Girne'den Taşucu'na gitmek üzere hareket eden ve içinde mürettebat dahil 267 kişinin bulunduğu katamaran tipi Türk yolcu gemisinin alabora olmadan önce su almaya başladığı anlara ait görüntüler ortaya çıktı. Gemiden kurtulan Serkan Kunduracı, "Sarsıntı oldu ama çok kuvvetli bir sarsıntı tabii. Sonra bu sarsıntı artmaya başladı, daha kuvvetli olmaya başladı. İkinci sarsıntıda yerden su çıkmaya başladı. O zaman insanlar da panik yaptı. Ablanın biri ‘Ben geri dönmek istiyorum’ diye, ‘Durdurun gemiyi’ diye ısrarla bağırdı." 30 Ağustos 2026 tarihinde, öğleden sonra hareket eden katamaran, kalkışından kısa süre sonra alabora oldu. Kazada 8 kişi yaşamını yitirdi, 241 yolcu kurtarıldı, 18 yolcunun arama çalışmaları sürüyor.
Gemi alabora olmadan önce geminin su almaya başladığı anlar ise yolcular tarafından cep telefonu kamerasıyla kaydedildi. O anlarda yolcular, "Söyleyin kaptana, gemi geri dönsün, burada 200 kişi var. Gemi su alıyor" şeklinde tepkiler duyuldu.
Kunduracı, yaşanan anları şu sözlerle anlattı: "Gemi saati 12 zaten. 12'ye yakın gemiye bindik. Gemiye bindiğimizde sıkıntı yoktu. Biz farkında değildik denizin kötü olduğunun. Gemi hareket etmeye başladığında, havuzdan çıkınca Mersin'e doğru döndüğünde sallanmaya başladı. Su fışkırdı. Su fışkırınca da bu sefer personeli çağırdık. Personel geldi baktı, bir sıkıntı olmadığını, contanın gevşediğini, sızıntı olduğunu söyledi. Ama bu tabii sarsıntı artınca, televizyon vardı sallanmaya başladı. Su daha çok çıkmaya başladı. Bu sefer panik oldular tabii personel de. Personel kaptana koştu hemen. Kaptan geldi hemen ‘Burayı boşaltın’ diye bağırdılar. Zaten boşaltmaya kalkınca insanlar panik olmuştu. Zaman yoktu yani.
Kunduracı, "Ben tabii o sırada dışarıya bakıyorum ki U dönüşü yapacak büyük ihtimalle çünkü ben Girne'yi görmeye başladım. Manevra sırasında zaten gemi yan yatmaya başladı. Yani insanlara zaten geç kalmış artık. Manevra yapınca bir koridor kısmı var, o koridorda zaten manevraya, yan yatmaya yakalananlar şanssızdı. Çünkü orası aşağıya insanlara, devrildi. Altta kalanlar suya girince içeri boğuldu. Ben de en üstündeydim o koridor kısmının. Zor çıktım, 10 dakika sürdü."
Kunduracı, "Vatandaşın birisi camı kırmıştı, pencereyi. Zaten çoğu o şekilde çıktı. Ben de oradan çıktım. Çıktıktan sonra zaten bir anne babayı gördüm, çocuklarını bırakmışlar aşağıda boğulduğunu söylediler. Bir tane hamile bir abla vardı kanlar akmaya başladı, düşük yaptı stresten, panikten tabii. Çok vahşetti. Bir tekne geldi, turistik tekne geldi. O bize hepimizi aldı. Yani Sahil Güvenlik yanaşamadı herhalde bilmiyorum, açıkta bekledi, yanaşmadılar.
Gemiyi görüp giden ilk sivil yardımlardan biri olduğunu söyleyen Muhammed Özçelik, "Burada işletmelerimiz var bizim su sporları. Normalde bugün kapalıydık, deniz bayağı bir kötü olduğu için aktiviteler yapılmıyordu. Bir abimiz gördü olayı ilk başta, Sahil Güvenlik'e bildirdi. Onlar çıktı. Arkasından bize haber geldi, biz çıktık, ilk gidenlerden biri biziz. Oraya gittiğimizde zaten herkes can havlindeydi. 'Beni alın, beni alın' gibi şeyler söylüyorlardı. İlk başta biz çocuklara, hamilelere, kadınlara, yaşlılara atladık, suya atladık bizim elemanlarla beraber. Onları aldık sudan, bindirdik tekneye. Ondan sonra hamileleri bindirdik, çocuklara öncelik verdik tabii ki de. Ondan sonra herkesi bindirdik, ilk bir tur attık. Biz çıktık, arkamızdan zaten gelen diğer botlar, zodyaklar filan görenler, gelebilenler tabii ki de, çünkü bayağı bir dalga yüksekti. İnsanlar 'Beni de alın, beni de alın' diyordu ama kapasite dolduydu, bayağı bir fazlasıyla aldık.




