İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü Gezi Parkı soruşturması kapsamında 19 Mart sabahı gözaltına alınan gazeteci İsmail Saymaz hakkında ev hapsi kararı verildi. Savcılık 21 Mart'ta bu taleple Saymaz'ı mahkemeye sevketmişti. Saymaz'a, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmek" suçlaması yöneltiliyor. 19 Mart'taki sağlık kontrolünün ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen Saymaz'ın burada ifadesi alınmıştı.

Gözaltı Süreci Nasıl Gelişti?

Halk TV yazarı ve yorumcusu İsmail Saymaz, 15 Mart'ta yaptığı açıklamada, ailesi ve arkadaşlarıyla tatil için yola çıktıktan sonra hakkında yurt dışına çıkış yasağı olduğunu öğrendiğini, pasaportuna el konduğunu belirtti. Bunun ardından Saymaz'ın avukatları karara itiraz için İstanbul Adliyesi'ne gitti. Savcılıkta kendilerine, dosyaya erişimin hakimlik kararıyla kısıtlandığı söylendi. Saymaz'ın avukatı Aslı Kazan, BBC Türkçe'ye kısıtlama ve yurtdışı kararlarından örnekler istediklerini ancak bunların kendilerine verilmediğini söyledi. Saymaz ise duruma Halk TV'de "İfade vermek istiyoruz, önümüz kapanıyor. Ne ile soruşturulduğumuzu dahi bilmiyoruz" sözleriyle tepki gösterdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu ve yaklaşık 100 kişinin iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınmasıyla aynı gün, yani 19 Mart'ta Saymaz da gözaltına alındı. Saymaz'ın evinde arama yapıldı.

İsmail Saymaz Ne ile Suçlanıyor?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Saymaz'ın gözaltına alınması ile ilgili açıklamada gazeteciyi "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmekle" suçladı. Açıklamada buna dayanak olarak Saymaz'ın 2013 yılındaki Gezi Parkı olaylarına katılımına dair bazı iddialarda bulundu. Saymaz'ın, "Osman Kavala'nın web sitesinin hazırlanmasında ve eylemleri basın yoluyla yaygınlaştırma amacıyla kurmayı planladığı televizyon kanalının kurulması için rol alan şahıslarla konuşmalarının olduğu" öne sürüldü. Gezi davasının ana sanıklarından Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı ile olaylar sürecinde yoğun irtibatı olduğu da belirtildi.

Başsavcılık Açıklamaları

Başsavcılık, Saymaz'ın o dönem sosyal medya hesaplarından da çok sayıda paylaşımda bulunduğunu belirtti. Saymaz'ın "olayları tüm ülkeye yaymaya çalıştığı, sosyal medyada gerçekle bağdaşmayan bilgiler vererek vatandaşları kolluk kuvvetlerine karşı kışkırtmaya çalıştığı" iddia edildi. Açıklamanın sonunda, "Gezi Parkı olaylarının yönlendirilmesinde ve organizasyonunda iştirakı tespit edilen tüm şahısların tespitine yönelik soruşturmalar derinleştirilerek devam edecektir" ifadesi kullanıldı.

Saymaz Hakkındaki İddialara Ne Dedi?

Saymaz; Osman Kavala ile gazetecilik dışında hiçbir görüşmesi olmadığını, Can Atalay'ı toplumsal gelişmelerle ilgili tüm davaların avukatı olarak tanıdığını, görüşme yoğunluğunun bundan ileri geldiğini, Çiğdem Mater'i hem sosyal çevreden hem eşi ve annesi meslektaşı olduğu için tanıdığını, Mücella Yapıcı'yı ise haber kaynağı olarak aradığını ve görüştüklerini söyledi. Saymaz, Gezi parkı eylemlerinin ne örgütlenmesinde ne ülke çapında yayılmasında ne de sürdürülmesinde rol aldığını belirtti ve 12 yıl boyunca Gezi Parkı eylemlerinden dolayı suçlanmadığını vurguladı.

"Hakkımda başka bir suç isnat edilemediği için, Gezi parkı dosyası içerisine atılmak isteniyorum. Gazetecilik çabam bu yolla engellenmeye çalışılıyor ve açıkça susturulmak isteniyorum."

Gezi Parkı Soruşturmasının Devamı

On iki yıl önceki olaylarla ilgili soruşturma açılması konusunda Kazan, "aslında bu soruşturmaların olaylardan hemen sonra hazırlanan soruşturmaların devamı olduğunu, o dönem dinleme ve fiziki takip kararları alındığını" söylüyor. "O dönem bunları yapanların ise Gülen yapılanmasından hakim ve savcılar olduğunu" savunuyor Kazan.