Türk toplumunun köklü kültürel mirasında, bilgi ve deneyim paylaşımına dayalı sıcak ilişkiler her zaman önemli bir yer tutmuştur. Ancak günümüzde bireyler arasındaki mesafe giderek artarken bu durum toplumsal psikolojiyi de olumsuz etkilemektedir. Sanal iletişimin yaygınlaşmasıyla birlikte, insanlar gerçek hayattaki ilişkilerden uzaklaşırken yalnızlık duyguları da artıyor. Oysaki aile ve arkadaşlarla kurulan sıcak bağlar, kişilerin psikolojik sağlığı için hayati önem taşıyor. Farklı deneyimlere sahip insanların hikayeleri ise insanlar arasında terapi niteliği taşıyabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sosyal izolasyonu da sigara, aşırı alkol tüketimi, obezite ve diğer halk sağlığı tehditleriyle birlikte bir halk sağlığı sorunu olarak tanımlıyor.
DİJİTAL ONAY YALNIZLAŞTIRIYOR
Sanal iletişimin giderek yaygınlaştığı bir dönemde insanlar gerçek ilişkilerden uzaklaştıkça yalnızlık duygularının derinleştiğini belirten Dr. Hülya İskenderoğlu Bahat, “İnsanlık tarihinde hiç olmadığı kadar 'bağlantılıyız'; ancak nedense kendimizi hiç bu kadar yalnız hissetmedik. Çünkü ceplerimizde kocaman ağlar taşıyoruz. Bizi birbirine bağlamak için inşa edilen platformlar, ironik bir şekilde, bizi daha da yalnızlaştırıyor ve gerçek dostlukları yüzeysel paylaşımlara indirgiyor. Ekranların ardında yaşamak yerine, gerçek hayatta birbirimize dokunmak; yüz yüze konuşmak, dertleşmek ve paylaşmak çok daha değerli” dedi.
GERÇEK BAĞLAR YİTİYOR
Hikayeler, geçmişten bugüne insanları birbirine bağlayan en güçlü köprülerden biri olduğunun altını çizen Dr. İskenderoğlu Bahat, sözlerine şöyle devam etti: “Bir insanın deneyimi, bir başkası için iyileştirici bir ışığa dönüşebiliyor. Çünkü her hikaye, düştüğünde kalkmayı başaran, en savunmasız anında bile umudun peşini bırakmayan bir insanın sofrasıdır aslında. O sofraya oturduğunuzda, bir başkasının yaşadıkları sizin yalnızlığınızı alır. Maalesef mahallelerde, sokaklarda kurulan bağların yerini ekranların soğuk ışığına bıraktı.”
Kaynak: Web Özel





