Modern yaşamın kaçınılmaz parçası haline gelen stres, sadece zihinsel değil, fiziksel olarak da bizi tüketiyor olabilir mi? Beyin ve işlevleri üzerine önemli çalışmalar yapan Daniel G. Amen, hafif ve yönetilebilir stresin bireyin psikolojik sağlamlığını geliştirmede yardımcı olabileceğini, hatta buna stres aşısı denilebileceğini belirtmektedir. Walter Mischel ise kısa vadeli stres deneyiminin uyum sağlamaya hizmet edebileceğini ve bireyi eyleme geçirebileceğini ifade etmektedir. Ancak stres yoğun ve sürekli olursa zararlı ve hatta zehirli olabilir ve beynin bilişsel faaliyetlerden sorumlu bölgesi prefrontal korteksi zayıflatır.

Pek çok nörobilimci, kronik ve yönetilemeyen stresin beyin üzerindeki olumsuz etkilerini ifade etmekte, beyin hücrelerini öldürdüğünü, hafızayı zayıflattığını ve beynin yaşlanma sürecini hızlandırdığını belirtmektedir. Melanie S. Flint ve arkadaşlarının yaptığı çalışmalara göre, kronik stresin zararları bunlarla da sınırlı kalmamakta ve kortizol gibi stres hormonlarının konsantrasyonundaki artış DNA hasarını beş katına kadar çıkarabilmektedir. Öfke, kaygı, korku gibi olumsuz duyguların da eşlik ettiği kronik stresin kalp hastalıklarına neden olması, felç ihtimalini artırması, vücutta iltihaplanmayı artırması, yaraların iyileşmesini geciktirmesi, psikozomatik hastalıklara yol açması gibi birçok zararı olduğu bilinmektedir.

Dr. Bruce Lipton, 'İnancın Biyolojisi' adlı kitabında, iki tür hayatta kalma mekanizmasından bahsetmektedir: gelişim ve korunma mekanizmaları. Hayatta kalabilmemiz için dışarıdan gelen tehlikelere karşı korunma durumunda olmamız gerektiği gibi, yıpranan hücrelerimizin de yenilenmesi gerekmektedir. Ancak bu iki davranışı aynı anda gerçekleştirememekteyiz. Korunma moduna geçtiğimizde gelişim davranışlarımız sınırlanmaktadır. Süreklilik kazanmış bir kaygı, korku ya da stres durumunda beynimiz bağışıklık sistemimizi kapatır.

Dr. Joe Dispenza, 'Plasebo Sensin' adlı kitabında gerginlik ve stresin bizi yaşamsal modda tuttuğunu ifade etmektedir. Stres ve gerginlik durumunda vücudumuzun kortizol ve adrenalin salgıladığını, savaş-kaç moduna geçtiğini belirtmektedir. Uzun süreli stres ve gerginlik durumlarında vücut iyileşmeye ve gelişmeye enerji harcayamamaktadır.

Stresle mücadele edebilmek ve dinginliğe ulaşabilmek için kişisel ilgi alanlarımıza göre hobilerimize zaman ayırabiliriz. Yürüyüş yapma, yüzme, meditasyon, yoga gibi etkinlikler stresle başa çıkmada etkili yöntemlerdendir. Ayrıca mutlu, neşeli ve iyimser insanlarla nitelikli zaman geçirmek de strese iyi gelecektir.