-emperyalizm, yok yerlilik, yok millilik, yok bağımsızlık... Buyurun beyler, busunuz işte siz! Özür dilerim, gerçekten öfkeleniyorum, ülkem adına üzüldüğüm için öfkeleniyorum. Bu ülkeyi böyle bir zihniyet dünyada temsil ettiği için üzülüyorum. Kendisine 'dünya lideri' diyor ama tek kelime etmiyor. Bu suskunluk, buradan bütün yurttaşlarımız bilsin, bu çok üzücü ama bu gerçeği herkesin bilmesi lazım: Bu suskunluk aslında bir itiraftır. Bu suskunluk aslında 'Ben bu suçun bir parçasıyım, ben bu suçun ortağıyım' demektir. Başka bir anlamı olabilir mi? 'Venezuela' dese 'ABD' demek zorunda kalacak, 'ABD' dese 'Trump' demek zorunda kalacak, 'Trump' dese aradaki dostluk ilişkisini anlatmak zorunda kalacak. O yüzden ne yapıyor? Madalyaları sayıyor. Soruyorum ya, hani dünya beşten büyüktü Tayyip Erdoğan? Öyle atıp tutuyordunuz ya. Hani dünya beşten büyüktü? Bir Trump'ın karşısında dik duramadınız. Bu haydutluğa 'haydutluk' diyememek, bu alçaklığa 'alçaklık' diyememek, bu mu dış politika? Bu Türkiye'ye yakışıyor mu? Sesimin ulaştığı tüm yurttaşlara soruyorum; daha düne kadar 'dostum' dediğimiz bir ülkenin devlet başkanı haydutça bir biçimde kaçırılıyor. Dünyanın pek çok yerinde, bu ülkenin pek çok noktasında yurttaşlar bu duruma tepki gösteriyor. Ülkeyi yönetenler muhalefet biraz bastırınca bir açıklama yaptılar. İfadeye bakın, 'müessif hadise'. Ne demek ya? Tabii ki Tayyip Erdoğan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin zaten bugünler için bu koltuğa oturtulduğunu biliyorum. Zaten bu ülke emperyalizme tam bağımlı hale gelsin diye bu iktidarın yerleştirildiğini biliyoruz. Ama o kadar yalan söylediler ki bu konuda, o kadar Türkiye halkının ülkeye bağlılığını, bu ülkeye olan sevgisini sömürdüler ki bu iki yüzlülükleri böyle açığa çıkınca o bugüne kadar söyledikleri yalanlar nedeniyle öfkeleniyorum. Yoksa bana sorarsanız, bu zihniyet yıllarca 'Filistin, Filistin, Filistin' dedi. 3-5 milyon dolar kazanacağız diye İsrail Filistin'i bombalarken ticaret anlaşmasına devam etti. Ama bu yalanlara öfke, bu iki yüzlülüğe, bu riyakarlığa öfkem; bu korkaklığa öfkem ya! Açık söylüyorum, bu korkaklığa öfkem! AK Parti'ye katılan 3 milletvekilini hatırlatan Erkan Baş, "Zaten bugüne kadar hiçbir işe yaramadılar; memlekete tek faydaları düzen siyasetinin bir ve bütün olduğunu göstermeleri olacak" dedi.