Hayvanların ne söylediğini anlamaya yaklaştık mı? Hayvanlarla konuşmak önceleri yalnızca kitaplarda ve filmlerde karşımıza çıkan bir konuydu. Acaba hala bir hayal mi yoksa çok yakında gerçek mi olacak? Hayvanlarla nasıl iletişim kurulabileceğine dair bilimsel araştırmalara ödül veren Coller Dolittle Yarışması'nın ilk kazananı geçtiğimiz yıl belirlendi. Yunusların çıkardığı ve ıslığa benzeyen bazı seslerin insan kelimelerine benzer şekilde işlev görebileceğini keşfeden ABD'li ekip ödülün sahibi oldu. Peki, yapay zeka burada bize nasıl yardımcı olabilir?

Yeni sesler

Teknoloji insan iletişimi hakkındaki bilgimizi genişletti. Özel mikrofonlar artık yarasaların çıkardığı ultrasonik sesler gibi insan kulağının duyamayacağı sesleri kayıt altına almamızı sağlayabiliyor. University College London'da ekoloji ve biyoçeşitlilik alanında çalışan Kate Jones, insan kulağının 20 kHz'e kadar sesleri duyabildiğini, bazı yarasaların ise "212 kHz'e kadar" ses çıkarabildiğini söylüyor. Jones, "Bir memeli hayvan sesi nasıl kullanıyorsa, onlar da sesi öyle kullanıyor. Birbirlerine üzgün olduklarını, korktuklarını söylemek ya da çiftleşme çağrısı olarak kullanıyorlar" diyor.

İnsanlar kendi duyularımızın algılayabildiği neyse o sınırlar içinde olmaya alışık. Ancak yeni teknolojiler bizi bunun ötesine taşıyabilir. Jones, "Bu doğa ve algı hakkındaki fikirlerimizi de değiştiriyor. Çünkü çok daha fazlasının olabileceğini biliyorum" diyor. 1980'lerin ortalarında biyolog Katy Payne, ABD'nin Portland şehrindeki bir hayvanat bahçesini ziyaret etti ve fillerin yanındayken garip bir his duydu. Payne, kayıt aletlerini kullanarak fillerin düşük infrasound aralığında sesler çıkarttıklarını fark etti. Bu keşif fillerin nasıl iletişim kurduğunu anlamak adına devrim niteliğindeydi.

Gerçek zamanlı işlemci

University College London ile işbirliği yapan araştırmacı Alastair Pickering, fillerin çıkardıkları sesleri yaş, cinsiyet, davranış ve hatta duygusal durum gibi kriterlerle etiketlendirdi. Bu etiketlerle oluşturulan veri tabanı yapay zeka algoritmasını eğitmek için kullanıldı. Pickering, "Ses kaydını inceliyoruz ve örneğin 'görüntünün bu kısmında stres altında bir erkek fil var' diyoruz. Yapay zeka, daha sonra bu görüntüleri etiketlerle ilişkilendirmeyi öğreniyor" diyor.

Hayvan çevirmeni

Jones, yapay zekanın fillerin davranışlarını anlamamıza ve tahmin etmemize yardımcı olmanın yanı sıra, yarasaların seslerine bakarak türlerini belirlemek için de kullanılabileceğini söylüyor. Jones, "Yapay zekayı aradaki farkı ayırt edebilecek şekilde eğitiyorsunuz" diyor. Yapay zeka, tıklama sesleriyle iletişim kuran ispermeçet balinalarının dilini çözmek konusunda da ümit vadediyor. New York Şehir Üniversitesi'nden biyoloji profesörü David Gruber, balinaların çıkardıkları tıklama seslerindeki yapısal özellikleri incelemiş. Balinaların bir sonraki tıklama seslerini tahmin etme konusunda başarılı sonuçlar elde etmişler.

Sonuç olarak, hayvanlarla iletişim kurma çabaları ve yapay zekanın bu alandaki rolü, gelecekte hayvanların duygusal ve sosyal yaşamlarını anlamamıza büyük katkılar sağlayabilir. Ancak, bu iletişimin ne derece etkili olacağı ve hayvanlarla gerçekten konuşup konuşamayacağımız hala tartışma konusudur.