Cesur, güçlü ve kararlı. Ya da ülkesinden kaçtıktan sonra lüks içinde yaşayan bir kadın. Ölümünün üzerinden geçen 10 yıla yakın zamanda, İran'ın devrik Şahı Muhammed Rıza Pehlevi'nin ikiz kardeşi Prenses Eşref Pehlevi hakkındaki başlıca iki görüş bunlar. Birçok kişi, bazılarının çekingen ve kararsız gördüğü erkek kardeşinin yerine Eşref Pehlevi'nin kişiliğinin taht için daha uygun olduğunu söylüyor. Aslında özellikle erkek kardeşinin devrilmesinden sonra İran siyasetine etkisiyle ilgili teoriler İran'da, sürgüne gittiği Fransa'da ve ABD'de devam etti.

Eşref Pehlevi "Aynadaki Yüzler: Sürgünden Hatıralar" adlı kitabında şöyle diyordu: "Bu benim siyasetteki dahlim çok iyi çalışan bir dedikodu makinesini ortaya çıkarttı. Düzenli olarak beni küçük olaylardan, üst düzey yetkililerin suikastına dek benimle hükümet işleri arasında bağlantı kurdular. Bu söylentiler öyle ısrarla üretildi ki, sınırlarımızı aştı ve kısa süre içinde Avrupa gazeteleri bana 'Tacın Arkasındaki Güç' ve 'İran'ın Kara Panteri' isimlerini taktılar."

Ajax Operasyonu Pehlevi'nin milliyetçi Başbakan Muhammed Musaddık döneminde İran'daki önemi ve etkisi çok netti. Aslında o kadar etkiliydi ki 1952'deki hükümet karşıtı protestolardan kısa süre sonra annesiyle birlikte sürgüne gönderildi. Mussadık kaygısında haklıydı. Tarihçiler Pehlevi'nin Mussadık'ı devirmek ve yerine erkek kardeşini getirmek için büyük ölçüde ABD ve İngiltere'nin organize ettiği 1953'teki darbede, yani Ajax Operasyonu'nda önemli bir rol oynadığına inanıyor.

Paris'te sürgündeyken Eşref Pehlevi'yi İran kraliyet ailesinin önde gelen bir üyesi, nüfuzlu ve güvenilir gören yabancı istihbarat ajanları onunla temas kurdu. Petrol ve jeopolitik çıkarlarını korumak üzere başbakanı devirme planları için çok gerekliydi. Erkek kardeşi başta ABD ve İngiltere'nin Mussadık hükümetini devirme çalışmalarında işbirliği yapmayı reddetmişti. Daha sonra New York Times gazetesinde yayımlanan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) belgelerine göre Pehlevi gizlice İran'a döndü. Daha sonra Mussadık'ın devrilmesi ve kardeşi Şah'ın taç giyebilmesi için istihbaratçılarla çalışmaya başladı. Eşref Pehlevi'ye biçilen başlıca görev Şah'a güvenli mesajlar iletmekti.

Eşref Pehlevi 1937'de 17 yaşında evlendi. Bu, hepsi boşanmayla sonuçlanan üç evliliğinin ilkiydi. Üç çocuğu oldu. 1980'de New York Times ile yaptığı söyleşide "Asla iyi bir anne olamadım çünkü yaşam biçimim nedeniyle çocuklarımla zaman geçiremedim" demişti. Pehlevi kamuoyu önündeki yaşamının kendisini dedikoduların başlıca konularından biri haline getirdiğinin farkındaydı.

Sürgün ve ölüm 1979 Devrimi'nden ve kardeşinin devrilmesinden sonra Eşref Pehlevi New York, Paris ve Fransız Rivierası'nda yaşadı. İran'daki olaylar üzerindeki etkisi azalsa da yazmaya ve konuşmaya devam etti. Erkek kardeşini ABD'nin ihanetine uğrayan "düşkün bir adam" diye tanımladı. Pehlevi 7 Ocak 2016'da 96 yaşındayken öldüğünde Alzheimer hastasıydı. Mutsuzluk ve sürgünle geçen ve birçok kişiye göre tarihi önem taşıyan bir hayat sürmüştü.