Türkiye, ekonomide yeni yıla dalgalı bir seyirle giriyor. 2026 yılı için net asgari ücret 28 bin 75 TL olarak belirlenirken, brüt ücret ise 33 bin 30 TL oldu. Dar gelirliyi tatmin etmeyen zam oranının ardından bu artış, yüksek enflasyon ve temel harcamalardaki yükseliş nedeniyle “alım gücü” tartışmasını yeniden büyüttü. Özellikle kira, gıda ve ulaştırma kalemlerinde hissedilen baskı sürerken, asgari ücretteki yeni seviye geniş kesimler için geçim hesabının merkezine oturdu. Tam da bu tartışmaların alevlendiği bir dönemde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin “Gelir Dağılımı İstatistikleri” bültenini yayımladı. Veriler, Türkiye’de gelir dağılımının güncel fotoğrafını ortaya koydu.
SADECE 0.1'LİK DEĞİŞİM
Buna göre, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay, 2025’te geçen yıla kıyasla 0,1 puan azalarak yüzde 48’e gerilerken; en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artışla yüzde 6,4 olarak kayıtlara geçti. Bültende, gelir dağılımı eşitsizliğinin en temel göstergelerinden biri olan Gini katsayısına da yer verildi. Gelir dağılımında eşitsizlik ölçütü olarak kabul edilen bu katsayı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, 1’e yaklaştıkça bozulmayı ifade ediyor. TÜİK’in hesaplamasına göre Gini katsayısı, bu yıl geçen yıla göre 0,003 puan azalarak 0,410 olarak tahmin edildi.
Asgari ücretteki artış beklentilerin altında kaldı.
HALKIN ÜÇTE BİRİ KİRACI
Öte yandan yeni yıla girerken dikkat çeken verilerden biri de ev sahipliği ve kiracılık oranlarına yansıdı. Son değerlendirmelere göre Türkiye’de kirada oturan kesimin oranı yüzde 28 olarak tahmin edilirken, emekliler içinde kira ödeyenlerin oranı ise yüzde 14 seviyesinde hesaplanıyor. TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması sonuçlarına dayanan verilerde, oturduğu konutun sahibi olan fertlerin oranı yüzde 56,1, kirada oturanların oranı yüzde 28, lojmanda oturanların oranı yüzde 0,9, kira ödemeden oturanların oranı ise yüzde 15 olarak veriliyor.
YANLIŞ TANIMLAMA
Kamuoyu araştırmacısı Volkan Tebrizcik ise bu tabloyu üst üste koyduğunuzda kamuoyunda “yüzde 72” diye dolaşan oranın aslında yalnızca ev sahibini değil, aynı zamanda kira ödemeden oturanları; yani aile ve akraba evinde kalanları da kapsayan “kira ödemeyenler” toplamına işaret ediyor. Bu nedenle 'yüzde 72 ev sahibi' cümlesi doğrudan ev sahipliği oranı gibi okunduğunda gerçeği yansıtmıyor; doğru okuma, 'toplumun yaklaşık yüzde 72’si ya kendi evinde ya da kira ödemeden lojmanda oturuyor. Kira ödeyenler ise yüzde 28' şeklinde olmalı" dedi.
İSTİHDAMDA KAYIP VAR
Ekonomiden yansıyan en olumsuz veri setlerinden biri de istihdam cephesinde. SGK verilerine dayanarak paylaşılan bilgilere göre Eylül 2022’de yaklaşık 4 milyon 507 bin olan imalat sanayi istihdamı, Eylül 2025’te 3 milyon 925 bin seviyesine geriledi. Aradaki fark, üç yılda imalat sanayi istihdamında 582 binlik kayıp anlamına geliyor. Bu düşüş, “üretim, ihracat, istihdam” zincirindeki kırılmanın en görünür halkası olarak öne çıkıyor.
İstanbul ve diğer büyük kentlerdeki fahiş kira oranları vatandaşı kara kara düşündürüyor.
REZERVLER ARTIYOR
Yeni yıla girerken olumlu tablo, Merkez Bankası rezervlerindeki artış oldu. Aralık sonu itibarıyla brüt rezerv 192,3 milyar dolara çıkarken, bu tutar geçen yıl sonuna göre 37,3 milyar dolarlık artışa işaret etti. Swap hariç net rezerv ise 66,7 milyar dolar seviyesinde ölçümlenirken, analistler bunun geçen yıl sonuna göre 23 milyar dolarlık artış olduğuna dikkat çektiler. Döviz mevduatları ise geçen hafta 479 milyon dolar arttı. Bu artışın, KKM’si biten ve TL fonlardan çıkan bazı tasarruf sahiplerinin paralarının bir kısmını yeniden dövize çevirmesinden kaynaklandığı vurgulanıyor.





