Anlaşma, TotalEnergies CEO’su Patrick Pouyanné ile ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum arasında imzalandı. Pouyanné, bu adımı “her iki taraf için de kazançlı” olarak nitelendirirken, şirketin ABD enerji politikasını desteklemekten memnuniyet duyduğunu açıkladı.
Bu karar, küresel ölçekte sürdürülen enerji dönüşümü hedefleri açısından önemli bir geri adım olarak değerlendiriliyor. Özellikle 2015 Paris İklim Anlaşması sonrası hız kazanan yenilenebilir enerji yatırımlarıyla çeliştiği vurgulanıyor.
İptal edilen projeler: 4 GW kapasite
İptal edilen iki rüzgâr santralinin toplam kapasitesi 4 gigawatt olacaktı. New York açıklarında planlanan proje: 3 GW, 2029’da devreye girecekti. Kuzey Carolina açıklarındaki proje: 1 GW, 2031 için planlanmıştı.
TotalEnergies, buna rağmen ABD’de halihazırda 10 GW yenilenebilir enerji kapasitesi kurduğunu ve 20 GW’lık yeni projelerin hâlâ planlandığını belirtiyor.
Trump sonrası politika değişimi
Şirket, projeleri ilk olarak Kasım 2024’te, Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesinin hemen ardından askıya almıştı. Yeni açıklamalarda ise CEO Pouyanné, offshore rüzgârın ABD’de “en ucuz enerji üretim yöntemi olmadığını” savundu.
Anlaşma kapsamında elde edilen fonların, özellikle sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimine yönelik yatırımlarda kullanılacağı açıklandı. Bunlardan biri de Rio Grande LNG tesisi olacak. Bu gazın bir kısmının Avrupa’ya ihraç edilmesi planlanıyor.
Çevresel tartışmalar büyüyor
Uzmanlara göre LNG üretimi ve taşınması, boru hattı gazına kıyasla çok daha yüksek karbon salımı yaratıyor. Cornell Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre, LNG’nin emisyonları kömürden bile %33 daha yüksek olabilir.
Ayrıca ABD yönetiminin şirkete Meksika Körfezi’nde petrol arama ve kaya gazı yatırımları gibi ek talepler sunduğu da belirtiliyor. Bu durum, deniz ekosistemleri ve çevresel riskler açısından ciddi eleştirilere yol açıyor.
İklim krizi derinleşiyor
Bu gelişmeler, zaten kontrolden çıktığı belirtilen küresel ısınmayı daha da hızlandırabileceği endişesini artırıyor. Nitekim ABD’nin batısında mart ayında kaydedilen olağanüstü sıcaklıklar bu riskin somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor:
Phoenix: 38,9°C
Palm Springs: 41,1°C
Uzmanlara göre fosil yakıtlara yönelim, kısa vadede enerji ihtiyacını karşılayabilir, ancak uzun vadede hem ekonomik hem de insani maliyetleri artırarak iklim krizini derinleştirebilir.





