En çarpıcı örnek final maçına ait. New Jersey’deki MetLife Stadyumu’nda oynanacak final için bazı biletlerin fiyatı 2,3 milyon dolara kadar yükseldi. Oysa aynı kategori biletlerin resmi satış fiyatı yaklaşık 10.990 dolardı. Sadece üç ay içinde yaşanan bu artışın yaklaşık yüzde 900’e ulaşması, piyasanın kontrolden çıktığı yorumlarını beraberinde getirdi.

Bu süreçte FIFA’nın rolü de tartışma konusu. Kurum, yeniden satış platformunda fiyatlara doğrudan müdahale etmese de her işlemden hem alıcıdan hem satıcıdan yüzde 15 komisyon alıyor. Bu da yüksek fiyatlı satışlar gerçekleştikçe FIFA’nın gelirinin katlanarak artması anlamına geliyor. Tek bir bilet satışından yüz binlerce dolarlık komisyon elde edilebilmesi, eleştirilerin merkezinde yer alıyor.

Önceki dünya kupalarında uygulanan fiyat sınırlarının kaldırılması, bu tabloyu daha da belirgin hale getirdi. Katar 2022’de yeniden satış fiyatlarına ciddi sınırlamalar getirilirken, 2026 turnuvası için bu kısıtlamalar tamamen kaldırıldı. FIFA bu kararı, ABD ve Kanada’daki kontrolsüz karaborsayı engelleme gerekçesiyle savunsa da, birçok uzmana göre ortaya çıkan durum **“resmileştirilmiş bir spekülasyon piyasası”**ndan ibaret.

Fiyatlar yalnızca finalle sınırlı değil. Yarı final karşılaşmalarında da benzer bir tablo görülüyor. Resmi fiyatı 10-11 bin dolar seviyesinde olan biletler, yeniden satışta 50 bin dolara kadar çıkarken, bazı karşılaşmalarda bu rakamlar daha da yukarı tırmanıyor. Hatta grup maçlarında bile ciddi fiyat artışları dikkat çekiyor.

Bu gelişmeler, Dünya Kupası’nın giderek “herkesin erişebileceği bir futbol şöleni” olmaktan uzaklaştığı yönünde eleştirilere yol açıyor. Uzmanlar, mevcut sistemin ekonomik gücü yüksek olan taraftarları avantajlı hale getirdiğini ve organizasyonun ruhuna zarar verebileceğini belirtiyor.

Öte yandan FIFA’nın bu modelden elde edeceği gelir de dikkat çekici boyutta. Tahminlere göre kurum, yalnızca yeniden satış komisyonlarından yüz milyonlarca dolar ek kazanç sağlayabilir. Bu durum, 2026 Dünya Kupası’nın sadece sahadaki mücadeleyle değil, ekonomik boyutuyla da uzun süre konuşulacağını gösteriyor.