Gençler arasında kalp sorunları neden artıyor?
Kalp krizlerindeki artış yaşam tarzlarımızdan kent gürültüsüne kadar pek çok faktörle ilişkilendiriliyor.
İspanyol futbol takımları Sevilla ve Getafe arasında 2007 yazında oynanan maçta, Sevilla'nın 22 yaşındaki orta sahası Antonio Puerta yere yığıldı. Takım arkadaşları Puerta'nın boğulmasını önlemek için dilini dışarı çıkardı. İlk yardım görevlilerinin müdahalesiyle kendine gelen Puerta sahayı yürüyerek terk etti. Ancak kulüp doktorlarının söylediğine göre soyunma odasında bir veya birden fazla kalp krizi daha geçirdi ve kaldırıldığı hastanede üç gün sonra hayatını kaybetti. Otopsi sonuçları Puerta'nın tedavisi mümkün olmayan bir genetik kalp rahatsızlığı olduğunu ortaya çıkardı.

Bundan üç yıl önce de Portekiz ekibi Benfica'nın 24 yaşındaki Macar oyuncusu Miklos Feher hayatını kaybetmişti. Bu iki olay, FIFA ve UEFA'nın büyük turnuvalar öncesinde solunum ve kardiyovasküler testleri zorunlu kılmasına yol açtı. Futbol sahalarındakiler kadar görünür olmasa da, 20'li yaşlarında veya 30'larının başında insanların, fiziksel olarak zorlayıcı bir şey yapmadıkları halde ani ve beklenmedik kalp krizinden hayatını kaybettiği pek çok vaka var.

Kalp krizi vakalarının artıp artmadığını, artıyorsa bunun arkasında neler olabileceğini uzmanlara sorduk ve bazı şaşırtıcı yanıtlar aldık.
Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Dubai kentinde bulunan King's College Hospital London'dan kalp cerrahı James Aitchison, kalp-damar rahatsızlıklarını etkilediği bilinen faktörlerde yüzde 20 artışa işaret eden veriler olduğunu görünce şaşırdığını söylüyor. Lübnan'daki Beyrut Amerikan Üniversitesi'nde kardiyoloji profesörü olan Samir Alam da son 10 yılda gençlerde kalp krizi ve inme vakalarında sert bir artış gördüğünü, ölüm oranlarının da "endişe verici bir şekilde arttığını" belirtiyor.

ABD'de yapılan bir araştırma da 30-45 yaş arası kişilerde kalp rahatsızlıklarının son 15 yılda yüzde 50 arttığını ortaya koymuştu. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre (WHO) kalp-damar rahatsızlıkları dünyadaki birinci ölüm sebebi. 2019'da dünyadaki tüm ölümlerin yüzde 32'sini oluşturan 17,9 milyon kişinin ölümünden kardiyovasküler hastalıklar sorumluydu. Bunların yüzde 85'ine de iki şey yol açıyordu: Kalp krizi ve inme. Bunun genellikle erkekleri etkileyen bir sorun olduğu düşüncesi yaygın olsa da bu doğru değil: Kardiyovasküler hastalıklar hem erkekler hem kadın arasında birincil ölüm nedeni.

'Ölümcül karışım'
İki doktor da bu artışın potansiyel nedenleri olarak, kalp damarlarını olumsuz etkileyen bazı faktörlere işaret ediyor: Hayat tarzındaki değişimler, televizyon karşısında veya elde cep telefonu ile uzun süre oturmak, sağlıksız ve yağlı fast food tüketmek. Aitchison günümüzde gençlerin daha az hareket ettiğini, örneğin bazılarının işe gitmek için bile yürümediğini söylüyor. Genel tavsiye ise her hafta en az üç gün 30'ar dakika hareketli egzersizler yapmak. Hareketli egzersizden kasıt, terleme kalp atışında hızlanma ve sonrasında bir miktar yorgunluğa yol açan türden egzersizler.

İki doktor da artan obezite, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ve tütün tüketiminin gençler arasındaki kalp sorunlarının artışının ana aktörleri olduğu görüşünde. Aitchison gençler arasında elektronik sigaranın tütüne kıyasla daha güvenli olduğuna yönelik bir inanış olduğunu hatırlattıktan sonra "Evet, elektronik sigara içerken uyuyakalırsanız eviniz yanmaz ama nikotin oranları sıradan sigaralardan daha fazla olabilir ve bu da kalp damarlarınızı tıkayıp kalp krizi geçirmenize yol açabilir" diyor.

Prof. Samir Alam pasif içiciliğin de kalp krizi riskini artırdığına dikkat çekiyor. Buna ek olarak Covid-19'un da kalp damarlarına olumsuz etkilerinin olduğunu söylüyor. Bazı araştırmalar Covid-19'u kalp krizi, inme ve erken ölümle ilişkilendirmişti – üstelik hastalığı geçirdikten üç yıl sonra bile bu risk yüksekti.

Günlük rutinleriniz kalp krizini durdurmak için yeterli mi?
Prof. Samir Alam, stres ve kalp sorunları arasında doğrudan bağlantı olduğunu gösteren bilimsel araştırmaları hatırlattıktan sonra "stresin etkisi büyük ve önemli" diyor: "Psikolojik stresin doğrudan etkisi var. Beynin stres altında vücuda gönderdiği sinyaller damarların sertleşmesine yol açıyor." Stres sadece doğrudan kalp krizine yol açmıyor, aynı zamanda uzun vadede kalp krizini tetikleyebilecek sorunlara da yol açabiliyor.

Aitchison ise stresin kalp krizinde bir etken olduğunu kabul ederken, bunun esas neden olmadığını söylüyor: "Buradaki faktörlerin yarısı ebeveynlerimizden gelen genlerden, diğer yarısı ise hayat tarzımızdan kaynaklanıyor." Ama iş veya günlük hayatın sorunlarından kaynaklanan stres kalp sorunlarını artırabiliyor. İşlerini kaybetmekten endişe edenlerin kalp sorunu yaşama ihtimali yüzde 20 daha fazla.

Prof. Alam "sigarayı bırakıp yediklerimize dikkat etmek için 50 yaşımıza gelmeyi beklememiz lazım" diyor. Dünyada en yaygın ölüm nedenlerinin kalp krizi ve kanser olduğunu hatırlatan Prof. Alam, kalp sağlığı için yapacağımız şeylerin çoğunun kanser riskini de azalttığına dikkat çekiyor ve ekliyor: "Bilim net. Bugün net olmayan tek şey, bireylerin ve toplumların buna ne kadar uyacağı."