Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB Davası’nda ikinci celsenin 35’inci günü başladı.

Ekrem İmamoğlu’nun yaklaşık dört gün sürmesi beklenen savunması 3’üncü gününde sürüyor.

Savunmasının ilk gününde söz alarak duruşma salonunun tasarımını eleştiren ve adil yargılama vurgusu yapan İmamoğlu, savunması sırasında Halk TV'ye el konulmasına tepki göstererek, "En çok takip edilen haber kanalını yok etme çabası da bir akıl tutulmasının, bir zehirlenmenin sonucudur. Kıymetli halkım çok önemlidir. Lütfen Halk TV'yi yalnız bırakmayın” dedi.

İkinci günde CHP İstanbul İl Başkanlığı binasının satın alınmasına ilişkin suçlamalar kapsamında Kılıçdaroğlu’nun tanık olarak dinlenmesini talep etti. Öğle arasının ardından savunmasına devam eden İmamoğlu, İBB iştirakleri üzerinden yöneltilen suçlamaları reddetti.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı İmamoğlu’nun duruşmadaki beyanları nedeniyle “kamu görevlisine aleni hakaret” iddiasıyla resen yeni bir soruşturma başlattı. İmamoğlu’nun üçüncü gün savunması başladı.

Tutuklu sanıklar salona getirildi.

İzleyiciler, Ekrem İmamoğlu çıkınca, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” diye slogan attı. Bazı yurttaşlar mesafeden dolayı dürbünle seyretmeye çalıştı.

İmamoğlu, saat 12.07 itibarıyla başladığı savunması öncesinde yağış sebebiyle hayatını kaybedenler için başsağlığı diledi.

YAĞIŞ FELAKETİ VE TBB SEÇİMLERİ

İmamoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Üçe çıktığını öğrendim kısıtlı imkanlarla. Kaybolanlar var. Umarım kayıplar bulunur. Vefatlara çok üzgün olduğumu ve başsağlığı dileğimi iletmek istiyorum. Her afet sorumluluğumuzu hatırlatıyor. Millet adına devletin her kurumunun birlikte çalışmak üretmek senkronize halka hizmet etme sorumluluğunu taşımak zorunluluğunu hatırlatmalı. AK Parti Üsküdar Meclis Üyesinin vefatını öğrendim. Ailesine baş sağlığı diliyorum. AK Parti teşkilatına da rahmet başsağlığı diliyorum."

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimleri hakkında konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ne yazık ki 2024’ten bu yana yani bir buçuk yıl içerisinde dördüncü kez seçildi. Burada bulunmamızın yargı eliyle siyaseti dizayn etme gayretinin yargı eliyle muhalefeti baskı altına almak hatta devre dışı bırakmak müdahalesinin kötü mücadelenin tezahürü. Dün yine bir Türkiye Belediyeler Birliği seçimine sebep oldu. Halkımız da biliyor ki hakkıyla Türkiye’nin birinci partisi olup pek çok belediyeyi kazanan bizler ve yerel yönetici arkadaşlarımız kapsayıcı bir modelle bütün partileri davet ederek seçim tavrımız olmuştu. Sadece Cumhur İttifakı biz katılmayzı rakip çıkaracağız dediler. Onun dışındaki bütün partileri yönetimimize aldık. Ve ben Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçilmiştim. 19 Mart darbesinden sonra Zeydan Karalar seçilmişti.

Ona da operasyon yapıldı. Hapiste birlikteydik. Tahliye oldu görevine dönemedi. Onun yerine Vahap Seçer Belediye başkanımız seçildi. Ne yazık ki geçen hafta aynı usulle şafak vakti ya da karanlıkta bir operasyonla o da devre dışı bırakıldı ve dördüncü kez Eskişehir BB Başkanımız kıymetli Ayşe Ünlüce dün yine Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildi. Türkiye’deki hukumet yargı eliyle görevinizden almak için her şeyi yapacağım diyor. Muhalefet de sonuna kadar direneceğim diyor. Yani ortada bir yargı saldırısı var. Karşısında da milli iradenin dayanışması ve direnişi vardır. Artık bir arada durmak, demokrasiyi korumak ve yeniden var etme mücadelesidir. O bakımdan hayatidir. Ayşe Hanım’ı tekrar tebrik ediyorum."

