Fransa neden Avrupa'nın yeni 'hasta adamı' olma riskiyle karşı karşıya?

Fransızların bazıları, ülkedeki siyasi kaosun İtalyanlar tarafından alaya alınmasına bozuluyor. Fransa'da iki yıldan kısa bir süre içinde beş başbakan değişti. Bu, Roma'nın savaş sonrası siyaseten çalkantılı dönemlerinde bile görülmedi. Şimdi de Cumhurbaşkanının Temmuz 2024'te erken seçime gitme kararının ardından yeniden şekillenen Fransız parlamentosu, bütçeyi geçirebilecek çoğunluğu sağlamakta zorlanıyor. Buna bir de önceki bütçe tekliflerine karşı çıkan sendikaların çağrısı üzerine 18 Eylül Perşembe günü yapılan genel grevi ekleyin.

Roma ve Torino'daki gazeteler son olayları ele alırken Fransa'nın sorunlarıyla dalga geçtiler. Gazetelerde, kısa bir süre önce görevinden ayrılan Başbakan François Bayrou'nun küçük düşürüldüğü, borçların hızla arttığı uyarıları yapıldı ve Fransız ekonomisinin IMF tarafından kurtarılması ihtimaline yer verildi. Ama hepsinden de öte, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un etkisini yitirmekte olduğu yazıldı.

Fransa'nın bu yıl 67 milyar euroyu borç ödemeye harcaması bekleniyor. Bu, şu anda eğitim ve savunma hariç tüm hükümet departmanlarından daha fazla paranın borç ödemesine gittiği anlamına geliyor. Tahminler, 10 yılın sonunda bu rakamın yılda 100 milyar euro'ya ulaşacağını gösteriyor. Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 12 Eylül'de Fransa'nın kredi notunu düşürerek Fransız hükümetinin borçlanmasını daha pahalı hale getirdi ve ülkenin istikrarı ve bu borcu ödeme kabiliyetine ilişkin artan şüpheleri yansıttı. Kredi için Uluslararası Para Fonu'na (IMF) başvurmak ya da Avrupa Merkez Bankası'nın müdahalesini talep etmek zorunda kalma ihtimali artık çok uzak değil.

Deneyimli siyasi yorumcu Nicolas Baverez'in sözleriyle: "Fransa'nın ve Avrupa'nın egemenliğinin ve özgürlüğünün tehlikede olduğu bu kritik anda, Fransa kendisini kaos, iktidarsızlık ve borç içinde felç olmuş halde buluyor." Cumhurbaşkanı Macron ülkeyi bu karmaşadan kurtarabileceği konusunda ısrarlı, ancak ikinci döneminin bitmesine sadece 18 ay kaldı.

Tüm bunlar Macron'un 2024 yazının başlarında felakete yol açan Ulusal Meclisi'i feshine kadar uzanıyor. Yönetim için daha güçlü bir temel oluşturmak bir yana, yeni parlamento artık üçe bölünmüş durumda: merkez, sol ve aşırı sağ. Hiçbir grup işleyen bir hükümet kurmayı düşünemiyor bile, çünkü diğer ikisinin mutlaka ona karşı birleşeceği biliniyor.

Durumu daha da içinden çıkılmaz hale getiren ise zamanlama: Macron'un görevden ayrılacak olması, her iki tarafın da taviz vermesini daha da zorlaştırıyor. Mart ayında önemli belediye seçimleri ve ardından Mayıs 2027'de cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Sağda Ulusal Birlik (RN), solda Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) - merkezle en ufak bir uzlaşma işaretinde "ihanet" diye bağıracaklar. Ve Fransız siyasetçiler, Macron gibi hızla değerini yitiren bir siyasetçiyle teması en aza indirmek isteyebilir.

Yani Lecornu'nün görevi çok zor. En iyi ihtimalle, bir anlaşmayı sağlayabilir. Ancak böyle bir bütçe zorunlu olarak budanmış olacak. Bu da borç ödeme maliyetini daha da artıracak. Bunun alternatifi başarısızlık ve bir başbakanın daha istifası. Bu yol Macron'un kıyamet senaryosu: Marine Le Pen'in Ulusal Birlik'inin bu kez kazanabileceği yeni seçimlere yol açacak bir başka fesih. Hatta -bazılarının talep ettiği gibi- Macron'un içinden çıkması zor duruma liderlik etmesindeki rolü nedeniyle istifası bile istenebilir.

Fransa'yı incelerken "felaket senaryosu"nun dışındaki bir ihtimalin de olduğunu düşünmek her zaman mümkün. Ne de olsa ülke geçmişte yaşadığı krizleri her zaman atlattı. Ancak diğerlerine göre dünyanın değişen durumu nedeniyle bu tür açıklamalar aşırı iyimser kalıyor. Fransa'da siyasi, ekonomik ve sosyal olmak üzere birçok kriz aynı anda yaşanıyor ve şu anı bu kadar önemli kılan da bu.