Günde Sadece Dört Saat Uyumak Bize Yetebilir mi?

Evrim AğacıEvrim Ağacı1 SAAT ÖNCE
AA

Yanıp sönen ışıklar ve parlayan ekranlarla dolu modern dünyada, uyku giderek nadir bulunan bir lükse dönüşüyor. Öyle ki, ABD'deki yetişkin nüfusunun neredeyse üçte biri, her gece önerilen miktarda uyku uyuyamıyor.

Ancak nüfusun küçük bir yüzdesi için bu durum pek de sorun teşkil etmiyor. Onların gizli bir süper gücü var ve birçoğu bunun farkında bile değil. İster inanın ister inanmayın, nüfusun %1 ila %3'ü arasındaki bir kesimin, geri kalanımız gibi sekiz saatlik bir uykuya ihtiyacı yok. "Kısa uyuyanlar" olarak bilinen bu kişiler, düzenli olarak dört ila altı saat uyuyarak tıpkı bizim gibi işlevlerini yerine getirebiliyorlar. İşin şaşırtıcı kısmı ise bilim insanlarının bunun nedenini yavaş yavaş anlamaya başlamasıdır. Daha da önemlisi araştırmacılar, geri kalanımızın bir gün bu yeteneği paylaşıp paylaşamayacağını merak etmeye başlıyor. Başka bir deyişle, günde sadece dört saat uyumak, bir noktadan sonra gerçekten de tek ihtiyacımız olan şey hâline gelebilir.

Bu Gizli Süper Kahramanlar Kimler?

Doğal olarak kısa süreli uyumak bir zihniyet, bir alışkanlık veya irade gücünün bir ürünü değildir; tamamen biyolojik bir varyasyondur. Son yirmi yıl içinde araştırmacılar, bazı insanların tamamen sağlıklı kalarak ortalamadan çok daha az uyumasına olanak tanıyan küçük bir gen kümesi tanımladılar. Bu konudaki ilk ipuçlarından biri, uyanıklığı teşvik eden bir beyin kimyasalı olan oreksin seviyelerini düzenlemeye yardımcı olan DEC2 adlı bir genden geldi. Çok az oreksinin narkolepsiye (gündüzleri aşırı uyku eğilimi) neden olduğu biliniyor; ancak doğal olarak kısa uyuyanların bu kimyasalı daha fazla ürettiği ve çok daha az dinlenerek uyanık kalabildikleri görülüyor.

Araştırmacılar bu mutasyonu farelere aktardıklarında, hayvanların genellikle uyku yoksunluğunu takip eden bilişsel aksaklıkları göstermeden önemli ölçüde daha az uyuduklarını fark ettiler. O zamandan beri, en az yedi gen bu fenomenle ilişkilendirildi. Her vakada, insan mutasyonunun farelere genetik mühendisliği yoluyla aktarılması aynı sonuca yol açtı: Belirgin bir dezavantajı olmayan daha kısa uyku döngüleri.

Danışman nörolog ve uyku uzmanı Prof. Guy Leschziner'a göre, şu anda bildiğimiz her şey doğal kısa uykunun tamamen genetik olduğunu gösteriyor. Prof. Leschziner, klinikte bu tür insanları nadiren görüyor. Bunun bir nedeni bu durumun bir hastalık olmaması, diğer bir nedeni ise bu özelliğe sahip olanların genellikle sıra dışı olduklarının farkına varmamalarıdır. Leschziner bu durumu şu şekilde açıklıyor:

"Kısa uyuyanlar, yakınlarındaki biri durumu fark edene kadar bunun herhangi bir şekilde anormal olduğunu düşünmezler. Özellikle de ailede böyle bir geçmiş varsa, benzer bir düzende uyuyan başka bireyler de olacaktır. Yani onlar için bu durum son derece normaldir."

Biyoloji ile ilgili diğer içerikler ›

Maymunların Mizahı Olabilir mi? Deri Sırtlı Denizkaplumbağasının Ağzındaki Dikenler Ne İşe Yarıyor? Dine Maruz Bırakılan Çocuklar Gerçek ile Kurguyu Ayırt Etmekte Zorlanıyor!

Doğal olarak kısa uyuyanlar genetik bir nadirlik olmaya devam etse de, onları açıklayan bilim hızla ilerliyor. Bu durum oldukça radikal bir olasılığın kapısını aralıyor: Doğanın kısa uyku piyangosunu dağıtmasını beklemek yerine, bir gün bunu genetik mühendisliğiyle kendimiz üretebilir miyiz?

Sahneye CRISPR Çıkıyor

CRISPR, bilim insanlarının DNA'yı dikkate değer bir hassasiyetle değiştirmesine olanak tanıyan bir gen düzenleme teknolojisidir. Başlangıçta bakteriyel bir savunma sisteminin parçası olan bu mekanizma, modern biyolojideki en güçlü araçlardan biri hâline gelmiştir. Sistemin temel bileşenleri, programlanabilir makaslar gibi hareket edebilen enzimlerdir.

