Son yıllarda dünya modasında “optik incelten” tasarımlar, estetik bir tercih olmaktan çıkıp kadınların bedenleriyle kurduğu ilişkiyi dönüştüren bir akıma dönüştü. Japonya’dan İskandinavya’ya kadar “shaping”, “sculpting” ya da “contour tailoring” başlıklarıyla anılan bu yaklaşım; doğru kalıp, stratejik dikiş yerleşimi ve teknik kumaşlarla bedeni sıkıştırmadan daha uzun, daha dik ve daha zarif göstermeyi hedefliyor. Ancak küresel markaların çoğu bu etkiyi geçici trendlerle kurarken, Türkiye’de Gusto aynı fikri çok daha derin bir yerden, kadın bedenini yıllarca gözlemleyerek ve yerel ölçülerden hareket ederek geliştirdi. Gusto’nun 55. yılında hâlâ koleksiyonun merkezinde duran “sihirli pantolon”, bir beden ince gösteren etkisini modanın gelip geçici kodlarıyla değil, kalıp, kumaş ve kadın bedenine dair birikmiş deneyimle kuruyor. Gusto Yönetim Kurulu Başkanı Pelin Mete ile, bu ikon parçanın neden hâlâ bu kadar güçlü olduğunu konuştuk.
Sihirli Pantolon’un ilk ortaya çıkış hikâyesini ve bugün hâlâ bir “fenomen” olarak varlığını sürdürmesini sağlayan unsurları bizimle paylaşır mısınız?
Sihirli Pantolon, Türk kadınının gerçek ihtiyaçlarından doğdu. Amaç; rahat, toparlayıcı ve her bedende iyi duran bir pantolon yaratmaktı. Bugün hâlâ fenomen olmasının nedeni; modaya değil, kadına hizmet etmesi. Trendlerden bağımsız, güven veren bir parça olması onu zamansız kılıyor.
Sihirli Pantolon’un teknik kumaşı ve bir beden ince gösteren özel kalıbı, Türk kadınlarının vücut ölçülerine göre tasarlanmış. Bu mühendislik süreci nasıl geliştirildi?
Bu süreç yıllara yayılan deneme–yanılma, ölçüm ve geri bildirimlerle gelişti. Binlerce kadın vücut formu analiz edildi; kalıp, kumaş ve esneklik oranları buna göre optimize edildi. Bu nedenle sihirli pantolon yalnızca bir tasarım değil, ciddi bir tekstil mühendisliği ürünü.
Sihirli pantolon gibi 20 yılı aşkın süredir koleksiyondan hiç çıkmayan bir ikonik ürünle, Anka Koleksiyonu gibi tamamen hikâye merkezli bir sezonsal koleksiyonu aynı çatı altında yürütmek nasıl bir marka dengesi sunuyor?
Bu denge Gusto’nun en güçlü taraflarından biri. Sihirli pantolon markanın omurgası, müşterilerimizin vazgeçemediği bir ikon; Anka Koleksiyonu ise duygusal anlatı alanı. Biri güven duygusu yaratırken diğeri ilham veriyor. Bu sayede hem sadık müşterilerimizle bağımızı koruyor hem de her sezon yeni bir hikâye anlatabiliyoruz. Anka; duyguyu, sihirli pantolon ise ihtiyacı temsil ediyor. Tasarım kimliğimiz, bu iki uç arasında; estetikle fonksiyonu, hikâyeyle gündeliği aynı potada eriterek şekilleniyor.
Gusto’nun yıllardır sürdürdüğü “zamansız, kapsayıcı ve işlevsel tasarım” felsefesi bugün nasıl bir noktaya evrildi?
Bugün bu felsefe yalnızca tasarımsal bir duruş değil; bir sistem hâline geldi. Zamansızlık artık sadece estetik değil, sürdürülebilirlik ve uzun ömürlü kullanım anlamına geliyor. Kapsayıcılık beden aralığının ötesinde; yaş, yaşam tarzı ve ruh hâline hitap eden bir esneklik sunuyor. İşlevsellik ise konforla şıklığın aynı anda var olabildiği sofistike bir noktaya evrildi.
Tasarımlarınız, kadınların gardırobuna nasıl bir duygu bırakmalı?
Güven ve aidiyet. Kadınlar, dolabını açtığında “Bu parça beni anlıyor” demeli. Hem güçlü hem rahat hissettiren; modadan bağımsız ama stil sahibi bir duygu bırakmalı.
Bu sezon 55'inci yılınızı kutluyorsunuz. Marka için bu kilometre taşı ne ifade ediyor ve bu yıl hem ürünlerde hem koleksiyon hikâyesinde nasıl bir yankı buldu?
55'inci yıl, Gusto için yalnızca bir zaman dilimi değil; kuşaklar arası bir hafızanın, kadınlarla kurulan uzun soluklu bir ilişkinin sembolü. Bu sezon ürünlerde daha rafine kalıplar, daha doğal ve çevre dostu elyaflar, koleksiyon hikâyesinde ise geçmişten beslenen ama bugüne konuşan bir anlatı görüyoruz. 55'inci yılımıza özel çıkardığımız Gusto Anka Koleksiyonu, bu birikimi “yeniden doğuş” metaforuyla temsil ederken; zamansız ürünlerimizle de köklerimize olan bağlılığımızı vurguluyoruz.
Farklı yaş gruplarına ve beden tiplerine hitap eden çok yönlü bir tasarım ekosistemini nasıl kurdunuz?
Parça bazlı değil, kombin bazlı düşünerek. Aynı ürünün farklı yaş gruplarında farklı şekillerde stilize edilebilmesini hedefledik. Bu yaklaşım, koleksiyonun yaşam döngüsünü uzatırken gardıroplara da esneklik kazandırıyor.
Anka Koleksiyonu’nda kadife, dantel, püskül ve ebru desenleri gibi nostaljik el işçiliği detaylar öne çıkıyor. Bu zanaatkârlığı çağdaş bir moda diliyle nasıl dengelediniz?
Bu detayları modern kalıplar, sade renk paletleri ve net siluetlerle dengeledik. Zanaatkârlık burada bir süs değil; hikâyenin taşıyıcısı. Fazlalıktan kaçınarak, detayları bilinçli bir vurgu unsuru olarak kullandık.
Referansımız stil hafızamız
Renk paletlerini belirlerken global trendlerden mi, yoksa markanın kendi stil hafızasından mı daha çok beslendiniz?
Global trendleri takip ediyoruz ama filtreleyerek. Asıl referans noktamız Gusto’nun stil hafızası. Bu sezon renkler daha çok markanın geçmişinden gelen sıcak, derin ve sofistike tonlardan beslendi.
Anka’nın nostaljik dünyasını modernize eden en güçlü renk veya detay sizce hangisi?
Derin bordo ve toprak tonlarının modern kesimlerle birleşmesi bu dengeyi en güçlü şekilde kuruyor. Ayrıca ebru desenlerinin daha grafik ve sade yorumları koleksiyona çağdaş bir ruh kattı.
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin
Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin