Real Madrid, Kulüpler Dünya Kupası’ndan itibaren büyük umutlarla yeni bir döneme girmişti. Bayer Leverkusen’de tarih yazan Xabi Alonso’nun gelişi, hem gençliği hem de kulübe duyduğu aidiyetle taraftarları heyecanlandırmıştı.

Ne var ki, turnuvada alınan sonuçlar beklentileri karşılamadı: Takım, Paris Saint-Germain’e karşı yarı finalde ağır bir yenilgi aldı. Yine de bu durum, Xabi’nin denemek istediği yenilikler ve sistem değişiklikleri düşünüldüğünde makul bir başlangıç olarak görülüyordu.

Turnuvada bazı olumlu sinyaller vardı. Arda Güler’in yüksek performansı, genç oyuncu Gonzalo’nun katkısı ve Alonso’nun açık mesajı “Real Madrid’de oynamak istiyorsan, bunu hak etmelisin.” Bu söz, özellikle son yıllarda “formayı terletmeyen” oyunculardan bıkmış taraftarlar için moral kaynağı olmuştu.

Gerileme sinyalleri
Ancak sonraki haftalarda tablo değişti. Real Madrid, geçtiğimiz sezonki haline benzer biçimde ruhunu ve takım oyununu kaybetmiş bir görüntüye büründü. Oyuncular sahada disiplinsizdi, bireysel yeteneklerle maç kazanmaya çalışıyorlardı.

Liverpool karşısındaki etkisiz futbol bu durumu net şekilde gösterdi: takımın hiçbir planı yoktu ve karşılaşma sonrası büyük soru işaretleri oluştu. Bu şüpheler, Rayo Vallecano maçından sonra daha da arttı.

Alonso’nun durumu
Xabi Alonso’nun tavırlarında yorgunluk ve güvensizlik seziliyor. Takım yıldızlarla dolu olmasına rağmen, teknik direktör oyuncuların oyuna tam olarak odaklanmadığını düşünüyor. Bu sorun, Zidane ve Ancelotti dönemlerinden kalan “özgürlükçü” futbol anlayışının mirası olarak görülüyor.

Rayo karşısında yaptığı değişiklikler de eleştirildi: Mbappé, Vinicius ve Bellingham 90 dakika sahada kalırken, Endrick ve Gonzalo hiç şans bulamadı. Bu durum, Alonso’nun büyük yıldızları dinlendirmekte ya da rotasyona sokmakta zorlandığı izlenimini güçlendirdi.

2018’e benzer bir tablo mu?
Bu tablo, taraftarların aklına 2018 yılını getiriyor. O dönem Julen Lopetegui de topa sahip olma ve yüksek pres odaklı bir futbol sistemi getirmek istemiş, ancak oyuncuların fiziksel eforu artırmayı reddetmesi nedeniyle sadece dört ay görevde kalabilmişti. Benzer bir “direnç” şu anda da konuşuluyor.

Belirsiz ama umutlu bir gelecek
Şimdilik Xabi Alonso’nun projesi hâlâ ayakta; ancak şüpheler artıyor. Oyuncuların isteksizliği, baskı eksikliği, bireysel oyun anlayışı ve teknik ekiple yaşanan gerginlikler projeyi zorluyor. Önümüzdeki milli ara, bu sürecin dönüm noktası olacak gibi görünüyor: hem takımı sakinleştirmek hem de Alonso’nun otoritesini yeniden güçlendirmek için kritik bir fırsat.