İmamoğlu, daha sonra savunmasını şöyle sürdürdü:

"Özellikle saygı değer basınımızın yandaş basının iyi dinlemesini isterim. Bizimle ilgili iddialar atılıyor. Ortada sadece beyan var. Ortada bir delil yok. 7 ay bitti ve buradayız. Üzerine şu ekranda bir tek delil, ses kaydı, somut belge hiçbir şekilde iddia makamıyla bize gösterilmedi. Ya da burada gelen itirafçılar… bir tek delil, somut bilgi belgeyi paylaşmadılar. Sadece dedikodu. Ama ben İBB Başkanı seçildikten hemen sonra arkadaşlarımın elde ettiği veriler üzerinden somut araştırmalar elde ettiler. Bir tablo yansıtmak istiyorum.

"BİZİM ŞİKAYET ETMEMİZE ENGEL OLDULAR"

Evet, şimdi AK Parti döneminde yani seçilmemden hemen önceki dönemde burada gördüğünüz bütün dosyalar belgeli tespitli, teftiş kurulumuzun somut bir şekilde tespit ettiği ve hakkında gerekli işlemi yaptığı dosyalardır. Bunların 33’ü listede var. Onları ayırdık çünkü ne yazık ki bizim için gerekli işlemleri yapıyoruz ve bir kısmını da beyan ettikten sonra, bakın bu Türkiye Cumhuriyeti dahilinde hiç olmadı, İçişleri Bakanı bu belgeleri bizden aldı, el koydu ve ben soruşturacağım dedi. Bizim şikayet etmemize engel oldular. 64’ü hakkında suç duyurusunda bulunduk, 146’sı da bildirdiğimiz dosyalardır. Bakın sadece 33 dosyanın bedeli 2 buçuk milyar dolardır.

İçişleri Bakanlığı daha önce görülmemiş şekilde İBB Müfettişlerimizce yürütülen dosyalara el koydu. Bu tarihte görülmüş bir şey değil. 2 buçuk milyar dolarlık usulsüzleri ispat eden raporlar… Büyük bir kısmı zamanaşımına uğratılarak kovuşturmaya yer yok kararı vermesi çürümedir, keyfiliğin zirvesidir. Beni ve yol arkadaşlarımı da ifade ettiğim gibi hiçbir delil olmadan tutuklu yargılamaya devam ediyorlar. Milletliğimiz bu ikiyüzlülüğü görüyor.

Bir sonraki görsele geçelim. Bu çok enteresan. 34 Ekim 2016’da Başakşehir’de askeri alan niteliğinde bir özel mülk. O günün kuruyla 13 buçuk milyon dolar karşılığı bedelle İBB tarafından satın alınıyor. Bakın askeri alanın içinde. Bakın hemen alt köşede yeşilin içerisinde (tablodan gösteriyor) arazi kamulaştırılıyor. Müfettiş raporunda söz konusu taşınmazın doğrudan temin yoluyla satın alındığı taşınmaz malik vekillerin eski Maltepe ilçe başkanı olduğu, isimleri vermiyorum medya temin eder, taşınmaz bedelinin doğrudan onun hesabına gönderildiği, söz konusu taşınmazın askeri stateji alan olarak fonksiyonlandırılmış olduğu, İBB hizmetlerinde kullanılmasının mümkün olmadığı…

Ben yedi yıldır başkanım, İBB’nin askeri bir birliği yok, gücü yok. Askeri strateji alan diye görünen yer kamulaştırılıyor. Ayrıca AK Parti İBB yönetimi hiçbir şekilde kullanamayacağı araziyi 13 buçuk milyona alıyor. 2021’de müfettiş arkadaşlar gayrimenkul değerlendirmesi yapıyor. 2 milyon dolar o günkü kurla. Özetle, 13 buçuk milyon dolara alınan arazinin gerçek değerinin beş yıl sonra 2 milyon dolar olduğu ortaya çıkıyor. Bakın 11 buçuk milyon dolar. Kaldı ki aslınds 13 buçuk milyon doların tamamı kamunun kasasından, milletin kasasından, sırf AK partili olduğu için… Askeri bir yeri İBB neden alsın? İBB’nin hiçbir işine yaramaz bu. Stratejik askeri alan. Resmen kamunun kasasından hırsızlık yapılmış. Başka bir tarifi yok.

