İbn-i Rüşd 1126 ile 1198 seneleri arasında yaşamış önemli bir felsefecidir. İbn-i Rüşd felsefeci, doktor, fıkıhçı, matematikçi ve tıpçı mesleklerine sahip bir bilim insanı olarak bilinir.

İbn-i Rüşd, Arap felsefecidir ve İslam felsefesi alanında oldukça önemli bir kişidir. 14 Nisan 1126 senesinde Kurtuba'da doğmuş olan İbn-i Rüşd'ün en büyük özelliği Aristo'yu Avrupa'ya tekrar tanıtmış olmasıdır. Tanıtırken tercümelerden ve yorumlardan faydalanmıştır. Eğitim hayatına babası ve dedesinin konumları sayesinde zengin okullarda ve iyi bir kültürel çevre ile başlamıştır. Dönemin seçkin hocalarından dersler almıştır. Temel dini ilimleri ilk olarak babasından öğrenmiştir fakat fizik, politika, matematik, mantık, edebiyat, tıp, psikoloji, zooloji, tabiat bilimleri ve ahlak alanlarında da eğitimleri bulunur. İbn-i Rüşd kadılık yapmıştır ve bu mesleği de kendisinin dini bilgisinin güçlü olduğunu gösterir. Ayrıca halifenin özel doktorluğunu yapmıştır ve bu da kendisinin tıp bilgisinin ne kadar iyi olduğunu gösterir bir özelliktir. Halifenin isteği doğrultusunda Aristo'nun yazmış olduğu eserlere şerh yazmıştır, kendisinin felsefi bilgisini de böyle anlamak mümkündür.

İbn-i Rüşd eserlerinden tıpla ilgili olanı Kitabu'l külliyat, matematik ve astronomi ile ilgili olanı Makale fi cevheril felek, metafizik ile ilgili olanı da Telhisu maba-det tabia eseridir. Kelamla ilgili olarak Faslü'l makal, fıkıhla ilgili olarak da Nihayetü'l muktesid ve Bidayetü'l müctehid eserlerini kaleme almıştır.

İbn-i Rüşd tıp alanında çok etkili bir kişidir, hatta Batılı alimleri de etkileyen eserler yazmıştır ve yazdığı bu eserler batıda eğitim kitabı olarak kullanılmıştır. Tıp bilimiyle ilgili yaptığı ve tanınmasını sağlayan çalışmalarından en önemlisi El Külliyat Fıt Tıbb ismindeki kitabıdır. Bu kitabı Latinceye çevrilmiştir ve tıp dünyasında oldukça fazla kullanılmıştır. El Külliyat Fi't Tıbb kitabı ile İbn-i Rüşd özellikle de hastalıkları tek tek ve detaylı bir şekilde inceleyen İslam alimi olmuştur. İbn-i Rüşd aynı zamanda küçük ve büyük dolaşımını da ilk keşfeden bilim insanıdır.

İslam felsefesindeki Meşşai ekolünün en önemli temsilcilerinden biri olan İbn-i Rüşd tanrının bilgisi ile varoluşu arasında mutlak ilişki olduğunu savunmuştur. Kendisinin inandığı felsefi düşünceye göre Tanrının bilgisinin varlığın nedeni olduğudur. Eğer tanrının olduğunu biliyorsak tanrı olduğu için bunu biliyoruz düşüncesine sahiptir. İbn-i Rüşd bu düşünceyi asıl olarak Tanrı'nın kendini bilmesi olarak da tanımlar.

İbn-i Rüşd'ün sözlerinden bazıları:

  • "Her nerede olursak olalım ilim bizim ana yurdumuzdur, bilgisizlik ise bize çok uzak ve yabancı bir yer."
  • "Gerçek diğer gerçeğe zıt olamaz, aksine onunla uyumlu olur."
  • "Sanattan anlamayan kişi, sanat eserini bilmeyen kişi sanatkarı da bilemez."
  • "Bilgi, nesne ve kavrayışın uyumlu olması sonucu ortaya çıkar."
  • "Fikirlerin kanatları vardır bu nedenle kimse bilginin insanlara ulaşmasını engelleyemez."