İstanbul'daki 6,2'lik deprem yürekleri ağızlara getirirken, kamuoyu İstanbul'da yıkıcı bir depremin olup olmayacağına odaklanmış durumda. Türkiye'nin en kalabalık şehri; riskli zemini, eskimiş durumdaki yapı stoku nedeniyle endişelere neden oluyor. Olası bir depremde enkaza ulaşmanın, yardım faaliyetlerini organize etmenin zor olacağı belirtilirken sivil toplum örgütleri de hazırlıklarını yoğunlaştırıyor. Dr. Bediz Yılmaz ve Evren Yıldırım tarafından kaleme alınan "Yaşam Parkları: Afet Sonrası Yaşamın Yeniden Kurulmasında İlk Adım Olarak Parklar" başlıklı kılavuz ise muhtemel bir afet sonrası ilk 72 saatte parkların nasıl yaşam parkına dönüştürülebileceği konusunda eğitimler içeriyor.
Yaşam Parkları kılavuzunda afet sonrası ilk 72 saatte temel ihtiyaçların nasıl karşılanacağı anlatılıyor.
HAYATTA KALMA BECERİSİ
Kılavuz, afetten kurtulanların afet sonrasında yaşamsal destek sağlanıncaya kadarki kritik 24, 48, 72 saatlik veya bir haftalık sürelerde hayata tutunmaları için gereken altyapı ve becerilerin organizasyonuna dair bir model öneriyor. Kılavuzun ilk bölümünde "Yaşam Parkı" kavramına ve temel özelliklerine yer verirken, ikinci bölümde ise böyle bir parkın bel kemiğini oluşturan ekolojik altyapı unsurları ve kentlileri afet sonrasına hazırlayacak çeşitli hayatta kalma becerileri örneklendiriliyor.
JAPONYA MODEL OLDU
Kılavuzda "Yaşam Parkı" şöyle tanımlanıyor: "Yaşam Parkı normal durumlarda insanların rekreasyon ihtiyaçlarını gideren ve kentin ekosistemini destekleyen, acil durumlar ve doğal afetler sırasında da insanların güvenli bir şekilde barınabileceği, acil durum hizmetlerinin sağlanabileceği ve toplulukların hazırlıklı olma düzeylerini artırmak için tasarlanmış alanlardır." Bu alanda Japonya'nın model alındığı belirtilerek, "Japonya’da afet alanlarının yeniden düzenlenmesi üzerine yapılan çalışmalar, 1995’teki Büyük Hanşin Depremi (Kobe Depremi) sonrasında binalar ve sert altyapı ile karşılaştırıldığında parkların daha az hasar gördüğü, bu durumun da parkların daha kolay tahliye noktaları haline gelmesine olanak sağladığını aktarılıyor" bilgisi veriliyor.
TEMEL İHTİYAÇLAR
Kılavuzda halkın en fazla tercih ettiği parkların yaşam parkı olarak düzenlenmesi için yerel ve merkezi yönetimle birlikte yasal zemin hazırlanması gerektiğine değinilerek yaşamsal faaliyetlerle ilgili şunlara dikkat çekiliyor:
- Afetin hemen sonrasında gıdaya erişim zor hatta bazı durumlarda imkânsız olacaktır. Uzun süre dayanabilen pirinç, bakliyat, konserve gıdalar, kurutulmuş meyve gibi yiyeceklerin ve içme suyunun afetzedelerin ilk günlerdeki temel gıda ihtiyacını karşılamak üzere depolanması gerekir.
- Dayanıklı gıda deposu, açık veya kapalı yemek pişirme alanlarının yanı sıra gıda yetiştirilen bahçe veya bostan ile de yakın konumlandırılmalıdır. Bütün bu birimlerin eşgüdüm içerisinde çalışması afeti takip eden ilk günlerde hayati bir önem taşır.
- Hijyen alanı, Yaşam Parkı içerisinde en baştan afetler de düşünülerek tasarlanmalı ve afet anında bu açıdan herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için çok yönlü tedbirler alınmalıdır.
Kılavuzdaki öneriler afetin hemen ardından oluşabilecek kaosun önlenebilmesi açısından önem taşıyor.
KOMPOST TUVALETLER
Kılavuzda en temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı afet sonrası zamanlarda hijyenik tuvalet için de çözümler sunuluyor. Kılavuzda şunlar yer alıyor: "Mikroplu ve kimyasalların karıştığı sular, hastalıkların yayılmasında başrol oynar. Dolayısıyla suyla teması en aza indirecek, zaten az olan su varlığını verimli kullanacak, aynı zamanda insani atıklarımızı en hijyenik biçimde bertaraf edecek, hatta daha uzun vadeli yerleşkeler söz konusu olduğunda bu atıkları önemli bir toprak besleyici kaynağa dönüştürerek gıda üretimine katkıda bulunacak basit, ucuz, dirençli sistemler önem taşır."