Bilim insanları, bu enzimlere kısa bir genetik adres vererek genomda tam olarak nereyi keseceklerini söyleyebilirler. Kesim işlemi tamamlandıktan sonra, hücrenin onarım süreçleri bir geni silmek, bir mutasyonu düzeltmek veya yeni bir DNA dizisi eklemek üzere yeniden yönlendirilebilir. Şimdiye kadar CRISPR çoğunlukla orak hücreli anemi gibi genetik hastalıkları tedavi etmek için kullanıldı. Ancak teknoloji geliştikçe birçok araştırmacı, bu sistemin hastalıkları tedavi etmenin ötesine geçerek insan yeteneklerini geliştirmeye doğru ilerleyebileceğine inanıyor; buna potansiyel olarak uyku da dâhildir.

Genetik mühendisliği şirketi Mammoth Biosciences'ın CEO'su Dr. Trevor Martin, geçen Ekim ayında düzenlenen GITEX Global etkinliğinde dinleyicilere bu konuda şunları söyledi: "Nüfusun belli bir yüzdesinin geceleri sadece üç veya dört saat uykuya ihtiyaç duyduğunu biliyor muydunuz? Üstelik bu insanlar yorgun olmuyorlar veya zorluklara katlanmaya çalışmıyorlar; gerçekten de sadece üç saat uykuya ihtiyaç duyuyorlar. İnsanlar uzun yaşam hakkında çok fazla konuşuyor ancak hepimizin böyle bir yeteneğe sahip olabileceğini bir hayal edin... Teknoloji perspektifinden bakıldığında, bu tür şeyler kesinlikle mümkündür."

Dr. Martin'in şirketi, önceki girişimlere kıyasla daha küçük olan ve insan hücrelerine iletilmesi daha kolay olan yeni CRISPR araçları geliştiriyor. Martin, hedeflerini şu sözlerle açıklıyor: "Misyonumuz genetik hastalıkları ortadan kaldırmaktır. Vücudun herhangi bir hücresinde her türlü düzenlemeyi yapabilen CRISPR teknolojileri inşa ediyoruz."

Şirket şimdilik, ailesel şilomikronemi sendromu ve şiddetli hipertrigliseridemi gibi nadir görülen genetik bozukluklara odaklanıyor. Ancak Martin, bu teknolojinin nereye doğru gittiği hakkında konuşurken oldukça içten bir tavır sergiliyor ve "Burada durmanız için hiçbir neden yok." diyerek sınırların aşılabileceğini belirtiyor.

Peki, birini genetik olarak düzenleyip kısa uyuyan birine dönüştürmek gerçekte ne kadar kolay olurdu? Prof. Leschziner'a göre bu teorik olarak kesinlikle mümkündür; ancak o kadar da basit olmayacaktır. Leschziner, bu zorluğu şu sözlerle ifade ediyor:

"Teorik olarak, katkı sağlayan tüm o genleri tespit edebilirseniz, elbette insanların genetik yapısını değiştirebilirsiniz. Ancak bu süreç, sadece bir geni çıkarmak veya tek bir gene mutasyon eklemek kadar basit ve doğrudan bir iş değildir."

İşin bir de toplumsal boyutu var. Hepimizin gün içinde doldurması gereken fazladan üç veya dört saati olacağından, toplumda bir tür yeniden yapılandırmaya ihtiyaç duyulacağını belirten Prof. Leschziner, düşüncelerini şu şekilde aktarıyor: "Asıl soru, bu fazladan zamanın çalışarak mı yoksa zevk alınan şeylerle mi doldurulacağıdır. Bunu gerçekten bilmiyorum."

Tek Seferlik Bir Genetik Yükseltme

Bu noktada, önümüzdeki yıllarda böyle bir tedavi geliştirilirse, yalnızca seçkin bir azınlığın buna erişebileceğinden endişe duyabilirsiniz. Ancak Dr. Martin, neyse ki bu tür tedavilerin sadece elitlerle sınırlı kalmayacağını savunuyor. Martin, genetik tıbbın sunduğu bu avantajı şöyle açıklıyor: "Bence genetik tıp tarafında pek takdir edilmeyen iyi haber, teknolojinin doğası gereği bunun tek seferlik bir işlem olmasıdır. Hayatınızın geri kalanı boyunca bir ilaç almak zorunda değilsiniz. Doktorun muayenehanesine sadece bir kez gelirsiniz. Evet, fiyatlandırma hakkında konuşabiliriz; ancak temel olarak, kişinin hayatının geri kalanı boyunca etrafında devasa bir sağlık altyapısı gerektirmez."

Şimdilik, birini genetik olarak düzenleyip kısa uyuyan birine dönüştürmek son derece spekülatif bir konu olmaya devam ediyor. Ancak uyku verimliliği bilimi hızla ilerliyor ve CRISPR çok daha hızlı bir şekilde olgunlaşıyor. Araştırmacılar, her gün fazladan üç veya dört saatlik bir uyanıklık süresinin kilidini açmanın gerçekten mümkün olabileceğini ilk kez bu kadar ciddi bir şekilde söyleyebiliyorlar. Bu belki bugün veya yarın olmayacak; ancak çok yakında bir gün, dört saatlik bir uyku gerçekten de tek ihtiyacımız olan şey hâline gelebilir.

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin

Hızlı, reklamsız ve yapay zeka özetli haberler için mobil uygulamamızı indirin