TCMB’nin faiz artırımına bağlı olarak mevduat faizlerinde yükseliş yaşanırken enflasyona karşı korunma çabası öne çıktı. Mevduat faizinde stopaj olsa da “risksiz” getiri söz konusu. Faizler bu seviyesini daha ne kadar koruyabilir, önemli soru ama piyasada haziran sonrası için TCMB’den faiz indirimi beklentisi var. Yüksek faiz borsa için de ciddi bir alternatif. Reel ekonomi için de sorun yaratıyor. Diğer yandan yatırımcıların önemli bir bölümünün dikkati hâlâ altında.

Piyasalarda dalgalı seyir devam ederken azalan risk iştahı güvenli limanları öne çıkardı. Tasarruf sahipleri ve yatırımcılar defansif tavırla risksiz veya daha az riskli alternatiflere yöneldi. Altın, döviz ve faiz ilk akla gelen yatırım araçları oldu.

Geçtiğimiz aylarda TCMB’nin faiz indirim sürecinin başlamasıyla borsaya yönelim ile birlikte BIST100 Endeksi’nde yükseliş yaşanmıştı. Sonraki aşamalarda TCMB’nin faiz artırımlarıyla yatırımcılar için adresler tekrar değişmeye başladı. Faiz yüksek kaldığı sürece muhtemelen defansif tavır korunacak.

Mevcut faiz reel getiri imkânı da barındırıyor. Hali hazırda yıllık enflasyon yüzde 38.1 olarak görülüyor. Döviz kurlarındaki yükselişle kur geçişkenliğine bağlı olarak bir miktar daha yükselmesi olasıdır. Ancak halen yıllık enflasyon beklentileri yüzde 30 civarında şekilleniyor. Gerek tahvil gerekse mevduat faiz oranları bu oranın üzerinde.

Piyasada haziran sonrası için TCMB’den faiz indirim beklentileri dillendiriliyor. Ancak faiz kararı verilirken iç ve dış piyasalarda o günün şartları önemli olacak. Yüksek faiz yatırım tercihlerinde önemli bir referans olduğu kadar borsa için de ciddi bir alternatif. Tüketici talebini baskılarken ekonomide büyümeyi yavaşlatıp kredi faizleriyle maliyetleri artırıyor. Bu da arz enflasyonu demek.

Diğer yandan altın fiyatlarında hareketlilik sürüyor. Yatırımcıların önemli bir bölümünün dikkati halen o tarafta. Altın zaten konut ve dövizle birlikte geleneksel yatırım araçlarından biri.

TCMB verilerine göre 14 Mart tarihinden bu yana yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatında yaklaşık 17 milyar dolarlık bir artış söz konusu. TCMB dün TL’ye geçişi destekleyecek bazı önlemleri yürürlüğe koydu. Konut satışlarında ise geçen yıl görülen yükseliş ivmesi azaldı.

Bu şartlar altında Borsa İstanbul’a ilginin zayıflaması olağan bir durum. İç gündemin zorlaşması, olumlu fiyatlamaya konu olacak beklenti ihtiyacının sürüyor olması, yerli ve yabancı katılımcı eksikliği, dış borsalardaki yükselişe duyarsız kalınması gibi gelişmeler borsanın baskı altında kalmasına neden oldu. Ciddi bir satışla karşılaştı ve önemli destek noktalarına çekilerek ucuz ve primsiz bir görünüm vermeye başladı. Ancak “Ucuz etin yahnisi yavan olur” misali alıcı çekmek için bu görünüm henüz yeterli olamıyor.

Yabancı yatırımcılar nihayet alım yapmaya başladı. TCMB verilerine göre 25 Nisan ile biten haftada yabancı yatırımcılar 92 milyon doları hisse senedi, 476 milyon doları tahvil bono olmak üzere toplamda 568 milyon dolarlık alım yaptı.

Dikkatler yarın açıklanacak nisan ayına ait enflasyon verilerinde olacak. Piyasa beklentisi aylık yüzde 3’ün hafif üzerinde olacağı yönünde.

Borsada tepki alım denemelerine rağmen düşüş eğilimi ve destek arayışı devam ediyor. İlk destekler 9.050-9.000 seviyelerinde bulunurken bu noktalar kısa dönem için önem kazanmış durumda. Aksi taktirde sonraki destek ve tutunma noktalarını 8.870 ve 8.560 seviyelerinde aramak gerekecek. Yukarı yönlü hareketlenmelerde ise ilk dirençler 9.300 ve 9.400-9.500 seviyelerinde görülüyor.

Dış piyasalarda ABD ile Çin arasındaki gümrük tarifeleri sorunu sürmekle birlikte anlaşma umutları iyimser algıya neden oldu.

ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4.31, Euro/dolar paritesi 1.1304, dolar endeksi 100.00, altının ons fiyatı 3.241 dolar, gümüş 32.00 dolar, brent petrol 61.30 seviyelerinde seyrediyor.