Bir adım geri gidelim. 26 Kasım’da bir grup asker, ülkenin kontrolünü ele geçirdiklerini ve Cumhurbaşkanı Embaló’yu devirdiklerini açıkladı. Bu tür durumlarda sıkça olduğu gibi darbeciler gerekçe olarak belirsiz açıklamalar yaptı. İddialarına göre, tanımlamadıkları ancak uyuşturucu kaçakçılığı örgütleriyle bağlantılı olduğunu ileri sürdükleri bir grubun anayasal düzeni bozma planına karşılık vermişlerdi (Gine-Bissau gerçekten de Latin Amerika ile Avrupa arasında önemli bir geçiş noktasıdır). Ertesi gün General Horta Nta Na Man, en azından teoride bir yıl sürmesi planlanan geçiş hükümetinin başkanı olarak yemin etti. Zamanlama tesadüf değildi: Darbe, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turundan üç gün sonra ve sonuçlar açıklanmadan hemen önce gerçekleştirildi.
2019’dan beri görevde olan Embaló yeniden adaydı ve ana rakibi, Gine-Bissau ve Yeşil Burun Adaları’nın Bağımsızlığı için Afrika Partisi’nden (PAIGC) Fernando Dias da Costa idi. Uluslararası gözlemcilerden gelen geçici verilere göre yarış başa baş gidiyordu ve ikisinin de ikinci tura kalma ihtimali yüksekti. Askerlerin duyurusundan kısa süre sonra kapüşonlu bir grup, seçim komisyonunun ofislerine saldırarak seçim pusulalarını imha etti, bilgisayarlara el koydu ve sunucuları tahrip etti. Şüpheli olan bir başka durum ise darbecilerin Embaló’ya karşı gösterdiği görece yumuşak muameleydi.
DARBE YAPILIP GÖZALTINA ALINAN EMBALO NASIL OLUYOR DA GAZETELERE RÖPORTAJ VEREBİLİYOR?
Darbe sonrası Embaló, Fransızca yayın yapan önemli Afrika dergisi Jeune Afrique’in gazetecilerini arayarak görevden alındığını ve tutuklandığını söyledi. Yazı işleri direktörü François Soudan ile yaptığı telefon görüşmesinde, darbenin arkasında tam olarak kimin olduğunu bilmediğini iddia etti. Ayrıca seçim komisyonunun kısa süre içinde kendi zaferini ilan edeceğini öne sürerek dergiye oyların kendi hesabına göre yüzde 65’ini aldığını söyledi.
Ardından, teoride cumhurbaşkanlığı binasında gözaltında olmasına rağmen, başka gazetelere röportaj verdi ve birçok Afrika ülkesinin devlet başkanlarıyla telefonda görüştü. Birkaç saat sonra ise Senegal devletine ait bir uçakla Senegal’e uçtu. daha sonra Senegal cumhurbaşkanının da Embalo'nun darbe anlatısının doğruluğunu sorgulaması üzerine Kongo’ya geçti.
DARBECİLER CUMHURBAŞKANI'NA YAKIN
Bir başka kritik nokta ise darbecilerin kimliği: Hepsi cumhurbaşkanına oldukça yakın isimlerdi. Darbeyi duyuran General Denis N’Canha, 2022’de Embaló tarafından, cumhurbaşkanlığı ile ordu arasındaki iletişimi sağlamakla ve cumhurbaşkanını korumakla görevli birimin başına atanmıştı. Geçiş hükümetinin başına getirilen General Nta da cumhurbaşkanının askeri danışmanı ve Genelkurmay Başkanıydı; ayrıca Embaló’nun yakın bir müttefiki olarak biliniyordu. Darbe sonrası yeni Genelkurmay Başkanı olarak atanan Tomas Djassi de görevden alınan cumhurbaşkanına yakın bir isimdi.
Embaló’yu seçim yenilgisinden kaçmak için darbeyi kurgulamakla ilk suçlayanlar, arasında Dias da Costa ve Domingos Simoes Pereira’nın da bulunduğu muhalefet politikacılarıydı. Pereira, başkanlık seçimlerine aday olmak istemiş ancak listelerden çıkarılmıştı. Sivil toplum örgütü Frente Popular da darbeyi Embaló’nun “suç niteliğinde bir mizanseni” olarak nitelendirdi. Dias da Costa darbe sırasında tutuklandığını ama daha sonra kaçtığını söyleyerek şu anda Nijerya’da bulunduğunu açıkladı; Pereira ise hâlâ tutuklu. Batı Afrika’daki bazı siyasetçiler de darbeyi kurgulanmış olarak tanımladı ancak herhangi bir kanıt sunmadı. Bunlar arasında Senegal Başbakanı Ousmane Sonko ve 2010–2015 arasında görev yapan eski Nijerya Cumhurbaşkanı Goodluck Jonathan da var. Jonathan gazetecilere yaptığı açıklamada Embaló’nun “törensel bir darbe” organize ettiğini söyleyerek ekledi: “Bir ordu, hükümeti devirip ardından yeni devirdiği cumhurbaşkanının basın toplantıları yapmasına izin vermez.”
GEÇMİŞTE DE SAHTE DARBE DÜZENLEMEKLE SUÇLANMIŞTI
Embaló geçmişte de gücünü pekiştirmek için sahte bir darbe düzenlemekle suçlanmıştı. Gine-Bissau’da son elli yılda dört darbe ve çok sayıda başarısız darbe girişimi yaşandı. 2023 yılında başkent Bissau’da yaşanan bir dizi silahlı çatışmanın ardından Embaló, o dönemde muhalefetin kontrolünde olan parlamentoyu feshetti. Cumhurbaşkanına göre bu çatışmalar, ordunun içindeki bir bölünmeden doğan darbe girişiminin sonucuydu. O tarihten bu yana ülkede işleyen bir parlamento yok. Embaló, cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir yıl ertelemeyi başardı ve bu süre boyunca kararnameyle yönetim sürdü.
Gine-Bissau'da dokuzuncu darbe




