Beşar Esad yönetiminin 8 Aralık 2024'te devrilmesinden sonra Pazar günü ilk kez parlamento seçimlerinin yapıldığı Suriye'de, Şam ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki gerilim devam ediyor.
Gerilim, geçici yönetim ile SDG arasındaki 10 Mart'ta imzalanan mutabakatın uygulanmasıyla ilgili sorunlara dayanıyor. Pazar günü, SDG'nin denetiminde bulunan Rakka ve Haseke eyaletlerinde seçim yapılmadı. Geçici hükümet yetkilileri bunun gerekçesini istikrar ve güvenlikle ilgili sorunlara dayandırıyor. SDG ve aynı çizgideki kurumların temsilcileri ise bu duruma tepki gösteriyor ve seçimlerin "kapsayıcı ve demokratik olmadığını" savunuyor.
Son haftalarda bölgeden çeşitli şiddet haberleri geliyor. ABD'nin Ankara büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 6 Ekim'de Suriye'nin kuzeydoğusuna giderek SDG lideri Mazlum Abdi ile görüştüğünü duyurdu. SDG ile merkezi yönetim arasındaki gerilimdeki son durumla ilgili merak edilenleri inceledik.
Suriye'nin kuzey ve doğusunun önemli bir bölümü, SDG'nin denetiminde. Bu bölgedeki yönetim, SDG çizgisindeki, fiili olarak ilan edilen Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin kontrolünde yer alıyor. Türkiye, SDG'yi ve Halk Savunma Birlikleri'ni (YPG) "terör örgütü" olarak tanımlıyor, silah bırakmasını ve Suriye ordusuna entegre olmasını istiyor.
Şam'daki geçici yönetim ile SDG arasında 10 Mart'ta, SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonunu da içeren sekiz madelik bir anlaşma imzalandı. Ancak mutabakatın uygulanması aşamasında anlaşmazlıklar ortaya çıktı. 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesi konusunda Paris'te ABD ve Fransa arabuluculuğunda Suriye geçici hükümeti ve SDG arasında bir konferans düzenlenmesi planlanıyordu. 9 Ağustos'ta Şam yönetimi, Paris'teki konferansa katılmayacağını açıkladı.
Bundan sonraki dönemde Halep'e bağlı bazı noktalardan yer yer çatışma haberleri gelmeye başladı. İki tarafın da birbirlerine yakın bölgelerdeki askeri güçlerini takviye ettiği yönündeki haberler basına yansıdı. Şara, SDG'nin mutabakata uyma sinyalleri verdiğini, ancak buna göre hareket etmediğini ifade etti. SDG eleştirileri reddetti. Seçim sürecinde de bu gerilim devam etti.
Son günlerde hem Halep hem de Haseke'den çeşitli şiddet olayı haberleri geliyor. İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), 4 Ekim'de geçici hükümet güçlerinin "iki haftalık gerginliğin ardından Deyr Hafir bölgesinde ve Halep eyaletindeki Tişrin barajı çevresinde, SDG ile temas hatlarına takviye güç gönderdiğini bildirdi. SOHR, "bu güçlerin Deyr Hafir'de üç sızma girişiminde bulunduğunu, SDG'nin bunları engellediğini" öne sürdü.
5 Ekim'de SDG Medya Merkezi tarafından yayınlanan açıklamada, "Şam hükümeti militanlarının Suriye'nin kuzey ve doğu bölgelerinde saldırılarını ve ihlallerini tırmandırmaya devam ettikleri" ifadeleri yer aldı. SDG, Suriye güçlerini "sivilleri hedef almakla da" suçladı. Suriye Savunma Bakanlığı'nın Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü ise sivilleri hedef aldıkları iddialarını reddetti.
Gerilim devam ederken Esad sonrası ilk Halk Meclisini seçmek için Pazar günü sandıklar kuruldu. Hükümet tarafından belirlenen yaklaşık altı bin kişi, meclise 140 kişi seçti. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara da kalan yetmiş kişiyi kendisi belirleyecek. Yeni seçim kararnamesi Suriye'nin üç eyaletini kapsam dışı bıraktı. Bunlar, Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda ve SDG'nin kontrolündeki Haseke ve Rakka. Suriye Yüksek Seçim Komitesi bunu, bu bölgelerde "güvenli ve istikrarlı bir ortamın bulunmamasıyla" açıklıyor.
Fiili özerk yönetim, "seçimlerin kapsayıcı ve demokratik olmadığını" belirtiyor ve ayrıca bu bölgelerde güvenlik sorunlu olmadığını da savunuyor. Mecliste Haseke için 10, Rakka içinse altı, Süveyda içinse üç sandalye belirlenmiş durumda. BBC Arapça'dan Dalia Haidar, bu koltukların boş kalıp kalmayacağı ya da Ahmed Şara tarafından atanacak üyeler tarafından doldurulup doldurulmayacağını aktarıyor.
SDG'ye yakın medyada seçimler nasıl yorumlandı? BBC İzleme Servisi'nin aktardığına göre seçim günü, SDG'ye yakın medya kuruluşlarında hem seçimlerle ilgili eleştiriler aktarıldı hem de Şam-SDG gerilimine vurgu yapıldı. Seçim günü Al-Yaum TV kanalı, "hem seçimlerin kuzeydoğu ve güneydeki önemli yerlerin dışlanmasına yönelik yaygın eleştiriler" hem de "seçim sürecinin kendisiyle ilgili eleştiriler eşliğinde gerçekleştiğini" belirtti. Ronahi TV'de, seçimlerin "yetkililerin iktidarlarına sahte meşruiyet katmak ve halkı aldatmak için sahneledikleri bir tiyatro" olduğu yorumu yapıldı.
Türkiye SDG'ye karşı tavrını neden sertleştirdi? Türkiye'deki birçok yorumcu, bunun Türkiye'deki yeni çözüm sürecinin geleceği açısından kritik olduğu görüşünü aktarıyor. Türk hükümeti gerilimle ilgili SDG'yi suçluyor. Ankara özellikle yaz aylarında SDG'ye yönelik söylemini sertleştirdi. Hükümete göre bunun en önemli nedenleri ise "SDG'nin Şam yönetimi ile entegrasyon yerine giderek artan şekilde İsrail ile işbirliği yapması ve Suriye'de artan şiddet olayları".
Son olarak Milli Savunma Bakanlığı kaynakları ise 2 Ekim'de yaptıkları açıklamada, "Terör örgütü SDG'nin Suriye Geçici Hükümetine entegrasyonu ile ilgili hususlar Bakanlığımız tarafından dikkatle ve hassasiyetle takip edilmektedir" ifadelerini kullandı.




