Taş Devri'nde kayalara çizilen gizemli sembollerden Google Haritalar'a kadar, insanoğlu dünyadaki yerini hep kayda geçirme ihtiyacı hissetti. Haritalar yalnızca kıyıların, dağların, şehirlerin veya yolların nerede olduğunu gösteren coğrafi bilgiler sunmaz; aynı zamanda bize bir dünya görüşü sunar. Haritalar, bir tarih anının ve o dönemde yaşayan insanların fotoğrafıdır. Gösterdikleri – ve göstermedikleri – şeyler, belirli bir dönemin değerleri ve o toplumların neyi önemli gördüğü hakkında bize değerli bilgiler verir.

Bir atlasın sayfalarını karıştırmak, aynı zamanda hayalinizde Timbuktu, Titikaka, Semerkand veya Gilf Kebir gibi uzak diyarlara yolculuk etmenize veya Antik Roma İmparatorluğu'nun sınırlarını aramanıza olanak tanır. Birçok harita meraklısı gibi Norveçli yazar Thomas Reinertsen Berg'in 10 yaşında hediye olarak aldığı bir atlas dünyaya dair merak duygusunu körükledi.

Kitabı "Theatre of the World: The maps that made history" (Dünyanın Tiyatrosu: Tarihi şekillendiren haritalar), ünlü kaşifler, ileri görüşlü coğrafyacılar ve isimsiz bürokratların izinde kartografinin büyüleyici tarihini anlatıyor. Haritalar neden kuzeyi yukarıda gösterir?

Thomas Reinertsen Berg haritalar çizilirken birçok zor kararın alındığını söylüyor. Kitapta, İskenderiye Kütüphanesi'nde çalışan ve Coğrafya kitabını oluşturan Batlamyus veya okurların getirdiği haritalara dayanarak tarihte bilinen ilk atlası hazırlayan Abraham Ortelius gibi karakterler var.

İlginç anektodlar... Örneğin, Jean Picard'ın 1682'de hazırladığı yeni Fransa haritasında ülke %20 toprak kaybetmiş görünüyordu. Bu durum Kral 14. Louis'nin sarayında büyük şaşkınlık yarattı. Güneş Kral'ın şöyle söylediği aktarılıyor: "Fransız Bilimler Akademisi, Fransa'dan tüm düşmanlarının aldığından daha fazla toprak aldı."

Berg, "Sanırım bunun nedeni, haritada adımızın geçecek kadar önemli olup olmadığımızı görmek istememiz. Özellikle başkentten değil de küçük bir şehirden geliyorsanız. Bu aslında eski bir alışkanlık. Abraham Ortelius (ilk atlasın yaratıcısı) 1572'de şöyle yazmıştı: 'Çoğu insan bir haritayı açtığında önce kendi yerini arar.'" diyor.

Haritalar farklı dünya görüşlerinin temsilleri olarak görülebilir mi? Berg, "Hem evet hem hayır. En zor olan şey, tabii ki, Dünya'nın yuvarlak, haritanın ise düz olması. Bu yüzden neyin nasıl temsil edileceğine dair zor kararlar almak gerekiyor. Ama neyin dahil edileceğine de karar vermek zorundasınız. Politika her zaman haritalara yansıyabilir," diyor.

Berg, haritaların geçmişi yorumlamamızdaki önemini vurguluyor. "Eski haritalara bakmak tarih kitapları okumaya benzer. Sınırların nerede olduğuna, nerede olmadığına veya yer isimlerinin yüzyıllar içinde nasıl değiştiğine bakmak büyüleyici. Bir bölgenin nüfusunu gösteren haritalara baktığınızda, örneğin eski Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nda Çekler, Slovaklar, Macarlar arasında nüfusun nasıl dağıldığını görebilir, modern Avrupa haritasıyla karşılaştırabilirsiniz. Macaristan'da, mevcut hükümet için haritalar çok önemli. Macaristan'ı daha büyük gösteren haritaları var; bu haritalarda kendilerine ait olduğunu düşündükleri topraklar yer alıyor ve komşu ülkelerin büyük bölümlerini de Macaristan'ın parçası olarak gösteriyorlar. Yani bugün bile haritalar politik amaçlarla kullanılıyor," diyor.

Gelecekte insanların mevcut haritalarımıza bakarak kim olduğumuz hakkında ne düşüneceği sorusuna ise Berg, "Bu iyi bir soru. Google Haritalar tamamen reklam ve haritada görünmek için ödeme yapan işletmeler tarafından finanse ediliyor. Geleneksel olarak, büyük kartografik projeler devletler tarafından finanse edilmişti. Hükümetler hâlâ haritalama projelerini finanse ediyor çünkü sanırım Google hiçbir zaman yeraltı altyapısını, su borularını ve benzeri şeyleri haritalamakla ilgilenmeyecek; bunlar hükümet ve toplum için gerekli," yanıtını veriyor.

Berg, haritaların milliyetçi duyguların etkisiyle farklılıkları ortadan kaldırdığı ve nüfusları eşitlediği durumları da ele alıyor. Örneğin, 17. yüzyılda Fransa haritasında, Fransızca'nın yanı sıra İtalyanca, Almanca, Bretonca, Katalanca'nın da konuşulduğu bir ülkede tüm bölgeleri aynı renk ve dille tasvir etmek, Fransız ulusunun nelerden oluştuğu sorusunun siyasi açıdan yüklü hale geldiği bir dönemde ortaya çıktı.

Sonuç olarak, haritalar sadece coğrafi bilgiler sunmakla kalmaz; aynı zamanda toplumların değerlerini, tarihlerini ve dünya görüşlerini yansıtan önemli belgeler olarak da karşımıza çıkmaktadır.