KİPTAŞ ARSA ALIMI

Bir sonrakine geçelim. KİPTAŞ arsa alımı. Bu çok enteresan. Birilerinin cebine 37 milyon dolar para aktarılmış. Dört günde. Kör göze parmak mı soktu, kol mu soktu, bu nasıl yapıldı bilinmez. Bahçeşehir’deki bir firmadan 7 Ocak 2016’da 49 buçuk milyon TL bedelle İBB ile yani KİPTAŞ ile başka bir ilişkiye geçecek firmaya satılıyor. Sadece dört gün sonra 11 Ocak’ta tam 130 milyon liraya KİPTAŞ’a satıyor. Burada dikkatinizi çekmek istediğim şu: Satın alan aldırılan firma yalnızca dört gün sonra, tam 81 milyon lira kâr ediyor. O günün güncel kuruyla 27 milyon dolar. Yani bir firma araziyi alıyor, sadece dört gün sonra üç katına araziyi satıyor. Ve kime, İBB’ye. Yani kurnazlar göz göre göre kazık atıyor aradaki farkı cebe indiriyor. Süper ticari deha. Gerçek ne? Arada birileri muazzam zenginleşiyor. Arazi ise yine fahiş fiyatla KİPTAŞ’a aktarılıyor. Dedikodu değil, somut değil. Güncel kurla 1 buçuk milyar liraya yakın. Vatandaş artık zaten milyarı katrilyonu falan anlamıyor yani.

Sonuç mu? Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı kovuşturmaya yer yok kararı veriyor. Ve çok enteresandır bu firma hemen o günlerde hükümete yakın bir vakfa yurt yapıyor. Başka şeyler de var. KİPTAŞ kazık atıyor.

Fatih Vatan Caddesi’ne gelelim… İBB tarafından 2017 yılında 430 milyon TL’ye o zamanın kuruyla 119 milyon dolara Metal Yapı’dan satın alıyor burayı. Bu firmanın 2011’de burayı Fatih Beeldiyesi’nden alırken ödediği para 13 milyon dolar. Bu firma burayı belediyeden aldıktan sonra İstanbul Büyüşehir Belediyesi meclisince imar planları değişikliği yapılarak arazinin değerlenmesi sağlanıyor. Sürecin planlı bir şekilde yürütüldüğünü, firmanın yönetim kurulu başkanının dilekçelerinden anlıyoruz. Bu dilekçelerde firmanın alacağı parayı nerelerde kullanacağı ve bu işlemlerin Cbaşkanlığı nezdinde yapılan görüşmelerde kararlaştırılacağı belirtiliyor. Belgeyle anlatıyorum size. Bu dosyaya İçişleri Bakanlığı tak diye el koyuyor. Sayın Cumhurbaşkanı ne diyecek merak ediyorum. Bizzat onayıyla 106 milyon dolardan fazla İBB’nin kasasından para çıkıyor. Ne güzel hayat değil mi?

Bakın devlette bakanlık yapmış birisi, seçime iki üç gün kala, bilgi işlemle ilgili bir işi, yapılmamış bir işi, o zaman genel sekreter yardımcısıyken, yapılmış diye imzalıyor. Çok enteresan, belli ki seçimde ihtiyaç var. 154 milyon lirayı, 8 Nisan 2019’da, henüz benim mazbatam verilmediğinde… 31 Mart’tan hemen sonra, bakanlık yapmış kişinin imzasıyla, o parayı ödetiyor. Bizim arkadaşlarımız geldiğinde böyle bir işin yapılmadığını tespit ediyor. Savcılık buna kovuşturmaya yer yok kararı veriyor. Nasıl biliyor musunuz. Meşhur bir bilirkişi varya, bu dosyada da o var. Her şeye karar verebiliyor. Bilgi işlem mi? Onu da halleder. Ticareti de biliyor. Bilmediği iş yok. İşte ahtapotun kolu bu. Ben demedim bunu. İlk kimin dediğini hatırlıyorsunuz. Sayın Cumhurbaşkanı dedi. Ahtapotun kolunu ben bilmem bir tek balık lokantalarında biliyorum. Dünya alem biliyor dertlerinin yolsuzluk olmadığını. İstanbul’da çıkalım Türkiye’yi gezelim yağma diyelim yolsuzluk, rant diyelim herkesin aklına gelecek kişi, kurum ve partiyi ben biliyorum. En az yüzde 80. Bu kadar iddialı konuşuyorum."