Dijitalleşme baş döndürücü hızla ilerlerken, veri analitiği ve yapay zeka da artık hayatın her alanında. ‘Yeni petrol’ olarak adlandırılan veri şu anda en değerli kaynak. Finans sektörü ise bu verinin en yoğun üretildiği, en yüksek standardın arandığı alanların başında. O nedenle kritik değere sahip verinin depolanması, korunması ve gerektiğinde kullanılabilmesi açısından Avrupa, kendi veri koruma yasalarını oluştururken, Türkiye’de de 2016 yılında çıkan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile veri merkezlerinin kurulması yasal zemine kavuştu.

Türkiye’de 30 yıldır risk raporları ve veri analizleriyle finansal sisteme hizmeti merkeze alan Kredi Kayıt Bürosu (KKB), “Türkiye’nin verisi Türkiye’de kalmalı” noktasından hareketle, Ankara’da KKB Anadolu Veri Merkezinin ikinci faz yatırımına 2025 yılında başladı. Aynı zamanda KKB Dijital Servisler çatısında yerli ve güvenli bulut yatırımı ile kurumlara yalnızca altyapı değil, danışmanlık, güvenlik ve operasyonel destek hizmetler de odak noktasına alındı. KKB Dijital Servislerin hedefleri, sektördeki gelişmeler ve yeni teknolojik çözümlerini KKB Dijital Servisler Genel Müdür Yardımcısı Kerim Özgür Yalçın ile konuştuk.

“Veri merkezinde kapasite üç bin haneye denk gelecek”
KKB olarak bireylerin ve kurumların risk yönetimini desteklediklerini, sundukları risk merkezi raporlarıyla finansal sistemin şeffaf ve güvenli ortamda işlemesine katkı sağladıklarını söyleyen Özgür Yalçın, verinin üretilmesi kadar, ülke sınırları içinde güvenli bir biçimde korunmasının da çok önemli olduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin verisinin güvenilir ve sürdürülebilir merkezi olma hedefiyle bu yıl Anadolu Veri Merkezi’nin ikinci faz yatırımına başladıklarına vurgu yapan Yalçın, 43 dönüm arazi üzerine kurulu Anadolu Veri Merkezi’nin 1.000 kabinetle başlayan yolculuğunun, yeni yatırımın tamamlanmasının ardından 3.000 kabinete ve enerji altyapısı kurulu gücünün de 40MVA’ya ulaşacağını söyledi.

Yalçın, “Veri merkezi yatırımımız, Türkiye’deki verilerin ülke sınırları içerisinde yüksek güvenlikli ve yerli bir ekosistemde korunmasını sağlayacak. Örnek vermek gerekirse; mevcut tesis, bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek bir enerji kapasitesine sahipken, ikinci faz ile birlikte bu kapasite üç katına çıkarak üç bin haneye denk gelecek” değerlendirmesinde bulundu.

“Buluttan yararlanma maliyet 10’da 1’e düşebiliyor”
KKB Dijital Servisler çatısında, veri merkezi ve bulut hizmetlerini tek bir ekosistem içinde yöneterek, Türkiye’nin dijital dönüşümüne güvenli ve sürdürülebilir altyapılarla katkı sağladıklarını söyleyen Yalçın, kurumların dijital dönüşümünü desteklemek için yerli ve güvenli bir bulut altyapısı geliştirdiklerini açıkladı. Kloudeks markası altındaki bu yapını, kurumların yüksek yatırım maliyetlerine katlanmadan güvenli, esnek ve ölçeklenebilir çözümlerden yararlanmasını sağladığını söyleyen Yalçın, bu yıl başında ticarileşme kararı ile Kloudeks markası altında sanal veri merkezi, özel bulut, yedekleme ve felaket kurtarma, güvenlik, yönetilen hizmetler, GPU ve yapay zekâ servisleri, SaaS pazaryeri ve danışmanlık gibi pek çok hizmeti uçtan uca entegre biçimde sunduğunu söyledi.

Böylelikle, yatırım modelinde kurumların yüksek başlangıç maliyetleri (CAPEX) ortadan kalktığına işaret eden Yalçın, “Hizmetler aylık ödemelerle alınabiliyor. Bu modelde bulut altyapısından yararlanmanın maliyeti, kurumların kendi yatırımlarına kıyasla 5’te 1, hatta bazı durumlarda 10’da 1 seviyesine düşebiliyor. Kloudeks olarak tüm sektörlerin ihtiyaçlarını karşılamağı hedefliyoruz. Kloudeks ayrıca Neobank’lar gibi dijital bankalara da ölçeklenebilir altyapı sunuyor.

Kurulum aşamasında olan bir Neobankanın altyapı maliyetlerinde 5 yıllık toplam maliyete bakacak olursak, toplamda 2,5 milyon dolar tutarında bir tasarruf sağlanacağını hesaplıyoruz. Bu tasarruf küçük bir fintech için 650 bin dolar civarına tekabül ediyor. Güvenlik izlemeleri, operasyonel destek ve bakım hizmetleri, müşterilerin sanki kendi IT ekipleriymiş gibi KKB tarafından yürütülüyor” dedi.

Start-uplara belirli kapasitelerde ücretsiz destek
Kloudeks çatısı altında finansal teknoloji ekosistemini güçlendirmek için yazılım geliştiriciler ve kurumları bir araya getirecek bir pazar yeri de oluşturduklarını açıklayan Özgür Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu platformu, yalnızca güvenlik standartlarını karşılayan ve belirli kriterleri sağlayan yazılımların yer alabileceği denetimli bir yapı olarak tasarladık. Amacımız; fintech şirketlerinin geliştirdikleri yazılımları güvenli bir ortamda finans kurumlarına ulaştırmalarını sağlamak. Kurumlar, bu pazar yerinde istediği, ihtiyacı olan yazılımı alabilecek. Kendisi geliştirmek zorunda kalmayacak. Kloudeks pazar yerinde girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla start-up’lara belirli kapasitelerde ücretsiz destekler sunulması, 6 ile 12 ay arasında inkübasyon desteği verilmesini planlıyoruz. Katılım için Türkiye’de faaliyet gösterme, ekip yapısı ve finansal yeterlilik şartları aranıyor; detay bilgi Kloudeks.com’da sıkça sorulan sorulardaki pazaryeri başlığında yer alıyor. Sonuç olarak veri merkezinden buluta, buluttan yazılım pazarına uzanan bütüncül bir dijital ekosistem kurarak, verinin Türkiye’de kalmasını; kurumlara güvenli, esnek, ölçeklenebilir ve maliyet avantajı sunan bir altyapı sağlamayı hedefliyoruz.